1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Evet, İslam Dünyası Kendini Sorgulamalıdır-2
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Evet, İslam Dünyası Kendini Sorgulamalıdır-2

A+A-

Dünkü yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Tarihçi yazar Murat Bardakçı, “Bu liste onun bu işi tek başına plânlamadığını, arkasında bilgi bakımından donanımlı ırkçı, terörist, sapık bir şebekenin bulunduğunu gösteriyor” tespitinde bulunurken “Silâhların ve şarjörlerin üzerindeki böyle bir listeyi Tarrant misali caniyi bir tarafa bırakın, en baba bir tarihçinin bile tek başına hazırlaması imkânsızdır. Bu liste, bir grubun ciddî ve uzun şekilde çalışmasını gerektiren bir iştir ve dolayısı ile Yeni Zelandalı katilin bağlantılı olduğu Türk ve Müslüman düşmanlığı ile yoğrulmuş bir teşkilât mevcut demektir!” diyor. Son derece isabetli bir tespittir.

***

Osmanlı Devleti'nin 10. Padişahı, İslam Dünyasının 89. halifesi Kanuni Sultan Süleyman, dans adı verilen bir eğlencenin Fransa'da moda olmaya başladığını öğrenince Fransa Kralı Fransuva'ya bir mektup yazıp;  “Ben ki, 48 krallığın hakanı Sultan Süleyman Han'ım. Sefirimden aldığım habere göre, memleketinizde dans namı altında kadın-erkek birbirine sarılmak suretiyle, herkesin gözü önünde faydasız işler işlenmekteymiş. İş bu rezaletin memleketime de sirayeti ihtimali bulunduğundan, name-i hümayunumun ulaşmasından itibaren derhal son verilmediği takdirde, bizzat orduyu hümayunumla gelip sizi men ederim” der. Fransuva çaresiz ülkesinde dansı yasaklar ve bir daha Fransızlar yüz yıl dans edemez.

Evet, İslam dünyası takkesini önüne koyup, 7 milyar nüfuslu dünyanın yüzde 25’lik nüfusunu oluşturmasına, kıtaların en zengin coğrafyalarına sahip olmasına rağmen barbar batılıların tuzağına nasıl düştüğünü düşünmelidir.

Evet, İslam dünyası neden fırkalara bölünüp Amerika, İngiltere, Hollanda, Fransa, İtalya, Almanya gibi sömürgeci haçlı zihniyetli ülkelerin uydusu devletçikler haline geldiğini iyi düşünmelidir.

Evet, yeni Zelanda’da veya dünyanın herhangi bir yerinde, örgütlü yahut örgütsüz bir terörist cami basıp katliam yapma cüretini kendinde buluyorsa İslam dünyası kendini sorgulamalıdır. Zira halife sözüdür; Fırat’ın kıyısında kurdun kaptığı kuzunun hesabı vardır.

Mesele ne Ayasofya’nın ibadete açılmasıyla çözülecek meseledir ne de diplomatik ilişkilerle aşılacak mesabededir. Bir silah, geçmişte Müslümanların egemenlik kurmadığı bir coğrafyada, koca Türk-İslam tarihin hesabını görmeye cüret etmişse plan büyüktür. Mesele onulmaz bir kinin uyandırılmasıdır. Ufukta İslam âlemine kurulan büyük tuzağın belirtileri var. Tek çıkar yol ise ancak yüz yıl önceki birliği tesis etmektir.

***

Her şehit haberi yürekleri dağlasa da, bilinmesi gereken bir gerçek; şehit kanının düştüğü toprak küffara haramdır. İslam Orduları bugüne dek fethine yeltenmemiş olsa da Cuma namazındaki 50 şehit İslam coğrafyasına yeni bir belde kazandırdı, kutlu olsun.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.