1. YAZARLAR

  2. Turan Aydın

  3. Erbakan’ı Anlamak
Turan Aydın

Turan Aydın

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Erbakan’ı Anlamak

A+A-

Şubat ayı şehitler ayı münasebetiyle ilim, fikir, devlet ve dava adamı Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocanın vefatının 10’uncu sene-i devriyesi nedeniyle merhum hocamız olmak üzere şehitlerimize Allah (CC) Rahmet eylesin, makamları cennet olsun duası ve niyazında bulunuyorum.

Erbakan hocanın vefatı münasebetiyle başta Saadet Partisi olmak üzere Milli Görüş kuruluşlarından bazıları Anadolu Gençlik gibi 26 Şubat’tan itibaren 4 Mart 2021 tarihleri arasında Erbakan’ı anma ve anlama Haftası programları yapmakta. Bu faaliyetleri görsel ve yazılı medya ortak yayınlarla kamuoyuna duyurmaktadır.     

Erbakan Hocanın İlmi yönü gerek akademisyen olarak gerekse İslam’i ilimlere vukuviyeti olmak üzere teknik olarak da İstanbul Teknik Üniversitesindeki motorlar kürsüsündeki çalışmaları ile dikkat çekmektedir. En genç 27 yaşında doçent unvanına sahip en üst seviyede inançlı, vasıflı, donanımlı bir şahsiyet olduğunu bilmekte ve anlamaktayız. Döneminde  olduğu gibi günümüzde bile henüz o yaşta doçent ünvanını alan çıkmamıştır.

Türkiye siyaseti tek parti CHP döneminden sonra çok partili döneme geçişte AP, Adalet Partisi’ni görmekte ve bilmekteyiz. Dolayısıyla iki partili siyaset/politikaya göre millet/halk odaklanmakta, yönelmekte bu iki partiye mecbur bırakılmıştır. Sağcılar ve solcular diye adlandırılmış, sağcılar öbürlerine komonost, solcular sağcılara faşist ithamlarında bulunmuşlar meğerse dış güçler dediğimiz Siyonizm ve ırkcı emperyalizmin  tetişcisi, uygulayıcısı Amerika her iki tarafa da yani silah vermek suretiyle kardeşi kardeşe düşmanlık yaptırarak birbirlerini kanını döktürmüş ,çarpıştırmış binlerce vatan evladının ölümü ile sonuçlanmış dolayısıyla  Amerika bizim ordumuza  12i Eylül 1980 darbesini yaptırmıştır. Türkiye’de yapılan darbelerin tamamını Amerika’nın yaptırdığını kaynaklardan okumuş  ve öğrenmiş bulunmaktayız.

Erbakan hocanın siyasete girmesi ile kurduğu partilerle milli ve manevi yönden  temsil edilir olmuştu. Siyasete/ politikaya seviye gelmiş, nezaket, zarafet ve izzetli duruşla, Müslümanca düşünmekle Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM.) Milletin/halkın sorunları gerçek yaklaşımlarla giderilmeye/ çözülmeye başlanmıştır. MSP.ile CHP koalisyonu daha sonra AP, MHP ve MSP koalisyon kurmuş Milliyetci Cephe  Hükümetlerinde  yer almış Önce Ahlak ve Maneviyat ilkesi ile ağır sanayi hamleleri ile maddi kalkınma beraberinde Manevi kalkınma başlatılmış olduğunu müşahade etmekteyiz. 

PANDEMİ VE SÜRECİNDE ERBAKAN HOCA OLSAYDI NE YAPARDI?

Dünya Müslümanlarını asla BM’nin ve Dünya Sağlık Örgütü’nün insafına terk etmezdi.

Erbakan Hoca BM’yi tarif ederken, “Birleşmiş Milletler, bir Siyonist kuruluştur. Hedefi ise Siyonist İsrail’in kurulması ve güvenliğidir” demiştir. Bu nedenle o, dünya Müslümanlarını bir Siyonist kuruluş olan BM’nin emrindeki Dünya Sağlık Örgütü’nün insafına, talimatlarına, tedavi ve aşı protokollerine terk etmezdi.

Dünya İslam Sağlık Örgütü için hareket geçerdi.

Erbakan Hoca, bu süreç başlar başlamaz hemen 57 İslam ülkesinin liderleriyle irtibata geçer ve derhal Dünya İslam Sağlık Örgütü’nün kurulması için çalışma başlatırdı. Bu ülkelerin her birinden bu örgüt için bütçe ayrılmasını ister, sonra da D-8 ülkelerinin başkentleri olan Cakarta’da, Kuala Lumpur’da, Dakka’da, Kahire’de, Tahran’da, Abuja’da, İslamabad’da bu örgütün birer merkezini açardı. Daha sonra da İstanbul’da Dünya İslam Sağlık Örgütü’nün genel merkezini açardı.

İslam ülkeleri ortak aşı çalışmasını başlatırdı.

Erbakan Hoca, İstanbul’un en büyük ve gelişmiş hastanesini aşı ve virüsle ilgili araştırmalar için bir merkez haline getirirdi. İslam ülkelerinin ortak bir aşı çalışması yapması için İslam ülkelerinin en ünlü tıp adamlarını, virüs uzmanlarını ve bilim adamlarını Dünya İslam Sağlık Örgütü talimatıyla bu hastaneye toplar ve kısa bir sürede aşı üretimine geçerdi. Maske konusunu ayrı bir raporla inceletirdi. 57 İslam ülkesinin bu çalışmaları maddi olarak desteklemesi için büyük bir bütçe oluştururdu.

Dünyadaki İslami STK’ları harekete geçirirdi.

Bahsettiğimiz bu çalışmalar için devlet desteği bulamazsa ve İslam ülkelerinden istediği cevabı alamazsa yine pes etmezdi. Dünyadaki İslami sivil toplum örgütlerini harekete geçirir, cemaatlerle görüşür, âlimlerle toplantı yapar, gerekirse İslam ülkelerini tek tek gezer ve bir Müslüman olarak nasıl bir tavır alınması gerekiyorsa onu muhakkak yapardı. Çünkü o bilirdi ki, Siyonizm bu süreci başlattıysa bunun diğer adımları da peş peşe gelecektir.

Selam ve dua ile Allah’a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar