Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Endonezya-2

A+A-
 
Yer altı ve yerüstü zenginliklerine rağmen fakirliğin hâkim olduğu bir ülke. Altyapı yetersizliği her yerde göze batıyor. Bu hali ile uzakta olmasına rağmen Türkiye için önemli bir pazar olabilir. Özel sektör güçlü değil Endonezya’da, girişimcilik gelişmediği için sahip olduğu kaynakları yeteri kadar değerlendiremiyorlar. Öyle ki, üyesi olduğu Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı OPEC’ten, ihraç ettiği petrolden daha fazla ithal eder duruma düştüğü için 2008 yılında ayrılmak zorunda kalmış ama bu yıl birliğe tekrar katılmış.
*
Ülkenin birçok adasında elektrik sıkıntısı çekiliyor hatta bazılarında hiç elektrik yok. Türkiye’den giden Zeynep Sultan Elektrik Santral Gemisi büyük hayranlık yaratmış, kısa vadede bunlardan 4 tane daha almak istiyorlar. Türkiye’den hayranlık uyandıran bir diğer şey de Elif adlı TV dizisi. Muhteşem Yüzyıl, Bin Bir Gece, Kiraz Mevsimi, Paramparça, Game of Thrones gibi diziler arasında birinci seçilmiş “Elif”.
 
*
Endonezya çoğunluğu Müslüman bir ülke ve radikalizme sapmamaya özen gösteriyor. Geçen ay yapılan bir konferansta, İslam'ın barış dini olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı, radikalizm ve terörizmi önlemek için Müslüman ülke liderlerini adil ve şeffaf davranmaya davet ediyor. Gençlere eğitim sistemi içinde İslam’ın şiddeti değil, şefkat ve uzlaşma yollarını aramayı emrettiğini öğretmenin gerektiği tavsiyesinde bulunuyor.
*
Bizim görüştüğümüz Endonezyalılar arasında, petrol zengini bazı Arap ülkelerinde işçi olarak çalışmış olanlar, yaşadıkları tecrübeler ile bu ülkelerin İslam’ı temsil etmekten çok uzak olduğu konusunda hemfikir. Bu vesile ile Endonezya’nın İslam’ı Hintli ve Malezyalı Müslümanlardan öğrendiklerini ifade ederek, bu sayede İslam görüntüsünde gelen Arap ırkçılığından nispeten korunmuş olduklarını ifade ediyorlar. Arap gelenekleri ve hikâyelerinden çok Kur’an-ı Kerim hakikati üzerine akıl ve bilim ışığında bir İslam yaşamayı tercih ediyorlar. Sözün burasında, Endonezya’nın Müslüman olma hikâyesi anlam kazanıyor.
*
Hikâyeye göre, Cakarta’ya yerleşen Müslüman bir kumaş taciri işyerine geldiğinde elemanların yaptığı satışları değerlendiriyor ve kasadaki paranın fazla olduğunu görüyor, soruşturunca bir kumaşın ederinden daha yüksek fiyata satıldığını tespit ediyor. Elemanından o müşteriyi bulmasını istiyor. Müslüman tacir, terzi olan o müşteriyi ziyaret ederek, aldığı kumaşın değerinden yüksek fiyata satıldığını anlatarak özür diliyor ve fazlayı iade ediyor. İslam inancına göre hak yememesi gerektiğini anlatıyor. Bu ifadeyi daha önce duymayan terzi çok etkileniyor ve yaşadığı olayı çevresine anlatıyor. Dilden dile dolaşan hikâye nihayet kralın kulağına varıyor ve bizim kumaş taciri saraya çağırılıyor. Sorular, cevaplar derken, “Hak yememek”, “kul hakkını gözetmek”, “hak geçmesin” gibi daha önce duymadıkları, bilmedikleri kavramlar üzerine kurulan bir din elbette etkiliyor kralı ve saray çevresini. Kral bu harika dine teslim olup Müslüman olmayı tercih edince de tüm halk kolayca İslam’ı benimsiyor…
 
*
Sadece kul hakkı kavramı ile milyonları Müslümanlığa çeviren dinimizin gücünü anlamadan cihat adı altında Müslüman kafası kesen gençlere, yer altından çıkan petrolün zenginliğine rağmen din kardeşlerini fakirliğe, açlığa terk eden liderlere selam gönderiyoruz Endonezya’nın saygılı ve makul atmosferinden…
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.