1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Cumhurbaşkanı İyi Konuştu, Ama…
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Cumhurbaşkanı İyi Konuştu, Ama…

A+A-

Sayın Erdoğan’ın İslam İşbirliği Üst Düzey Kamu ve Özel Sektör Yatırım Konferansı'ndaki şu sözleri dikkatimi çekti; “…Müslümanlar olarak 1,7 milyar gibi muazzam bir beşeri kaynağa sahibiz, yani dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 24'ü… Nüfus yanında, doğal kaynakları ve stratejik konumuyla da İslam ülkeleri gerçekten büyük bir potansiyel barındırıyor. Bununla birlikte İslam coğrafyasının bir yanı lüks ve şatafat içinde yaşarken, diğer yanda açlık, kıtlık ve fakirlik hüküm sürüyor. Hâlbuki dünya nüfusundaki payı yüzde 7'nin altında olan (512 milyon)  AB'nin dünya ekonomisindeki payı yüzde 22'den fazladır. Yalnızca 330 milyon nüfusu olan ABD ise dünya ekonomisinin yüzde 24'ünü oluşturuyor.” … “Niçin hak ettiğimiz konumda olmadığımız üzerinde hassasiyetle düşünmemiz gerekiyor ve kendi sorunlarımız için başkalarını suçlamak yerine, önce kendi muhasebemizi yapabilmeliyiz. Hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmeliyiz…”

*

İşte özellikle bu son söz “…Kendi sorunlarımız için başkalarını suçlamak yerine, önce kendi muhasebemizi yapabilmeliyiz…” bana 19 Eylül 2018 tarihli ‘Suçlu Düşman mı?’ başlıklı yazımı hatırlattı.

*

TL’nin aşırı değer kaybettiği günlerde düşmanı suçlayıcı konuşmalar üzerine şöyle demiştim; “...Dünyanın yeni düzenini belirleyen ‘ekonomi’ savaşlarını, başkalarını suçlayarak mı kazanacağız?... Milletin acı çekmesine, devletin zarar görmesine sebep olan suçluların ceza çekmesi gerekmez mi? Elbette gerekir! Ancak suçu anlayarak suça ortam hazırlayan yanlışları düzeltme, eksikleri giderme kültürü zayıf toplumlar işin kolayına kaçarlar ve düşmanı suçlarlar bir de hainleri… Aynen bizim yaptığımız gibi…” “… Düşmana fırsat veren biz, haine makam kaptıran biz, peki niçin hala onları suçluyoruz? Bu davranış, suçun örtülmesine ve suçlunun korunmasına sebep olur. Düşünemiyor muyuz? Hadi bunu düşünemiyoruz. Hepimizin çok iyi bildiği şu atalar sözünü de mi anlamıyoruz; ‘Kusuru yüzüne söylenmeyen kişi, ayıbını marifet sanır’… ? Biz yanlışımızdan dönmezsek, suçluyu ortaya çıkarma bilinci olmayan kişiler her yeni sorunda birbirini düşman veya hain veya işbirlikçi diye suçlayacak ve suç suça karışacak. Bu da suçladığınız düşmanın daha çok işine yarayacak… İroni mi, komedi mi?...”

*

Evet, yani özetle düşman düşmanlık etmek için vardır, düşmanı düşmanlık etti diye suçlamak boşunadır. Yapılması gereken şey, düşman bize düşmanlık edecek cesareti ve ortamı bizim hangi yanlış düşüncemizden  veya hangi eksik işimizden alıyor? sorusuna cevap aramaktır.
*

Bir de şu var, kullandığımız sözcükleri doğru kullanmak önemlidir. Örneğin; Milliyetçilik ayaklar altına alınacak bir günah değildir, günah olan ve ayaklar altına alınması gereken ırkçılıktır. İkisi arasındaki farkı anlamak ve anlatmak gerekir. Milliyetçilikten korkup kaçarken, cibilliyetsizlik çukuruna düşme tehlikesini görmek gerekir. İslam coğrafyasının göbeğinde İsrail bayrağı veya ABD bayrağı altında devlet kurmak isteyen müslümanların millet bilincine ulaşmadığı açıktır ve böyle bilinçsiz halklar ancak İslam düşmanlarına hizmet edecektir.  Milliyetçilik birlikte gelişmenin kalkınmanın kıvılcımıdır ve ancak millet seviyesinde organize olabilen bireyler “ümmet” gibi üst kimlik yapıları kurabilirler. Irkçılık ise ayırıcı ve yıkıcıdır. Bununla birlikte, cemaatçilik, tarikatçılık, akrabacılık, hemşericilik, işi ehline vermek yerine adam kayırmak gibi davranışlar da ırkçılığın şubeleridir…. Ayaklar altında olması gereken bunlardır. Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.