1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Doğrular mı Gerçekler mi? – 2
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Doğrular mı Gerçekler mi? – 2

A+A-

Darbeci bir generalin anayasası ile seçimle gelmiş sivil bir hükümetin anayasa talebi nasıl oluyor da aynı oluyor? Bunun cevabını doğrular mı, gerçekler mi çatışması içinde matematik ile bulabiliriz belki, çünkü matematik ile arası iyi olan toplumlarda adalet bile gelişiyor. Üzerinde durulmaya değer bir çelişki bu.
*
Çok anlamlı bir çelişki. Yeni anayasayı yapmak isteyen dönem, önceki anayasayı yapanları yargılıyor ama dünü yargılayan bugünün hükümeti yargıladığı dönemin anayasasından farkı olamayan bir anayasa için uğraşıyor. Her ikisi de “doğru olanı yapıyoruz” diyor.
*
Önceki hafta Diyarbakır’da çok önemli bir toplantı vardı, Başbakan Kürdistan ifadesini ilk defa kullandı diye birileri toz duman kaldıracaktı ki dershane konusu gündemi kaplayıverdi. İslam’a hizmet ettiğine inandığımız bazı kesimler dershane üzerinden birbirlerine girdi. İt izi, at izine karıştı mı desek, çınarı saran sarmaşık meyveleri kedinin mi zannetti desek, fitnecilere gün doğdu mu desek bilemiyorum. Kimisi konuyu seçim öncesi bir pazarlık olarak görürken kimisi İslamî kesimde menfaat ve paylaşım kavgalarının ne kadar keskin olduğunu göstermeye çalışıyor. Ama şu bir gerçek ki “atlar tepişirken taylar eziliyor.” Olan çocuklarımıza oluyor, gelecek neslimize oluyor. Onlara ilimi, bilimi, matematiği, aklını kullanmayı, doğruları sorgulamayı, gerçeklere sahip çıkmayı öğretmesini beklediğimiz hükümet nereden geldiğini anlamakta zorluk yaşadığımız bir kavgaya taraf oluyor.
*
Kimin doğru kimin yanlış olduğunu konuşmak, birine taraf olmak yerine böylesi kavgalara gerek kalmayacak bir sistem ihtiyacını dile getirmeye çalışıyoruz. Darbeci Kenan Evren’in yaptığı anayasa ile sivil Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yapmaya çalıştığı anayasa, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın gözünde aynı ise o zaman konunun ciddiyeti anlaşılır umarım.
*
Eğer milleti temsil etmek için seçilip meclise giren milletvekilleri genel başkanlarını dinlerken milletin sesini de yüreğinde hissederse bir sivilin yapmaya çalıştığı anayasa, darbecinin anayasasına benzemezdi. Bunu sağlamanın yolu da milleti temsil kabiliyeti olan milletin “ileri gidenlerinin” seçilmesini sağlamaktır, yoksa parti yöneticilerinin “ileri gel” diyerek seçtikleri milleti temsilden uzaktırlar ve onlar elbette kendilerini o mevkiye getiren genel başkanlarının arzularına tabi olacaklardır. Diğer yandan kendisine bu kadar milletvekili(!) biat eden, tabi olan her insanın da kendi doğrularını tartışılmaz görmesi, yanlışlarını dayatması, itiraz edenleri ise düşmanlaştırması doğaldır, insan fıtratı gereğidir.
*
Sözü buraya getirdiğimize göre, herkesin doğrusu kendine kalsın ama gerçek şudur, içinde bulunduğumuz demokrasi demokrasi değildir, demokrasimsi bir şeydir. Gerçek demokrasiye biraz daha yaklaşmak için milletin içinden, başkanı için değil de milleti için çıkan “vekilleri” seçeceğimiz bir seçim sisteminin gerektiğidir. Bu da dokunulmazlık yasası ile sağlanabilir. Bir dershane sorunu için bu kadar kavga edebilenler, bu ve bunun gibi sorunları çözmesi için seçilen insanların kifayetsiz muhterisler yerine hak eden kabiliyetli insanlar olması için kavga edemez mi?
*
Mevcut siyasilerden kendi dokunulmazlığını kaldırmasını beklemiyoruz. Bir sonraki dönemde geçerli olmak üzere bir kanun çıkarın size dokunmasın ama bundan sonrakiler, dokunmaktan korkusu olanlar girmesin o meclise. Milletine inanan ve ona hizmeti görev bilenler gelsin, kifayetsiz muhterisler yerine hak edenler gelsin.

Siyasette kaliteyi artırmak ülkenin kalitesini artırmaktır, partisine değil milletine hizmet demektir. Halka hizmet hakka ibadet ise, halka güvenmek de hakka imanın bir parçasıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.