1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Düşünme ve Siyaset
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Düşünme ve Siyaset

A+A-

Ekonomimizin siyasetin gölgesi altında olmasından daha büyük sorun siyasetimizin üzerine gölge eden bazı yanlış görüşler ve eksik anlayışlardır. Son yazımda buna değinmiş ve sebebin de rasyonel düşünme konusundaki yetersizliğimiz olduğunu ifade etmeye çalışmıştım. Gelen tepkiler, somut örnekler vermem gerektirdiğini düşündürdü. Örneklerden önce şu açıkmalayı yapayım izninizle;

*

Ekonomi bilimi, akılcı ve ölçülebilir davranan yani rasyonel düşünen bireylerin kararlarına göre tanımlanmış ve formüle edilmiştir. Buna şöyle itirazlar gelir zaman zaman; Ekonomi bilimi Hristiyan kültüründe yetişen insanların ‘menfaat öncelikli’ karar alma şeklini esas alır oysa Müslümanlar ‘menfaati geri plana iterek, merhamet ile de karar verebilir’ bu sebeple ekonomi bilimi her zaman doğru sonuçlar veremez. Böyle bir itiraz olabilir elbette… Ben de şunu sorarım hep; “Müslümanlar niçin kalkıp da Müslümanların karar verme yöntemlerini esas alan bir ekonomi sistemi tanımlamazlar, niçin müslüman düşünce sistemine göre ekonomi teorileri geliştirmezler?”. Niçin!?... Geliştirmek yerine ekonomik gücü  ele geçirenlere, dünyayı yönetenlere sövenler, sövdürenler İslama hizmet edemezler. Çünkü sistem kurmak da bilimsel teoriler geliştirmek de rasyonel düşünme becerisi gerektiriyor.

*

Oysa müslümanlar düşünmek yerine, güvendikleri veya sevdikleri birinin takipçisi oluyorlar. Takip ettikleri kişinin düşüncelerini benimsiyor ve tekrar ediyorlar. Dolayısı ile müslümanlar kendi menfaatlerini geri plana itebiliyor ama takip ettikleri kişinin menfaatine hizmet ettiklerini fark etmiyorlar çünkü (istisnalar hariç) takip edilen kişiler takipçilerini İslam dinine hizmet ettiklerine inandırıyor… Bu hizmet sırasında çelişki veya yanlışlık görenler, sorgulayanlar da düşünmemeye teşvik ediliyor ya da dışlanma, tekfir edilme korkusu ile susturuluyor. Sonuçta binlerce kişinin düşünme gücü, takip edilen birkaç beyinin gücüne, kapasite teslim oluyor…Kandıkları korku hikayeleri yüzünden kalabalık içinde kalabilmek için düşünmekten vazgeçenler hatta düşünmenin günah olduğu gibi yalanlara kananlar çoğalıyor. Böyle kalabalıklardaki hiyerarşiyi akıl, kabiliyet, liyakat değil lütuf, sadakat ve hırs belirliyor.

*

Müslüman kardeşim biraz düşünse, itaat etmek ile biat etme arasındaki farkı anlayacak ve düşüncesizlik mengenesinden kurtulacak ama düşünmeye, kendi kararlarını kendi vicdanı ile vermeye cesareti kalmamış çünkü yanlış bir karar ile cehennme girme korkusu ağır basıyor, risk almak yerine güvendiği, sevdiği kişiye kanmaya devam etmek daha kolay geliyor… Çünkü okumuyor, takip ettiği kişiyi dinliyor. Dinlediği kişi de okumayın, okusanız da anlamazsınız zaten beni dinleyin ben anlatırım diyor.

*

Müslüman kardeşim biraz okusa, Allah’ın (cc) kitabımız Kur’an-ı Kerim’de en çok da “düşünün” emrini tekrar ettiğini görecek, buna karşılık kaç defa dinleyin diyor? Soracak… Hatta Allah kitabında “efela tedeberrun” emrediyor yani olayların önünü sonunu, birbirleri ile ilintisini anlamaya çalışarak düşünün diyor.

*

Peki Müslüman kardeşim seni bu şekilde düşünmekten alıkoyan ne? Müslümanların bir birey olarak düşünmesinden rahatsız olan kim? Bu sorulara cevap bulmak için düşünmeye değmez mi? Düşüncesizce verdiğimiz kararlar hepimizi üzmez mi? Regaip Kandiliniz mübarek, dualarınız kabul olsun. Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.