Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Dubai – II

A+A-

İlk bakışta bir Arap şehri olduğunu söylemek zor Dubai’nin çünkü yerli Araplar ortalarda fazla görünmüyor, onlar perde arkasındalar genelde, yabancıların iş yapabilmesi için kanunen gereken kefillik işini yürütüp, yapılan işten komisyon kazanıyorlar. Bedavadan para gibi bir şey, petrolden bile tatlı. İş öyle bir noktaya gelmiş ki, babasının yattığı yerden birkaç imza atarak para kazandığını gören genç nesil, çalışmanın bir ihtiyaç olmadığını düşünmeye başlamış ve okula bile gitmez olmuş. Hükmet bu soruna çözüm arıyormuş şimdilerde ve yeni nesile çalışmanın, eğitimin gerekli bir şey olduğunu anlatacak politikalar üretiyormuş. 

*
Gençler haksız değil, nereye baksa övüneceği bir şey buluyor. Bir arkadaşım dünyanın en yüksek binasını biz yaptık dedi. Ben de sordum, inşaatta çalışanlar oradan buradan gelen işçiler, mimarlar, mühendisler, projeler Amerika’dan, Avrupa’dan, kullanılan malzemenin tamamına yakını dışarıdan ithal, siz bu başarının neresindesiniz? Arkadaşım bozuldu ve biraz düşündükten sonra “Ama parasını biz verdik” dedi gülerek. Evet, bölgede para var ve paranın gücünü altyapıda görüyorsunuz ama paranın gücü insanî üst yapıdaki sorunu çözmeye yetmiyor. Para ile adam yetişmiyor yani. Temelden, aileden, kültürden bir şeyler de katmalı. Doğru soruyu sorup, doğru cevabı ve çözümü bulmalı. Müslümanlar dünyayı yönetirken, yönetilenler ne yapmış ki tüm dengeleri tersine çevirmiş?
*
Dubai’de gördüğümüz zenginlik ve şatafatın sıcağını hissedecekken, diğer birçok ülkedeki Müslümanların henüz temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz halde olduğu fikri soğuk bir nefes gibi üşütüyor insanı. Bir başka çelişkili durum da ülkedeki zenginlik halka yayılmamış, zenginlik birkaç ailenin tekelinde. Emirlik halkı zengin ülkenin fakirleri olmasa da ortalarda bir yerde geçinip gidiyor. Gelir dağılım dengesinden bahsetmek mümkün değil zira halkın katılacağı bir üretim faaliyeti, bir sanayi yok. Sanayi yok değil, sanayi var ama ülke dışından gelen çalışanların elinde ve sırtında. Yerli Arapların görevi ise yabancıların iş yapabilmesi için gereken kefil olma işini yürütmek ve komisyon veya harç almak, haraç da denilebilir. Bu da ilginç bir vergi sistemini getirmiş. Bizdeki gibi devletin zorla aldığı vergiler yerine, yerli bireylerin yabancıların kazancından aldığı bir harç veya komisyon ekonomiyi ayakta tutuyor.
*
Kolay kazanılan parayı harcamak da kolay, genel bir bakış açısı ile Araplarda en pahalı olanı alabilmek üzerinden bir övünme vardır. Türkiye’de de böyle tipler az değil. Düştüğümüz durumu anlamamıza yardım edecek konulardan birisi bu; başkalarının yaptığını ‘almakla değil, bizzat yapmakla övünecek bir nesil’ yetiştirmeliyiz. Basite almayınız yapmakla değil de satın almakla övünenlerden kendi otomobilini veya kendi silahını üretmesini bekleyemeyiz. Müslüman ülkelerin çoğunda henüz asgari yaşam standartlarına ulaşmak bile hala bir hedef. Hadi, parası olan otomobili, silahı yabancıdan alsın diyelim, peki kendi mermisini üretebilen kaç tane Müslüman ülke sayabilirsiniz?
*
Yani Müslümanların zihinsel ve iktisadi çöküşüne sebep olan virüslerden birçoğu, bu basit hatadan besleniyor. Çok konuşulan ama üzerinde durulmayan başkalarının sırtından geçinmeyi, hakkı ve aklı değil kurnazlığı marifet gibi gösteren toplumsal özgüven eksikliği. Tembelliğin kendini kamufle etmek için giydiği bir maske gibidir özgüven eksikliği. Bizde yok mu sanki? Çocukluktan başlar, ben bu sınava iyi çalıştım ve tam puan alacam diyen çocuk neredeyse yoktur ama hepsi çalışamadım zaten ile başlayan bir sürü mazeret uydurur başarısızlığına ya da özgüvensizliğine.

Bireyden topluma toplumdan bireye taşınarak kendini sürekli besleyen bir zihin hastalığıdır bu. Herkes aynı maskeyi taşıdığı için, kimse itiraz etmiyor bu ikiyüzlülüğe ve sıkışınca ‘nasip değilmiş’, “Allah vermedi” diyerek suçu hâşâ Allah’a atmaya kadar ileri giden bir zihinsel hastalık. Tanımlanmamış bir engellilik, bir özürlülük hali. Üzerinde durmaya değer. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.