1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Ekonomi Yazısı-2
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ekonomi Yazısı-2

A+A-

Geçen hafta, ekonomiyi anlamak için insanı doğru tanımlamak gerekir demiştik.
İnsan, çok geniş bir okyanus, biz sadece ekonomi açısından “ekonomi insanını” ele almaya çalışacağız ama insan denince işin içine inanç girecek, ahlak, örf, adet, gelenek, görenek derken hepsi beraber sosyal, tarihsel bir derinlik içerecek. İklim ve coğrafya da yerini alacak bu etkenler arasında. İnsanı birey olarak alınca psikoloji de bir parçası olacak ekonominin, eğitim de.
Ekonominin bir bilim dalı olarak ortaya çıkışı, 250 yıl kadar önce, sanayinin gelişmekte olduğu İngiltere’de Adam Smith adında bir adamın ticareti, tüccarı, mal hareketlerini, insan davranışlarını gözlemleyip “Ulusların Zenginliği” adı altında bir kitap yazmasına kadar gidiyor. Bu kitap modern anlamda ekonomi biliminin temeli olarak kabul görmüş, bundan dolayı Adam Smith’e de ekonominin babası demişler.
O kitaptaki bir çok fikir ve tespit yanında, birey olarak insanı tanımlayan şu ifade çok önemli, zaten her şey bu tanım üzerinde gelişiyor; “İnsan kendi menfaatini en çoklamak için çalışır.” Yani, gücü ve imkanı olanlar, kendi menfaatlerini yükseltmek için her yolu mübah kabul ederler. Etmişler de. Kadın çocuk dememişler, karın tokluğuna sefalet içinde çalıştırmışlar insanları, zenginliklerine zenginlik katmışlar. Böylece kapitalizm almış başını yürümüş. Bu zenginleşme İngiltere’yi dünyanın sanayi devrimini başaran (!) öncü bir devlet durumuna taşımış ama bu başarının temelindeki ezilmiş, insana yakışmaz bir sefalet içinde yitip gitmiş garibanların hesabını sormayı bile akıl eden olmamış. Kendi refahları için kıtaları, ülkeleri açlığa iten sömürge macerasından burada hiç bahsetmiyoruz, şimdilik.
&&&
Zaman içinde, sefalet, acı, dert öyle bir aşamaya gelmiş ki, bıçak kemiğe dayanmış ve bazıları; yeter artık, durun biraz, biz de insanız, bizim de haklarımız, menfaatlerimiz var diyebilmiş. Güçlerimizi birleştirelim, biz de çok olalım, biz de menfaatlerimizi en çoklayalım demişler. Kaderimiz bu çekelim dememişler, bugün de bir ekmek bulduk kanaat edelim dememişler. Dahası, din adamları çıkıp, üzülmeyin bu dünya zenginlerin cenneti, ahiret ise fakirlerin cenneti olacak, boş verin dememiş. Onlar da menfaatlerini en çoklamak için birlikten güç doğar deyip örgütlenmeye başlamışlar ve sosyalizm, komünizm gibi fikirler girmiş insanın ekonomi dünyasına.
&&&
Ekonomi şu yöne ve bu yöne doğru gelişirken, biz ne yapmışız onu haftaya bırakacağım, ama ekonominin babası kabul edilen Adam Smith kimdir? Bu fikirlere nasıl ulaşmıştır? Kısaca değinmek istiyorum. Elbette yetiştiği, yaşadığı toplumun etkisi içinde ve o kültürün doğruları ile fikirlenmiş birisi olduğunu görmek zor değil. Bunu eleştirecek de değiliz. Eleştirimiz, bu fikirlere alternatif fikir üretmeden peşine düşerek veya karşı çıkarak bizi bu rezil duruma düşürenleredir.
Adam Smith, babası onu kiliseye din öğrenmesi için göndermesine rağmen devam etmemiş. Gençliğinde “ahlak felsefesi” eğitimi almış, “hukuk ve özgürlükler”, “servet yönetimi” konularında çalışmalar yapmış, Edinburgh Poker kulübünün müdavimi, Darwin’den önce yaşadığı halde fikirleri, sonradan Darwinizm olarak adlandırılan görüşe yakın birisi. Başarıları ile Glasgow üniversitesinde Mantık ve Ahlak Felsefesi Profesörü olarak atanmış, eğitimci. Son dönemlerinde ise İskoçya Vergiden Sorumlu Devlet Bakanlığı yapmış. Ekonomiyi anlayan ve bilen birisi yani.
Peki sorun nerede başlıyor? Haftaya devam etmek üzere…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum