1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. En Büyük Düşman Atatürk-2
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

En Büyük Düşman Atatürk-2

A+A-
Bir Müslüman olarak iftiraların peşine düşmeden önce şöyle bir düşünelim: “Ordusunda komutan olduğunuz ülkenin işgal edilmesi ne demektir?” “Başkomutan olan ve aynı zamanda İslam dünyasının halifesi de olan padişahın düşmana teslim olmayı kabul edip… ordusunu terhis eden ve hatta askerine silahını bırakıp, götür İngiliz’e teslim et emrini veren saray, hükümet ve yöneticiler hakkında neler düşünmeliyiz?
*
İftiraların peşine düşmeden önce bir küçük tespit yapalım. Mustafa Kemal başka, Kemalist başka. Atatürk başka Atatürkçü başka… Atatürkçülüğü, Kemalistliği kimseye bırakmayanlar tamamen başka. Bazıları “Peygamberim Atatürk, kitabım nutuk” diyecek kadar sapıtabildiler ki, cahillikten değilse ancak ve ancak ihanetten söylenecek olan bu söz ile Müslüman milleti Atatürk’ten soğuttular. Peygamberlik iddiası olmayan, hurafeyi yok edip, İslam hakikatinin bilimsellik ışığında görünmesi için politikalar yürüten Atatürk’ü milletin gözünden düşürürler.
*
Eleştirenler, o dönemin şartlarını bilir mi, anlar mı bilinmez. Yaşadığımız şu günde tozu dumana katan nice olaylarda kimin hain kimin kahraman olduğunu bile anlamaktan aciz kalıp birbirine düşman kesilen kişiler, 80 - 100 yıl önceki olaylar için ahkâm kesmekten geri durmazlar. Saf kalpli milletimizi etkilemek için Peygamber Efendimiz (SAV) ile bir komutanı kıyaslama alçaklığına bile düşerler.
*
Öte yandan hızını alamayan bazıları, Çanakkale Savaşı’nda Atatürk’ün bir önemi yoktu savaşı yeşil sarıklılar kazandı, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV) sahabe ile birlikte yardıma geldi diyerek Atatürk’ün başarısını küçültmeye çalışırlar. Yeşil sarıklılar mı? Neden olmasın! Bunların olabileceğine, Allah’ın İslam’ı koruma sözüne imanımız tamdır ama o yeşil sarıklıların destek verdiği ordunun başında da Atatürk olduğuna göre o yüce yardıma nail olan Atatürk oluyor. Olmuyor mu? Bu açıdan bakınca da, eğer Atatürk söylendiği gibi kötü biri olsaydı, ya Peygamber Efendimiz yeşil sarıklılar ile birlikte yardımına gelmezdi ya da Atatürk bir uçurumdan düşer şehit bile olamadan ölüp giderdi, kimse varlığını bile bilmezdi…
*
Ama cehalet yücelteceğim derken küçültüyor, küçülteceğim derken yüceltiyor. İnsan eğer eşref-i mahlûkat seviyesinde ise bir başka insanı putlaştırmaz, ilahlaştırmaz, evliyalaştırmaz, iftira atmaz. Bu ya cahillikten yapılır ya hainlikten.
*
Bu küçük tespitimizden sonra şunu tekrar etmek istiyorum, hiç kimse övüldüğü kadar iyi, sövüldüğü kadar kötü olamaz… Osmanlı da bizim, Vahdettin de, Cumhuriyet de bizim Atatürk de. Birini övmek için diğerine sövmek gerekmiyor, sövdükçe kimlere hizmet ettiğimizi görmek için uyanmamız gerekiyor.
*
Yarın düşman oklarının kimi gösterdiğine gelelim inşallah.
 
 
 
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.