1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Erdoğan ve Bahçeli Küresel Oyuna Karşı (1)
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Erdoğan ve Bahçeli Küresel Oyuna Karşı (1)

A+A-

AK Parti’nin 2002 yılında iktidara gelmesinin ardından, batı dünyası genelde olduğu gibi kendi yolunda yürüyecek bir yapı bekledi. Fakat zaman geçtikçe görüldü ki AK Parti iktidarı batının çizdiği rotadan yürümüyor, kendi belirlediği doğruları tercih ediyordu.

Sağcı, solcu, ulusalcı-küreselci her Türk insanının ‘milliyetçi damarının olduğunu’ iyi bilen batı, AK Parti’den umduğunu bulamaması üzerine tüm siyasi partileri yapılandırma projesini hayata geçirdi. Bu görevi de Almanya üstlendi.

***

Daha öncesine inmeyelim;  2007 yılında Frankfurt Savcılığı, Deniz Feneri e.V Derneğini, “kara para aklama ve dolandırıcılık” iddiasıyla basıp zamanla Türkiye’yi de kapsayacak bir operasyon başlattı. Dernek yöneticileri hakkında davalar açıldı, hızlandırılmış mahkemelerle çeşitli cezalar verildi. Mahkeme gerekçeli kararında ‘Mehmet Gürhan'ın yardım paralarını bir sermaye aracı olarak kullandığını, paraların Türkiye'deki Kanal 7 televizyonuna aktarıldığını, paraların nasıl kullanılacağına karar verenlerin aralarında Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik ve bazı zamanlar da Zahid Akman'ın bulunduğu kişiler olduğuna’ hükmetti.

Bu, bir anlamda Türkiye’deki partnerine pas vermekti.

***

Almanya ve Türkiye’deki Deniz Feneri Dernekleri’nin AK Partiyle, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ la “alış-veriş” içinde olduğu izlenimi veriliyordu.

Temmuz 2011’de  RTÜK eski Başkanı Zahit Akman, Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni İsmail Karahan, Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çelik ve Finans Müdürü Erdoğan Kara ve Kanal7 Yönetim Kurulu Başkanı ve ortaklarından Zekeriya Karaman gözaltına alındı.

Erdoğan’a giden yol açılmaya çalışılıyordu. Deniz Feneri davası, batının Almanya eliyle “Türk siyasetini dizayn etme operasyonunun birinci ayağıydı.

***

14 Mart 2008'de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı “AK partinin kapatılması ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere 71 kişinin 5 yıl süre ile siyasetten uzaklaştırılması” istemiyle dava açtı.

Zaten Deniz Feneri davaları partinin üzerinde  karabasan gibiydi. Abluka uygulayıp AK Parti’yi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı devre dışı bırakmaya çalışıyorlardı.

AK Parti’ye açılan kapatma davası Türk siyasetini dizayn etme operasyonun ikinci ayağıydı.

***

BBP Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu “milli hassasiyetleri son derece yüksek” bir isimdi. Parti olarak oy potansiyelinin düşük olması şahsi itibarsızlığından değil, şehirlerdeki kadro eksikliğindendi.

Şehit edilmeden önce geldiği Konya’da birkaç dostumuzun da katıldığı sohbette “Tarlanızı sürenler…” dediğimizde “Biz tarlamızı sürenleri gördüğümüz anda, -Neye mal olursa olsun- deyip bunu açık yüreklilikle söyledik. Bütün siyasi partilerin yapması gereken de bu. Büyük tarlalar daha çok sürülmüş olmalıdır”  demişti.

Yine o seçim öncesinde “Benim sorunum sistemle… Artık bu sistem yürümüyor. Bu seçimden sonra bu sistem değişecek” dediği bir konuşması da olmuştu.

Yazıcıoğlu, küresel oyuncuların tezgahını bozabilecek potansiyelde bir siyasetçiydi ve bunu 28 Şubat sürecinde yapmıştı. Anadolu tabiriyle ‘Cızıya gelmez, kendi cızısınıcızardı!”

Öyleyse pazarlığa oturmanın da hükmü yoktu, kalemi kırılmalıydı.

Batı, 2009 yılı Mart ayında Türkiye’deki uzantıları vesilesiyle Yazıcıoğlu suikastini gerçekleştirdi. Bu suikast, Türk siyasetini dizayn etme operasyonunun üçüncü ayağıydı.

Yarın devam edeceğiz

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.