1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. En Büyük Düşman Atatürk
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

En Büyük Düşman Atatürk

A+A-

Keşke hiç doğmasaydı her şey çok farklı olacaktı! Onun yerine birileri olacaktı elbette ama Cumhuriyet olmayacaktı mesela, Cumhuriyet düşmanları da olmayacaktı, Cumhuriyetten beslenen parazitler de… Ne güzel olacaktı. 
Osmanlı İmparatorluğu parçalandı, yıkıldı. İçinden 40 kadar ülke çıktı ve hepsi de emperyalist ülkelere yem oldu. Ne de güzeldi. Ama bu güzelliği bozan bir ülke vardı ki, onu hiç kimse sevemedi, sindiremedi: Türkiye Cumhuriyeti! Çünkü takıldı boğazlarına, keyfini kaçırdı entrikacı, nifakçı, çalarak zengin olup hırsızlığı ile övünen, çalmayı kolaylaştırmak için kargaşa, isyan, savaş çıkaran, tarihe yalan söyleten, İslam düşmanı sömürgeci ülkelerin.
Sevemezlerdi Türkiye Cumhuriyetini, çünkü kötü örnek oluyordu sömürülen ülkelere. Bir çok sömürge ülkesi T.C. ve onun kurucusu olan Atatürk’ü örnek alıyor ve sömürgecilerin başına iş açıyordu. “Sevmemek yetmez, sevdirmemek de gerekirdi” böyle bir ülkeyi ve önderini. Onu küçük düşürmek, itibarsızlaştırmak, çocukların sevmesini, gençlerin takip etmesini engellemek de gerekiyordu.
Türkiye’yi köşeye sıkıştıracak tarihi bile yanıltan senaryolar, entrikalar global sermaye ve medya gücünü yöneten emperyalist ülkeler için kolay bir iştir. Zor olan ise bu oyunların karşısında beynini bulanmaktan koruyup, geçmişine, seni sen yapan değerlerine sırtını dönmeden durabilmektir. Önceki hafta bulunduğum Hindistan’ı İngiliz sömürgesi olmaktan kurtarıp, bağımsızlığına kavuşturan Mahatma Gandi için “bir zamanlar eşcinselmiş” dedikoduları çıkaranların, T.C. ve Atatürk için de boş oturmayacağı dünden belli değil mi?
Atatürk’ü küçültmek için nice yalanlar dolaşıyor kulaktan kulağa, anasına bile dil uzatanlar var. İftiralar peşine düşmeden önce şöyle bir düşünelim : “Komutan olduğunuz ülkenin işgal edilmesi ne demektir?” “Baş komutan da olan, padişah ve aynı zamanda İslam dünyasının halifesinin düşmana teslim olmayı kabul edip, bir İngiliz subayına İstanbul’un anahtarını teslim etmesini nasıl algılamalıyız?” “Alkol alması, bize sağladığı “özgürlüğü” silmemiz ve kendisine küfür etmemiz için yeterli midir?”
Öte yandan, Çanakkale savaşında Atatürk’ün bir önemi yoktu savaşı yeşil sarıklılar kazandı diye konuşanlar da var. Yeşil sarıklıklar! Neden olmasın? Bunların olabileceğine imanımız tamdır. Ama o yeşil sarıklıların destek verdiği ordunun başında da Atatürk vardı bunu da atlamayınız.
Bir imam düşünün, “işgal altında Cuma namazı kılınmaz” diyen ve bir asker düşünün bu işgali bitirip Cuma namazlarımızın makbul olmasına ortam veren “özgürlük” için savaşan.
T.C.’yi kuran ekibin önderi Atatürk, bir takım ilkeler ve hedefler de koymuştu gelecek için. Çocuklara, gençlere verdiği önemi göstermek, onlara güvenini ifade etmek ve onlara yüklediği sorumlulukları taşımaları, devam ettirmeleri için çok sözler söyledi. Osmanlı’dan sonra bağımsız kalabilmiş tek İslam ülkesinin çocukları, gençleri bu ilke ve hedefleri kabul eder sahip çıkarsa, T.C. daha büyük bir bela olabilirdi emperyalistlerin başına. Geç kalmadan düğmelere basıldı. Bu sözler çarpıtılmalı, içi boşaltılmalı ve takip edilemez hale getirilmeliydi. Beyinler de bulandırılmalıydı; beyinlere giden en iyi yol ise dini kanallarıdır. Çünkü, Türk din yolu ile gelen bilgiye sorgusuz inanır. “Dini için ölmeyi göze alan adama Türk denir” tarifi boşuna değildir. O kadar ileri gittiler ki dinimize göre “Türküm demek günahtır” diye öğrettiler. Ama bunu öğreten ağabeylerimiz her ortamda, yayın organlarında Kürtçülük konuşuyorlar.
Atatürk’ü de dini hassasiyet içinde lekelemeye çalışmışlardır ki o dinin, o dönemde özgürce amel edilebildiği yegâne ülke Atatürk’ün işgalden kurtarıp, kurduğu T.C. ülkesidir. Anlayana bu çelişki yeter gerçek düşmanını tanımlamak için. Diğer koldan bazı hainler çıktı ve Atatürk’ü peygamber ilan etti, onların yüzüne bile tükürmeye değmez. Bir de Atatürk’ü korumak için kanun çıkarıp bazı kesimlerin gözünde daha da küçültenler var.
Sonuçta Atatürk ve T.C. bir başarı hikâyesi olmaktan çıkarılıp tartışılan, eleştirilen, hafızalardan hatta tarihten silinmesi gereken kavramlar oluverdi. Bazılarımız düşman ilan etti. TBMM’nin 93. yaşında ülkenin bölünme senaryoları tartışılıyor. Nasıl bir oyunun içindeyiz? Nasıl düştük bu tuzağa?
Bu kadar basit değil elbette, konuşulacak çok şey var ama önce zemini temiz ve düzgün kurmalıyız.
Akıl edenler için; İngiliz Ulusal Ordu Müzesi Brunel Üniversitesi ile birlikte “İngiltere'nin büyük düşmanlarını” belirlemek üzere bir çalışma yaptı geçen yıl ve sonuç 16 Nisan 2012 tarihinde açıklandı ; Atatürk İngiltere'nin en büyük düşmanı seçilmiş. Niçin? Atatürk İngilizlere ne yaptı ki? Napolyon gibi topraklarını mı işgal etti? Rommel gibi ordusunu mu yok etti? Collins gibi krallığını mı böldü?
İngiliz versin bunun cevabını. Peki ya bir Müslüman bir Türk evladı niçin düşman olur Atatürk’e, T.C.’ye? Bunun cevabını kim verecek? Yoksa bazılarımızın zihinleri İngiliz fitnesi ile mi tohumlandı? 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum