1. YAZARLAR

  2. Berat Eren

  3. Erbakan ve 28 Şubat
Berat Eren

Berat Eren

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Erbakan ve 28 Şubat

A+A-

Fuar Kültür Merkezine doğru yürüdüm, çok kalabalık vardı. Giriş kapısından güvenlikten geçtim. Kapıdaki görevli isim listesinden baktı, beni en öndeki masaya oturttular. Salon mütevazi ama  güzeldi. Saatime baktım, iftara beş dakika vardı.

Birden salon hareketlendi, herkes ayağa kalktı. Korumalar  ve bir grup insan salona girdi. Herkes slogan atmaya başladı.

Mücahit Erbakan, mücahit Erbakan, mücahit Erbakan..

Refah Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan en önde, yanında korumalar milletvekilleri belediye başkanları parti yönetimi sahneye çıktılar. Erbakan Hoca kalabalığı selamladı. Yerine oturdu.

Biraz sonra ezan okundu, herkes iftarını açtı, yemeğini yemeye başladı. Yemekten sonra, bir hoca efendi yemek duası yaptı.

Sunucu anons etti; “Muhterem misafirler lütfen yerlerinizden aynı anda kalkmayın. İzdiham oluşmayacak şekilde namazlarınızı kılın. Namazdan sonra hocamız bizlere hitap edecekler” dedi.

Biraz sonra Erbakan Hoca konuşmaya başladı.

Sevgili kardeşlerim, milli görüş davasının neferleri, mücahitler! 

Selamunaleyküm, hepinizi Allah’ın selamı ile selamlıyorum. Hz Mevlana gel dedi, biz de geldik. Bu gün Konya’mızda, sizlerin misafirleriyiz. Konya’mızın üç tane madalyası var;

1-Peygamber Efendimiz Hicret edeceği zaman kendisine üç şehir ismi söyleniyor. Bu şehirler, Medine-i Münevere, Şam-ı Şerif  ve Güzel Konya.

İşte Konya böyle mübarek bir yerdir.  

2-Konya’da medfun, Hz. Mevlana gibi büyük bir insan var. Sizler, onunla sürekli birliktesiniz, bu çok büyük bir şereftir. 

3-Konya’mız milli görüş hareketimizin temelinin atıldığı yerdir. Konyalı kardeşlerimiz olarak sizler bu mücadeleye hep destek verdiniz, ne mutlu sizlere.

İşte sizler, bu özelliklerinizden dolayı çok kıymetlisiniz, çok değerlisiniz.

Ama bu yetmez! Çok çalışacak, İslam’ın mücadelesini yapacaksınız.

Bu  taklitçi zihniyetlerin işi bitti, çünkü; ‘Hak geldi batıl zail oldu’.

Bizler sadece kendimizden değil, sadece Konya’dan, Türkiye’den değil, bütün dünyadan ve  bütün insanlıktan  mesulüz, sorumluyuz..

Bunlar, batı batı diyorlar, bunların medeniyet dedikleri şey sahtedir ve şekilcidir..

Bir hatıramı anlatayım; Ben Almanya’da doktora yaparken evinde kaldığım Hans, bir sabah kalkmış oynuyor. Baktım ,’bu ne haldir Hans, neden oynuyorsun? diye sordum. Hans cevap verdi: ’Çocuğum 18 yaşına geldi, artık ondan kira alacağım’.

Siz böyle bir şey düşünebilir misiniz?.

Yine, bu Batılı medeni dediğiniz adamlar, lavabo ya suyu doldurur yüzüne çarpar, temizlendim sanır. Yahu, yüzünün kirini burnunun sümüğünü  tekrar yüzüne sürüyorsun. Bu nasıl temizlik.. İşte batının  anlayışı budur!.”

Muhterem Erbakan, bir saat kadar konuştu.

Erbakan hocanın hayatını okumuştum. ’Erbakan,  kendisine cıvata sorulduğu zaman, demir filizinden anlatmaya başlar; deniliyordu.

Hoca İstanbul Teknik Üniversitesinde okudu, üstün başarılı bir öğrenciydi. Makine Mühendis oldu. Almanya’ya doktora yapmak için gitti. Orada Leopar tank motorları ile bir proje yaptı. Kendisine’ burada kal, istediğin maaşı verelim’ dediler.

Erbakan, Türkiye’ye dönmeyi tercih etti. Üniversitede profesör oldu. Gümüş motoru geliştirdi. Türkiye Odalar Birliği Başkanı odu. Ama polis zoruyla makamından alındı.

Siyasete girdi. Konya’dan bağımsız milletvekili seçildi. Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet, Saadet  hareketlerine öncülük etti.12 Mart, 12 Eylül  askerlerin müdahalelerine   muhatap oldu.

En son 28 Şubat’ta ter döktü.

Aslında bu hareket Erbakan’ın şahsında, bu millete ve İslam’a karşı yapılmıştır.

Hatıralarını okurken, rahmetli eşi Nermin Erbakan hanımefendi için, ömrü Necmettin Bey’i beklemekle geçti, çünkü; hoca sürekli mücadele içindeydi, evine gece geç saatlerde gidebiliyordu’ denilince çok duygulanmıştım.

Ama bu gün, Erbakan’ın fikirleri iktidara geldi.

Türkiye güçlendi, Ayasofya açıldı, başörtüsü sorunu çözüldü, ekonomide yeni yatırımlar yapılıyor, IMF kovalandı, askeri açıdan bir çok başarı sağlandı, ihtiyaçlarımızı kendi imkanlarımızla karşılıyoruz.

Ve, Erbakan Hocamız  her fani gibi Allah’a kavuştu.

Cenaze merasiminde müthiş bir kalabalık oldu. Herhalde, son dönemde bu kadar kalabalık, başka bir cenaze merasimi olmamıştır. Bu rahmetlinin, milletin gönlünde taht kurduğunun  göstergesidir.

Bu gün, vefatının 10.yılını idrak ediyoruz.

Ne enteresandır ki, solcular, ona karşı askeri hareket yapan generaller bile, Erbakan hocanın büyüklüğünü, milli görüş fikrinin değerini itiraf ediyorlar.

Biz ,Erbakan  hocamızı  rahmetle anıyoruz, ruhu için bir Fatiha üç ihlas okuyalım.

***

Muhterem Erbakan’la ilgili mevzuu olduğu zaman, iki şey beni duygulandırır. Birincisi vefatı,   ikincisi 28 Şubat mücadelesi.

28 Şubat günü, 9 saat süren MGK toplantısı sonunda Rahmetli Erbakan’ın ter dökmesi, daha sonrasında, basın solcular ve generallerden gördüğü muameleleri hakaretleri, hatırladığım zaman çok üzülürüm.

İnşallah, çektiği çile ahiret sermayesi olsun .

Bu ülkenin seçilmiş Başbakan’ına karşı sol, laik çevrelerin yaptıkları  aslında sadece Erbakan’a karşı değildi. Bu milletin değerlerine, dolayısıyla bu aziz millete karşı bir hareketti.

Erbakan rahmetli, o süreçte İnandığı değerler uğruna bu zulümlere katlandı.

Hepimizin  bildiği üniversite kapılarında başörtüsü  zulmünden kötü muamele gören kız çocukları, Meclis’te milletin oylarıyla seçilen milletvekili Merve hanım’a karşı Ecevit’in, ‘burası devlete meydan okunacak yer değildir’ diye efelenmesi, bürokraside, sosyal hayatın her safhasında inanan insanlara karşı yapılan muameleler, gerçekten çok acıydı.

Bu gün ,Z kuşağı dediğimiz gençler, Boğaziçi’ne özgürlük! sloganı atanlar, bu olanları bilmezler..

Ama  hatırlatmak lazım.. Bendeniz, o dönem de bir vakfın başkanıydım.

Bir defa, emniyete ifade vermeye çağrıldım, vakfın faaliyetleri hakkında ifade verdim.

Bir defa, vakıf binasına, kaymakam, milli eğitim müdürü,  jandarma komutanı, maliye görevlileri geldiler, görevliler ayakkabı ile içeri girip halıların üzerine bastılar, inceleme yaptılar.

Yine başkanı olduğum  okulun, hiçbir eksiği olmamasına rağmen açılması  engellendi Gerekçe;  ‘abdest almak için  bir şadırvan olmasıydı’ ..

Malum süreçte, Müslümanlar bu memleketin üvey çocuğu oldular. Çok sıkıntı çektiler. Çok şükür, bin yıl sürmedi.

Bu gün, millete eziyet eden adamlar unutuldu. Ama, muhterem Erbakan hala gönüllerde.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.