1. YAZARLAR

  2. Tankutalp Altunsoy

  3. Eğitimde Sorunlar
Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Eğitimde Sorunlar

A+A-

Okullu olduk sınıfları doldurduk. Heyecanlı mıyız? Evet. Mutlu muyuz? Hayır.
Neden mi?
Birinci sınıftan üniversite son sınıfa kadar öğrencileri dört duvar içinde bilgi bombardımanına tutup da hiç bir şey öğretemeyen bir çağda ve sistemler bütünü içinde yaşıyoruz da ondan.

Eğitim yuvalarımız okulların misyonu öğrencilerimiz için sadece vakit geçirme, aileleri içinde çocuğumuz okuyor tatmini haline gelmiş durumda.

İçinde bulunduğumuz zaman diliminde okul sayıları artmış olsa da eğitimdeki kalite düşmüş durumdadır.
Orta öğrenim dediğimiz okulların tamamına yakını vasat bir çizgide ilerlemektedirler. Bu sebeptendir ki vatandaşlar çocuklarını hala dershane ve özel derslerle takviye etmek durumunda kalmaktadırlar. Bu da çok zaman vatandaşları tarikat ve cemaatlerin kucağına itmekte ve onlarsız başarının olamayacağı fikrine sokmaktadır.
Bir dönem iyi hatırlıyorumki bazı cemaat evlerine çocuklarını getirip bırakan bir çok aile vardı. Çocuklarının başına ne geleceğini hiç düşünmeden. Abi dediğimiz cemaat müritleri ders çalıştırırken bir taraftan da çocukların beyinleri yıkanmakta ve bu çocuklar gerekli durumlarda ailelerinden bile vazgeçecek şekilde yetiştirilmekteydi. Bu sistemden mezun olmuş bir kadına kocandan ayrıl başka bir adamla evleneceksin dediklerinde hiç düşünmeden bana hoca mı lazım, koca mı diyerek kabul etmekteydi. Biraz kaba tabirdi lakin konu tamda böyle.

Şimdi gelelim yüksek okul dediğimiz üniversitelere, burada durum daha da vahim maalesef bir çok bölümden mezun olan veya olabilecek olanların okudukları bölümle alakalı iş bulabilme imkanı yok. Tabi bu saydıklarım okul kazanabilme ve kazansa da okulu bitirebilme durumları için geçerli. Birinci sınıftan itibaren öyle bir laçka hale getirdik ki eğitim sistemini çocukları okumaktan ve okullardan soğuttuk. Teknolojik yenilikleri de aile hayatımıza bilinçli sokamadığımız için her evde kendi dünyasında yaşayan canavarlar oluştu maalesef.
Evet çocuklarımızdan bahis ediyorum.
Akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlar, oyun konsolleri vb. gibi aletler çocuklarımızı oyalamamızı sağlarken biz ebeveynlerden ve sosyal hayattan uzaklaştırdı. Teknolojik kapital sayesinde geri getirilemeyen ve telafisi olmayan zaman olgusu içinde hayallerimiz ve ailelerimizle kayıp olup gittik birer birer. Yetersiz kadrolar, bilgisiz eğitimciler, altyapısız okullar, anlayışsız yöneticiler hepsini biz yaptık ve şu an sihirli değnek bekliyoruz durumu düzeltmek için.
Herkes ikinci bir şans beklerken kimse ilkini düzeltmeyi denemiyor veya istemiyor. Kolay para peşinde hak etmeden nereden nasıl geçiniriz, hangi işimizi kimin torpiliyle hallederiz düşüncesiyle beyinlerimizi meşgul edip, bedenlerimizi tembelliğin kuyusunda çürütüyoruz.

Geçenlerde konuştuğum bir mimar arkadaş “her sene okullardan yüzlerce mimar mezun oluyor ve piyasada iş bulamayan bu arkadaşlar dosya parasına iş yapıyor (sadece imza atmaktan bahis ediyor) ama yaptığı işin ne olduğunu bilmeyen sadece kağıt üzerinde sorumluluk alan bu arkadaşların yaptıkları işler sonucunda da şehirler yüksek katlı birer ucubeye çevriliyor, oluşan herhangi bir olumsuz durumda da ömür boyu hapisle cezalandırılarak kalan ömürlerini hapiste geçiriyorlar” dedi.

Anlattıklarının doğruluğunu araştırma gereği bile duymadım etrafımdaki yükselen inşaatlara bakınca. Evet gerçekten de hiç birinde estetik yok, varsa şayet statik var. Ondan da şüpheliyim. İçinde bulunduğumuz durum daha vahim aslında,
Üniversite mezunu işsizlerin sayısı her geçen gün artarken biz sadece üniversite sayılarını artırmakla yetiniyoruz. Bu okulları yaparken bu okullara gelecek öğrencilerin kalacağı yerleri planlamıyoruz, bu öğrencilerin yemek yiyeceği çay içeceği yerleri planlamıyoruz, bu öğrencilerin ulaşımlarını planlamıyoruz, sadece benim sınıfımda okula gelebilmek için günde yaklaşık yetmiş kilometre yol yapan çocuklar var. Günde kaç araç değiştiriyorlar sormaya çekindim şahsen. Sınıfta uyumalarına da şaşırmıyorum artık.
Çünkü bizler üzerimize düşenleri yapamıyoruz, yapmıyoruz. Okulda devam eden inşaattan bahis bile etmiyorum anlatsam iki tane köşe yazısı çıkar. Yazdığımız bu yazıdaki sorunları,
Konya özeline indirgeyecek olursak: Bu yazıyı okuyan yetkililerden talebim lütfen ilk etapta öğrencilerin ulaşım sorunlarıyla ilgilenin ve çözün. Hiç bir alt yapı olmadan sırf yeni bir üniversite açmak adına dağın başına okul yapıp, öğrencileri okula kayıt yaptırmayı, o dağın başına yüzlerce akademik kadroyu yetkisiz ve etkisiz bir şekilde atamayı biliyorsunuz.

Bir zahmet hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin sorunlarını da bilin ve bir an önce bu sorunları çözün. Neredeyse bütün çalıştığı emeğini alın terini vergi olarak devlete veren vatandaşların çoluğunu çocuğunu yollarda perişan bir şekilde mağdur etmeyin.

Saygılarımla.

 

   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.