Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Etiyopya-2

A+A-

Etiyopyalılar her ne kadar, batının emperyalist sömürgecileri bizi esir alamadılar diye övünse de sömürü düzeni askeri yöntemler yerine ticari yöntemler ile yolunu bulmuş, eğitim ve kültür ile kök salmaya devam ediyor, aynen bizde olduğu gibi…

*

Ülke 1980’li yıllarda komünizm sebepli iç savaşın da etkisi ile ağır bir kıtlık yaşamış. Komünizm tehlikesini atlatınca 1991 yılında 9 eyalet ve 2 özerk şehirden oluşan Federal Devlet yapısı ile yeni Etiyopya dönemi başlamış. Ancak daha öncesinde Eritre ve Cibuti bağımsızlık ilan ederek ülkeden kopmuş. Sanki emperyalist güçler Etiyopya’ya ceza kesmiş, zira Etiyopya Kızıl Deniz ve Aden Körfezine olan kıyı şeridini kaybettiği gibi liman imkânlarından da mahrum kalmış bu kopmalar sonucu.

*

Etiyopya’da 90 milyonluk nüfusta 80’den fazla etnik dilin konuşulduğu da dikkatlerden kaçmayan bir konu. Daha ilginç olan; resmi dil Amharik olmasına rağmen, uzak coğrafyalardan birbiri ile anlaşamayan Etiyopyalıların ortak dil olarak İngilizceyi benimsemiş olmaları. Çünkü ülke genelinde belli bir seviyede eğitim alan insanlar İngilizce biliyor.

*

Bu durum, bana Hindistan’ı hatırlattı. Bu kadar büyük bir ülkenin kendi dili dururken, resmi dili nasıl İngilizce olur? sorusuna, ancak 2013 yılındaki ziyaretimde cevap bulabilmiştim. İngilizlerin aynı oyununu Etiyopya’da da sahnelediğini görüyorum. Hindistan’da 20-25 farklı dil var ama hepsi sonuçta Hindu, Hintli. Fakat bölgesel farklar, İngiliz yönetimince uçurumlara dönüştürülmüş, birlik değil ayrılık teşvik edilmiş. İngilizin size medeniyet getiriyoruz diyerek yaptığı yollardan Hindistan’ın madenleri, zenginlikleri İngiltere’ye taşınmış, ama bu imkânlardan sebeplenen bazı Hintliler İngiliz’den daha İngilizci oluvermiş. Çünkü milliyetçi duyguların ilkel olduğunu öğrenmişler İngiliz okullarında... İngilizler medeniyet getiriyoruz diye açtığı okullarda İngilizceyi de öğretmiş, İngiliz kültürünü de, Hint milli değerleri arka plana itilmiş. İngilizce bilen insanlara toplumda itibarlı görevler verilmiş, insanlar İngilizce öğrenmeyi bir statü meselesi olarak görmeye başlamışlar. Kendi yerel dillerinde anlaşamayan uzak Hint kabileleri İngilizce dilinde anlaşmayı büyük bir kolaylık olarak görmüş ve kabul etmişler. Sabırla ve sinsice uygulanan politikalar içinde Hintlilerin saygı duyduğu kahramanlar, sömürgeye, işgale karşı baş kaldıranlar aleyhinde çıkarılan itibar düşürücü dedikodular, fısıltı yoluyla kolayca yayılmış. Sonunda, İngilize “efendi” demiş, “sahip” demiş Hintliler, milli benliklerini ayaklar altına almayı hazmettikleri için kendilerini ikinci sınıf olarak görmekten ar duymamışlar ve İngilizce koskoca Hindistan’ın resmi dili oluvermiş. İngilizler Hindistan’ı sömürürken, Hintliler kendi dinlerine göre ahireti kurtarmaktan başka bir şey düşünemez olmuşlar.

*

Hindistan böyle, Etiyopya böyle, peki ülkemizdeki durum ne? Bana aynı oyunun kokuları geliyor demek zorundayım. Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye’de 36 etnik grup sayması ciddiye alınması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Emperyalist güçlerin en sevdiği ve aradığı farklılıklar niçin devlet yönetiminin en tepesinde konuşulur?

*

Saflarımızı sıklaştırıp, şeytana fırsat vermememiz gereken bir dönemde, ülkemizin etnik gruplarını kimler ve niçin siyasete konu ederler? Bilmezler mi; Sömürgecilerin en sevdiği şey, milletlerin kendi içindeki veya birbirleri arasındaki farklılıkları bulmak, bu farklılıkları kaşımak ve yara haline getirmektir. Sonra kolayca ayırmak için ortam beklerler… Zaten hali hazırda bir yaramız var, yeterince kaşınmış bir yara. Tedavi edip, temizlemek yerine içine kurt düşürülmüş bir yara…  Yarayı tedavi etmek için harekete geçip, sağlam kemikleri de kıran politikalar üreten siyasi sistemimiz de cabası. Yarın devam edelim inşallah.

*
Hindistan böyle, Etiyopya böyle, peki ülkemizdeki durum ne? Bana aynı oyunun kokuları geliyor demek zorundayım. Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye’de 36 etnik grup sayması ciddiye alınması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Emperyalist güçlerin en sevdiği ve aradığı farklılıklar niçin devlet yönetiminin en tepesinde konuşulur?
*
Saflarımızı sıklaştırıp, şeytana fırsat vermememiz gereken bir dönemde, ülkemizin etnik gruplarını kimler ve niçin siyasete konu ederler? Bilmezler mi; Sömürgecilerin en sevdiği şey, milletlerin kendi içindeki veya birbirleri arasındaki farklılıkları bulmak, bu farklılıkları kaşımak ve yara haline getirmektir. Sonra kolayca ayırmak için ortam beklerler… Zaten hali hazırda bir yaramız var, yeterince kaşınmış bir yara. Tedavi edip, temizlemek yerine içine kurt düşürülmüş bir yara… Yarayı tedavi etmek için harekete geçip, sağlam kemikleri de kıran politikalar üreten siyasi sistemimiz de cabası. Yarın devam edelim inşallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.