1. YAZARLAR

  2. Duran ÇÖLCÜ

  3. Depreme Karşı Hazırlıklı Olmalıyız
Duran ÇÖLCÜ

Duran ÇÖLCÜ

GÖZLEM
Yazarın Tüm Yazıları >

Depreme Karşı Hazırlıklı Olmalıyız

A+A-

Deprem doğal afetlerin en acısı olduğu kadar, her türlü can ve mal kayıplarına da neden olmaktadır. Her deprem oluşunda yeniden bir karamsarlığa girerek, ne oldu, kaç kişi öldü, kaç bina yıkıldı, kaç kişinin ocağına ateş düştü? düşüncelerini İnşallah bir daha yaşamayız. Bunun için de depremle ilgili alınacak tedbirler konusunda tembel olmamalıyız. Aksine bu konuda üzerimize düşeni yapmazsak acısını yine bizler çekeriz. Öyleyse deprem bölgesinde olan ülkemizde deprem için alınacak her türlü tedbire gereken önemi vererek olası bir depremde can ve mal kayıplarının önüne geçmeliyiz. Yani kaderdir diyerek üzerimize düşen sorumluluklardan vazgeçmemeliyiz. Bu konuda hiçbir şekilde taviz vermemeliyiz. Marmara Depremi’nin üzerinden 18 yıl geçtiğini biliyor muyuz? Belki birçoğumuz unuttu ya da o depremin bizlere yaşattığı her türlü acısından dolayı da hatırlamak bile istemeyiz. Bu depremde resmi raporlara göre, 17 bin 840 kişi öldü, 43 bin 953 kişi yaralandı. 505 kişi sakat kaldı. 285 bin 211 konut, 42 bin 902 işyeri hasar gördü. Resmi olmayan bilgilere göre de yaklaşık 50 bin ölüm, ağır-hafif olmak üzere 100 bine yakın yaralı insan vardı. Ayrıca 133 bin 683 çöken bina ile yaklaşık 600 bin kişi evsiz kaldı. Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik şekillerde etkilenmiştir. Marmara Depremi gerek büyüklük, gerek etkilediği alanın genişliği, gerekse sebep olduğu maddi kayıplar açısından son yüzyılın en büyük depremlerinden birisi oldu.

***

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı İ. Hakkı Erkan beraberinde yönetim kurulu üyeleriyle birlikte yaptığı basın toplantısında Marmara Depremi’ne dikkat çekip, deprem karşısında alınacak tedbirleri hatırlattı. Erkan, “Deprem bir doğa olayıdır. Bu gerçek kabul edilmeli fakat bilimin ve mühendisliğin gerekleri de yapılmalı. Depremle birlikte ortaya çıkan can ve mal kayıplarını kadere bağlayarak sorumluluktan kaçıp kurtulma anlayışı doğru değil. Her afetten sonra sık sık yapılan yara sarma anlayışının dışında bilimin, tekniğin, mühendisliğin ve aklın gerektirdiği işlerin yapılması öncelikler arasında yer almalı. Ülkemizi, kentlerimizi, yapılarımızı depreme karşı hazırlamanın üç temel yolu bulunuyor. İlki mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi, onarılması ve güçlendirilmesi. İkincisi yeni yapılacak olan yapıları; bilimin, tekniğin ve mühendisliğin ortaya koyduğu ilkeleri yapı üretim sürecinin içine sokmak. Bu nedenle proje üretim sürecinden başlayarak yapı üretim sürecinin tüm evreleri sertifikalı mühendisler tarafından denetlenmeli. Ayrıca ortaya çıkabilecek riski azaltmak için yapıların sigorta kapsamına alınması da deprem zararlarını azaltmanın bir yolu olarak söylenebilir” diyor.

***

İ. Hakkı Erkan, depremle birlikte ortaya çıkan can ve mal kayıplarını ‘kadere’ bağlayarak sorumluluktan kaçıp kurtulma anlayışının doğru olmadığını belirtirken, bu anlayıştan kurtulmamız gerektiğine dikkat çekiyor. Diğer taraftan da ülkemizde meydana gelecek depremlerden dolayı can ve mal kayıplarının önüne geçmek içinde daha fazla gayret göstererek her türlü tedbiri zamanında alınmasını belirtiyor. Gelinen noktada ülkemiz topraklarının büyük bir bölümü deprem tehlikesi altındaysa ve hemen hemen ayda bir veya günde birkaç kez deprem yaşıyorsak depremle yaşamayı öğrenmekten başka da çaremiz yok. Öncelikle kentlerimizi depreme hazırlıklı yapıya getirmeliyiz. Yeni inşaat ve kentsel dönüşüm uygulamalarında sosyal ve toplumsal sorunların artmasının önüne geçilmeliyiz. Depreme dayanıklı binalar yapmalıyız. Bu konuda daha fazla depremden korunma yolları hakkında eğitimler verilirken, çeşitli organizasyonlar düzenlenmeli. Yüce Allah’tan (C.C.) deliğimiz şehrimize, ülkemize ve dünya genelinde böylesine acıları bir daha yaşatmaması.  Unutmamalıyız ki, deprem değil, depreme hazırlıksızlık yakalanmak can ve mal kaybına neden olur. Bundan dolayı da depreme karşı hazırlıklı olmalıyız. Bunun başka da yolu yok. Ne dersiniz sizce öyle değil mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.