Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ekonomi ve Ümmet

A+A-

Valla bizde hiçbir suç yok, suçlu hep iç ve dış mihraklar, bize düşmanlık yapanlar. Sizce de öyle mi? Biz ‘Suçu kendisinde aramayan kişiler gelişemez, çözüm üretemez diyoruz’, özellikle de suçu ve kusuru hep başkasında bulanlardan uzak durmak gerekir diyoruz. Ne zaman bir işi beceremesek, ne zaman başarısız olursak suçlu hazırdır; iç ve dış mihraklar veya faiz lobisi, şu bu. Ama Mısırdaki Müslümanları kurtarması için, Suriye’deki Müslümanları kurtarması için onlardan yardım ister onlarla işbirliği yapmaktan da çekinmeyiz. Bu bağlamda, hep şunu düşünmüşümdür, insanlar suçlu aramak yerine çözüm arasa, mazeret üretmek yerine çözüm üretmeye meyilli olsa, insanlık seviye atlamış olarak huzur içinde olurdu, dünya daha yaşanabilir olurdu ve hatta uzay çoktan kontrol altına alınmış olurdu. Düşman mı yoksa cehalet mi daha çok acıtır? Hadis-i şerif olduğu üzere “savaş hiledir” ve bunun gereği olarak düşman “ben sana düşmanım” diyerek yaklaşmayacaktır. Geçen yüzyıldaki soğuk savaşın, günümüzdeki sinsi ekonomi veya sinsi bilgi savaşının da kuralı budur; karşı tarafı aldatmak, doğru düşünmesini engellemek. 
***
Düşmanımız veya “rakibimiz” bizi yanıltmayı başarıyorsa, doğru düşünmenizi engelliyorsa, kendi kahramanlarımızı bir yana itip, onların seçtiği ama bize ihanet potansiyeli olan insanları takip etmemizi sağlıyorsa, birlik olup güçlenmemizi engelliyorsa bence burada kızacağımız taraf rakibimiz değil “kendi cahilliğimiz” olmalıdır. Çünkü oyunun da savaşın da amacı belli, daha çoğuna sahip olmak ve daha çoğuna hükmetmek. Rakibimiz bize hükmetmeye çalışıyor diye ona kızmanızdan onu suçlamanızdan daha büyük bir saflık olamaz. Bu saflığı bu aymazlığı aşmak için mücadeleyi ümmet genelindeki toplumsal hafızamızda karanlıkta kalmış bölgelere karşı yapmalıyız. Bu mücadelenin başlangıcı belki, bizzat ticaretle uğraştığını bildiğimiz ve “rızkın onda dokuzu ticarettedir” bilincini yerleştirmeye çalışan bir Peygamber’in ümmeti olarak, ticari açıdan zayıf, ekonomik açıdan bitik ve açlık mücadelesi içinde yaşayan bir ümmet zihniyetini sorgulamaktan geçiyor.
***
Cehalet öyle bir düşmandır ki, insanların sorgulama melekesini yok eder ve her duyduğuna inanmak zorunda bırakır. Öyle ki; birçok hurafeyi din sanarak, yaşamını rakiplerin arzuladığı yöne doğru kaydırır, hurafe anlatan güzel sesli adamları din adamı zannetmeye ve daha kötüsü yaşadığı gibi inanmaya başlar. Örneğin, Peygamber Efendimizin (sav) bir Yahudiye borçlu olarak hatta zırhı bile bu Yahudi’de rehin kalmış olarak dünyadan göç eylediği rivayetlerinin günümüze kadar gelmesi ve buna inanan birilerinin çıkması, bunu bir dini bilgi gibi anlatan adamların islami TV ve radyo kanalarında anlatması, içinde bulunduğumuz acziyetin sebebini ortaya koyabilecek bir gerçektir. Oku emirini takiben esas olan okuduğunu anlayacak kadar beynini kullanabilmektir. Kur’an-ı Kerim’de en çok tekrar eden emre uygun olarak aklını kullanabilmek ve düşünebilmektir. Müslüman ülkeleri Allah, Kur’an ve Peygamber ekseninde birleştirmek için cihat etmek varken taraf tutarak, ayrışmaya, kutuplaşmaya destek olmak değildir.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.