1. YAZARLAR

  2. Tankutalp Altunsoy

  3. Doğala Özdeş Ama Doğal Değil
Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Doğala Özdeş Ama Doğal Değil

A+A-

İnsan bütün saflığını, saf durumuna düşmemek için kaybeder mi?
Saf zeytinyağı, saf süt, saf bal, saf altın övülürken, insanın safı, bu çağın soytarısı olmuştur maalesef. Üçkağıtçının ''uyanık'', terbiyesizin ''özgüvenli'', hak ihlâlcisinin ''işini bilen'' olarak adlandırıldığı yerde kurnaz da ''zeki'' olarak karşımıza çıkar maalesef!
Saf insanlarla dalga geçiyoruz, uyanık insanlara iltifatlar yağdırıyoruz. Sonra da saf zeytinyağı, saf bal, köy yumurtası arıyoruz. Uyanık insanlar, dalga geçtiğimiz saf insanlardan organik ürünleri alıp sağlıklı besleniyorlar, kafaları çalışıyor, bize hiç zeytin görmemiş yağ, hiç arı görmemiş bal, hiç köy görmemiş şehirli yumurta satıyorlar.
Şimdi neden böyle bir yazı yazma gereği duydun sayın yazar diyecek olursanız İYİ parti Konya Milletvekili Sayın Fahrettin Yokuş'un ‘Türkiye’de gıda terörü araştırılsın’ diye verdiği önerge ret edildi. Yanlış okumadınız evet ret edildi. Sırf Muhalefet milletvekili olduğu için. Kendisine bu önergesinden dolayı teşekkür ederek yazıma devam edeyim.

Baktım markette zencefilli gazoz da var, ithal etmiş büyüklerimiz, sağ olsunlar. İçinde zencefil var mı? Yok. Aroması da, rengi de yapay. Ama kendisi doğala özdeş. (buraya dikkat)

Bizim bir çiçekçi var. Satmadan önce elinde bulunan seradan aldığı çiçeklerin, üstlerine koku sıkıyor. Doğala özdeş gül! Zavallı bülbül! Böyle mi kandırılacaksın sen vah vah...

Konya'nın en ünlü mantıcısına götürdüler. 'Yer' demek doğru değil, entegre tesis mübarek.
Bir kapıdan 80 kilo giren, diğer kapıdan 100 kilo çıkıyor. ''Konya'nın en iyi mantısı burada" Aldım iki kutu, eve getirdim koydum dondurucuya. Bir ay sonra yemeğe kalktık, baktık mantı acılaşmış. Niye ki? Et mi bozuldu? Etin bozulması mümkün değil, çünkü et yerine soya kıyması kullanıyorlar, içinde et olan mantı neredeyse kalmadı. Acılık içindeki azot gazından geliyor. Raf ömrü uzasın diye paketlenme aşamasında azotu basmışlar mantıya.
Doğala özdeş!

Bir bilgi daha: O, mantının raf ömrü uzasın diye içine konan azot gazı zamanla gıda zehirlemesine yol açıyor. Bunların hepsi doğayla özdeş gazlar. Onlara "gıda gazı" diyorlar. Azot gazı da, oksijen de istenmeyen durumlarda inert atmosfer oluşturarak gıdaların kısa sürede bozulmasını önlüyor. Mesela, taze etlere de oksijen gazı veriyorlar ki, hep taze, kıpkırmızı görünsün raflarda. Yasal bunlar, girin internete "gıda gazı" diye yazın, görün neler yediğinizi.

Markete üzüm gelmiş. Kırmızı, iri, dipdiri şeyler. Erik gibiler maşallah! Nereden geliyor bunlar? Şili'den. Şili mi? Evet! Kaç gündür buradalar? 3-5 gün oldu. Düşünün, Şili'nin bir köyünde topluyorlar bunları. Uzun yolculuklar sonunda bizim şehrimize kadar geliyor. Bir süre bizim markette bekliyor. Alıyorsun eve getiriyorsun, evde de 3-5 gün daha, bana mısın demiyor. Hala kütür kütür. İyi ama, nasıl? Şahane şeyler var, adına ilaç diyorlar. Üzümlere verilen bu ilaçlardan birinin etiketindeki faydaları sayalım mesela: Dane büyüklüğünü artırır,
dane ağrılığını artırır, dane şeklini daha düzgün olarak değiştirir, tam olgunlaşmadan daneye parlak sarı yeşil rengini verir, dayanıklı ve dirençli kabuk sayesinde hasat ve hasat sonrası olabilecek yaralanmalar en aza iner, hastalıklara direnç katar, kullanım dozu yükseldiğinde sofralık üzümlerde hasadı geciktirir. Raf ömrü uzar. Nedir bu? İlaç, sitokinin. Büyüme hormonu. Bakın şu şansa ki, sitokinin insanda da aynı işe yarıyor. Sonra anneler şikayet ediyorlar "ee benim çocuk erken kıllanıyor!" Bu dünya böyle hanım abla, sen üzümü alırken kıllanmazsan, çocuğun kıllanır etkiye tepki ablacım...

Yine Konya'da seçimde beraber çalıştığımız bir arkadaş anlattı. Kendisi süt toplar ve Konya da bulunan fabrikalar adına hani yerli milli şirketlerimiz var ya hah işte onlar. Yaz güneşi altında soğutması olmayan tankerle süt topluyorlar mandıralara. Arkadaşa soruyorum: "Bozulmuyor mu bu sıcakta süt?" "Abi, tankere iki bardak hidrojen peroksit döküyorum, akşama kadar bir şey olmuyor" diyor.  Hidrojen peroksit dediği şey kadınların saçlarının rengini açmak için kullandıkları bir kimyasal. Çok kötü değil, sadece canlıları öldürüyor.
Süte koyunca bütün bakteriler ölüyor, geriye bozulacak bir şey de kalmıyor.
Doğala özdeş süt! Hani nerede kaldı protein...

Bu anlattıklarımın hepsi yasal. Temel problem şu ki: İnsan doğa ilişkisi değişti.

İnsan yeni bir doğa kurgusu yaptı, kendini doğanın dışına aldı, doğayı alınır-satılır mal yaptı, sentetikleştirdi ve tüketime sundu. Hal böyle olunca, insan kendinin doğal bir varlık olduğunu unuttu. İnternetten, pantalon, ayakkabı, peynir, arkadaş ve sevgili edinmeyi marifet bildi. Optik kabloların sunduğu hayatı da hayat bildi. İnsan artık bu! Doğala özdeş!
Kimse şikayet etmesin. Sayın Yokuş'u da buradan kınıyorum, bu kadar sentetik insanın oy verdiği sentetik bir meclisin sizi anlamasını bekliyorsunuz...
Saygılarımla.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.