1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Gaflet mi Dalalet mi?-3
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Gaflet mi Dalalet mi?-3

A+A-

Kaldığımız yerden devam…

Terör, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasına karşı Amerika ve yandaşı batılıların tuzağından başka bir şey değilken, ülkemize bomba yağdıranların bize saldırdığını görmemek, terörist olarak tanımlamamak gaflet mi yoksa dalalet midir?

Bu hususta İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’nun şu sözleri son derece önemlidir: “Türkiye FETÖ, DEAŞ, PKK, PYD ve DHKP-C ile eş zamanlı olarak mücadele ediyor. Bu mücadelede Türkiye'nin karşısı çok kalabalık.  Terörle mücadele konusunda Batılı dostlarımıza bir şey anlatmak, deveye hendek atlatmaktan daha zor. Hala teröristlerle iş birliği içindeler, aşırı sol terör örgütlerine, PKK'ya oturum hakkı veriyorlar, lojistik ve finans desteği sağlıyorlar. PKK 80'lerin ortalarından itibaren Avrupa’nın en büyük suç örgütü olmasına rağmen; hala biz iade taleplerimizin çoğundan yanıt alamıyoruz.”

SP’liler siyasal ortaklarını

görmüş olmalılar

Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisi’ni kuran, Milli Görüşün Lideri, ömrünü İslam’a adayan merhum Necmettin Erbakan’ın işaretiyle kurulan TV 5’te geçen hafta ilginç bir konuk vardı.  ‘Gündemdekiler’ adlı programa katılan CHP'nin Beyoğlu Belediye Başkan adayı Alper Taş lezbiyen gey, biseksüel ve transseksüellerden oluşan LGBT hareketi üyelerine geniş haklar tanıyacağını maalesef Erbakan’ın mirası ekranlarda açıkladı. LGBT üyelerinin baskı ve zulüm altında olduğundan dem vuran Taş, “LGBT'lilerin kendi meclislerinde aldıkları kararların ve sorunlarının takipçisi olacağım. Biz LGBT için söylediklerimizin her zaman arkasındayız. Onları da Allah böyle yaratmıştır” ifadelerini kullandı. Sunucu Çağlar Cilara’nın tepkisizliğini ‘kabullenme olarak’ yorumlayamayız, fakat ‘Bu vaatlerinizi başka mekanlarda dile getirin” demesi, temsil ettiği misyon adına doğru olurdu. Zira hafta sonunda güya ‘Dünya Kadınlar Günü’ kutlamaları için İstanbul’da Taksim, Ankara’da Kızılay meydanını dolduran binlerce LGBT’li açtıkları birbirinden edepsiz pankart ve attıkları sloganlarla zehir kustu. Yatsı ezanı okunurken ıslık çalıp yuhalama naraları atan grubun içinde türban ve tesettür kıyafetli kadınların bulunması da dikkat çekiciydi. Tam da bu sahneler hazırlanırken SP’ye de ‘fark ettirmeden’ önemli bir pay çıkarıldığı anlaşıldı. SP’li siyasetçiler de seçmenler de dirsek teması kurdukları siyasal ortaklarını bu vesileyle görmüş tanımış olmalılar.

Ah rahmetli

Karakaya olsaydı

1990’lı yıllarda bir Antalya seyahatimizde, yanılmıyorsam Kemer’de objektifimize hiç de hoş olmayan bir görüntü takılmıştı. Densiz bir esnaf, işlettiği tekel bayiine ‘Nasrettin Hoca’ ismini vermişti. Şahsına atfedilen fıkralardan dolayı muzip, komik bir insan olarak bilinse de Nasrettin Hoca devrinin önemli din adamlarından biriydi. Fotoğrafı, Merhaba Yazı İşleri Müdürü Mustafa Balkan dostumuz hakkıyla ve üslubunca yayınlamıştı. Balkan bununla da yetinmemiş, bizim fotoğrafı Hasan Karakaya’ya göndermiş. Birkaç gün sonra gelip ‘Bak, fotoğrafın nerelerde çıkmış’ diyerek elindeki Akit Gazetesi’ni uzattı. O da ne; merhum Karakaya yarım sayfalık yazısında densiz tekel bayine demediğini bırakmamıştı. Geçen hafta Hollandalı bir girişimcinin, özel koleksiyon mahiyetinde Semazen Logosuyla bin bir adet ürettiği içkiyi ‘Rumi’ adıyla piyasaya sürdüğü haberlerini ve o habere karşı tepkileri okuyunca, merhum Karakaya’nın yokluğunu hissettik. İslam tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olan Hazreti Mevlana üzerinden yapılan bu saygısız, çirkin girişime medya olarak da, devlet olarak da gereken düzeyde tepki koyamadık. Bazen baklayı ağızda tutmamak mı lazım ne!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.