Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ekonomik Büyüme

A+A-

Dış ticaret rakamlarına göre Çin’in ABD’yi geçip dünya birinciliğine ulaştığı resmen ilan edildi. Çin’in kalan hedefi GSMH ile de ABD’yi geçip dünya lideri olmak. Çin tüm eleştiri ve itirazlara rağmen parası Yuan’ın değerini düşük tuttu yıllarca. 2010 yılında biraz gevşemeyi kabul etmesine rağmen parasının değerlenmesini önleyici politikalar uygulamaya devam ediyor.
Buna karşılık Türkiye ne yapıyor? Tam tersini, TL’yi değerli tutuyor. Şu anda 1 ABD doları en iyimser hesapla 2-2.2 TL aralığında olması gerekirken 1.7-1.8’lerde. Dahası ekonomi ısınmasın, enflasyon artmasın düşüncesi ile frene basıyoruz. Değerli TL’nin ihracatı yavaşlattığı gibi ithalatı da artıran bir etki yaptığını biliyoruz.
Arabanın direksiyonuna geçtiğinizde, hedefiniz bir yere ulaşmak ise gaza basarsınız, etrafta gezinti yapıyorsanız gaza basmanıza gerek yok. Motor hararet yapmasın diye rakiplerin gerisinde kalacak kadar yavaş sürmezsiniz arabanızı. Motor ısınacaktır elbette, hararet yaptırmayın yeter. Çünkü ulaşılması gereken hedef bir tane, ulaşmak isteyenler ise onlarca. Geciken avucunu yalar.
Son 10 yılda büyümemiz ortalama yüzde 5-6 oranında, önceki dönemlere bakınca buna seviniyoruz. Burada AKP’yi kapatmak için girişimde bulunanları da anmadan geçemeyeceğim zira 2008 de büyüme yüzde 0,7’ye düşmüş, 2009 da ise yüzde 4,7 oranında küçülmüşüz !. Çin ise her yıl yüzde 8-10 oranında büyümeye devam etmiş.
Çin mevcuttaki 6 trilyon dolarına her yıl 500-600 milyar daha eklerken, biz mevcudumuz olan 800 milyar dolarımıza yıllık 40-50 milyar ekleyerek büyümüşüz, hatta bazı yıllar kavgadan beslenenler yüzünden kaybetmişiz. Rakipler 10 adım atarken biz bir adım attığımıza sevinir hale gelmişiz. Bizim büyümemiz de “ekonomik” oluyor yani.
Çin ile aynı sıklette olmadığımız belli. Türkiye büyük balık olamayacağına göre hızlı balık olma politikaları geliştirmeli bence. Kökten bir sarsılma ve tüm bireylerin anlayıp katılacağı bir ekonomi bilinçlenmesine ihtiyacımız var. Petrolümüz olmadığı halde ve hatta her fırsatta dişimizi kırıp elimize veren “pirincimizin içindeki beyaz taşlara” rağmen bu seviyelere gelebiliyorsak daha iyisini yapabileceğimiz kesin.
Örneğin petrolü dışarıdan alan fakir Türkiye, en gariban vatandaşının bile tasarruf etmek için Dolar veya Euro’ya yatırım yapması ile (nice zahmet ve bedel karşılığı kendilerinden borç aldığımız) ABD ve Avrupa’yı bedavadan finanse ediyor.
Ekonomiyi bir vücuda benzetirsek; her sektör, her şirket bir organ, yollar kan damarı, iletişim ağları sinir olsun, para da kan olur, bu durumda bankalar, finans kurumları da karaciğer.
Nice zorluklarla ürettiğimiz kanımızı kendi vücudumuzda kullanmak yerine nasıl bir hastalık etkisi altında başka vücutlara sızdırabiliriz ki? Bu mümkün mü? Farkına varmadığımız için durduramadığımız kılcal kanamalar ile sürekli kan kaybediyoruz. Aylık 50 euro, 100 dolar gibi gariban ve küçük tasarruflarımız ile diğer ülkeleri 100 milyar dolar sevilerinde finanse ettiren bir hastalığımız var. Sadece bu hastalığın sebebini bulup, tedavi edebilirsek bile, büyüme hızımıza her yıl yüzde 1-2 oranında ek ve sabit bir katkı sağlanabilir diye düşünüyorum.


^^^^^^^^^^^^^^^^^^

Medya Bu Başarıyı Görmedi

Geçen hafta 44 ülkeden 828 sporcunun katıldığı Avrupa 21 yaş altı Karate Şampiyonası, Türkiye Karate Federasyonu Başkan Yardımcısı hemşerimiz Hikmet Yanartaş'ın da çabaları ile Konya’da, Selçuklu Belediyesi Spor Salonunda yapıldı. Türkiye 18 madalya ile birinci olurken, İngiltere 8 madalya ile 2., İspanya 7 madalya ile 3. ve Macaristan 5 madalya ile 4. oldu. Ayrıca salondaki anonsda duyduğuma göre Kata dalında 11. defa Avrupa şampiyonu olmuşuz.
Ertesi gün gazetelerde “başarı haberlerini” aradım, yok bi şey. İnternet’e sordum, birkaç gazete şampiyonanın başladığı haberini vermiş 3 gün önce. Posta gazetesi şampiyonanın başladığını “başörtülü karateci sorunu” ile haber yapmış ve müsabakalara başı açık devam eden karateci kızın elendiğini de duyurmayı ihmal etmemiş. Ama alınan madalyalar, başarılar konusunda tek bir haber yok.
Spor denilince mide bulandıracak şekilde lüzumsuz detayları bile tekrar tekrar gözümüze sokan medyamızın böylesi bir haberi “küçümsemesi veya dostlar alışverişte görsün” tarzında vermesi büyük bir ayıptır, hatta bazılarının yaptığı ihanet seviyesine doğru gitmektedir.
Ama onları suçlayamayız. Bizler, bireyler olarak, tüm algılarımızı ve dünya görüşümüzü bu medyaya bağlarsak daha kötü durumlara da hazırlıklı olmalıyız ya da kendimizi bulmalıyız. Nasıl? Biraz aklınızı kullanmayı deneyin ve medyanın etkisinden çıkın…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.