1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Din, Bilim-Seçim, Demokrasi-2
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Din, Bilim-Seçim, Demokrasi-2

A+A-
Osmanlı da benim, Cumhuriyet de, Vahdettin de benim, Atatürk de. Birini övmek için diğerine sövmek gerekmiyor, söverek aslında kime hizmet ettiğini anlamak için uyanmak gerekiyor. Bunu düşünmemizi, konuşmamızı engelleyen, şu veya bu şekilde bizi ayrıştırmaya uğraşan, rivayetler ile iftiralar ile tarihi gerçekleri örtemeye çalışanlara karşı tavrımızı koyma ve onları takip etmeyi bırakma zamanındayız.
*
Emperyalist, İslam düşmanlarının sahte kayıtlarını tarihi bilgi gibi anlatan sahte alimlere, İncil’i tahrif eden Yahudi’nin hurafesini tatlı hikayeler ile İslam dini gibi anlatan sahte imamlara karşı uyanma zamanındayız.
*
Mustafa Kemal başka, Kemalist başka, Atatürk başka, Atatürkçü başka, bunlara karşı nasıl uyanık olmamız gerekiyorsa, Türkçü görünen İslam düşmanları ile Müslüman görünen Türk düşmanlarına karşı da uyanık olma zamanındayız.
*
Işıktan korkan gece karanlığı gibi, düşünceden ve düşünen insandan korkan karanlık hainler sinsi amaçlarına ulaşmak için bizi ayrıştırmak, birbirimize düşürmek, düşmanlaştırmak ve aramıza korku salarak kendilerini güvenceye almak istiyorlar. Hurafeyi yayıyorlar, hurafeden besleniyorlar, Müslüman gibi görünüyorlar ama dinin hakikatini anlatmak için hurafe ile mücadele eden Müslümanları dinsiz ilan ediyorlar. Lütfen bir daha düşünelim.
*
Aynı fikirde olmamak, karşı fikirde olmak değildir. Karşı fikirde olmak da düşman olmak değildir. Önceki yüzyılda, Osmanlı’yı devlet devlet bölenler geçen yüzyılda Türkiye’yi solcu sağcı, Kürt-Türk ve Milliyetçi-Ümmetçi diye bölmeye çalışanlar, günümüzde ümmeti mezhep, tarikat ve cemaatler ile bölme peşindeler. Lütfen bir daha düşünelim. Halklarımız arasındaki farkları kaşıyıp yara yapan, yaraları kangrene çevirmek kimlerin projesidir, bu topraklarda akacak kan kimleri mutlu eder? Liderlerin yani mahlukun gösterdiği doğru için değil, Halık’ın gönderdiği hakikat için bir daha düşünmeliyiz.
*
Biz içinde bulunduğumuz hassas coğrafyada ancak ve ancak bir olursak kazanırız, bir bir olursak kaybederiz. Bölüşürsek tok oluruz ama bölünürsek yok olacağımız kesindir.
*
Bilimi dine karşıymış gibi gösteren hainler, demokrasiyi de İslam dışı gibi göstermekten utanmıyorlar. Peygamber efendimiz kendinden sonra liderliği soyundan birine bırakmamış iken, ilk Müslüman’ın Müslüman kanı akıtması, İslam’ın ilk bölünmesi, peygamber torununun katledilmesi saltanat aşkı yüzünden olmuş iken Müslüman din adamları babadan oğla geçen saltanat sistemini dinimizin hangi kaynağına dayandırarak caiz buluyor ki, demokrasi İslam dışında kalıyor? Böyle bir şey olamaz… Bu tutarsızlığı anlamak için bir daha düşünmeli değil miyiz?
*
Din yol ise o yolda düzeni sağlayacak insanların seçimini birçok yöntem ile yapabiliriz; ya birilerinin rüyalarına, yaltaklanmalarına bakıp putlaştırdığımız insanları sorgusuz, ömür boyu kabul ederiz,  ya da daha iyi insanların başa gelmesi için sistemler geliştiririz, geliştirilmiş sistemleri uygularız…
*
Unutmadan, din 2 türlü yaşanır, birincisi kul ile Allah arasında, ikincisi kul ile kul arasında. Birincisi kimseye gösterilmez, gösterişe konu edilmez ama ikincisi herkese gösterilir, bu yaşanan din değil, kulun kula propagandasıdır. Biliyoruz ki; milletler layık oldukları şekilde yönetilirler. Aralarında yetişen kaliteli üstün kişileri seçenler gelişirken, propaganda yapmayı iyi becerenleri seçenler geri kalır, mutsuz olur ve şikayetçi olur. Tarih yazmaz keşke demenin işe yaradığını. Keşke diyenlerden olmayalım inşallah. Selametle.
 
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.