1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Gazeteler Millet İçin Vardır, Yaşatılmalıdır-2
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Gazeteler Millet İçin Vardır, Yaşatılmalıdır-2

A+A-

1980’li yıllarda sabah evinden çıkan neredeyse herkesin ilk işi bayiye uğrayıp bir gazete almaktı. Sabah aldıkları gazeteleri akşam otobüslerde arkadaşlarıyla değişenler de olurdu. Gazete okumak o yıların en önemli ihtiyaçlarındandı. Fakat önce televizyon ve radyo kanallarının çoğalması, sonra internet yayın platformlarının oluşması kâğıt gazetelere olan ilgi ve itibarı ciddi anlamda zafiyete uğrattı. Haberler artık, “Ehil gazetecilerden” değil, sosyal platformun “sorumsuzlarından” öğreniliyor! Gazetelerde yayımlanan reklamlar da mecra değiştirip “pano süsüne” dönüştürülünce sektör için bunalım kaçınılmaz oldu.

Her ne kadar televizyon açık oturumlarının yorumcu konukları “kâğıt gazete yazarları” olsa da, sanal platform yayıncıları “kâğıt gazete yazarlarından alıntı yapsalar da” ne yazık ki halkımız da kâğıt gazetenin tarihi süreçte yüklendiği ödevin de, gelecekte ona duyulacak ihtiyacın da farkında değil. Teknolojik gelişmeler öylesine ilerledi, öylesine göz boyadı ki sadece halk değil, devlet bile kâğıt gazeteden vazgeçme kararı alabilecek düzeye geldi! Resmi Gazetenin sadece dijital ortamda yayımlanma kararı teknolojinin reddedilemez cazibesi karşısında ‘haklı’ görülebilse de, ‘dijitalin sanallığı ve kaybolma kolaylığı’ inkâr edilemez hâlbuki.

***

İlçelerde yayın yapan gazeteler can çekişmeye başlayalı epey olmuştu fakat sesleri sınırlarını aşamadı. Arkasından sancı illerde yayın yapan gazeteleri de sardı. Babalık’ın 1922’de yazdığı gibi, “Her aklına gelen gazete çıkarmaya tevessül etmiş, üç kelimeyi doğru veya yanlış yan yana getiren ve parasına güvenen” kendisinde gazete çıkarma yetkisi görmüştü. Reklam gelirleri de zaten televizyon, radyo, internet ve nihayet açık hava panolarıyla paylaşılmıştı. Bunlara “resmi ilan gelirlerinin daralması da” eklenince yerel gazeteler havlu atma noktasına kadar geldi. Yaygın gazetelerde de durumun iç açıcı olmadığını görmek için “kâhin olmaya” gerek yok. Gazeteler dijital gelişmeler karşısında çaresiz kaldı. “Zamana ayak uydurun,  dijital yayına geçin” telkinlerine karşılık, kâğıt gazetenin gelecek kuşaklar için gerekliliğini de anlatamadı. 1920’li yıllarda Milli Mücadele için mili duyarlılığı olan gazeteleri kat’i ihtiyaç gören Türkiye sonraki süreçte de bunu defaatle yaşadı. Kâğıt gazete olmadan medya eksik kalır. Zaman geç olmadan, kâğıt gazetelere hayat verilmeli, can kazandırılmalıdır. Basın meslek kuruluşları, basın temsilcileri, sivil toplum platformları ve nihayet devlet eliyle ciddi bir “medya kampanyası” başlatılmalıdır. Gazetelerin de halkla bütünleşmek için “nerede yanlış yaptıkları tespitinde bulunup tedbir almaları” sürecin en önemli gerekliliğidir.

Osman Avanoğlu’ndan

Kudüsname

Çok değil geçen Mart ayında “Serseri Bir Kar Tanesi” aslı şiir kitabını okurlarına sunan değerli dostumuz Osman Avanoğlu yaz dönemini de boş geçirmedi. Yüreğinde biriken duygularını şiire dökmeye karar verdiğinde İslam’ın kadim şehri Kudüs’e gidip Mescidi Aksa’yı ziyaret etti. Harabeye dönmüş şehirlerde şanlı mücadelenin kahramanları; tanka taş, askere sapan atan çocuk mücahitlerle aynı havayı teneffüs etti.  Kudüs şiirlerini derlediği Kudüsname’nin taslağını, “Okuyup fikirlerimizi paylaşmak üzere” bize yolladığında gönül dünyasında kök salan sevdaya tanıklık ettik. Nihayet geçen hafta sonu bir deste imzalı kitabı ulaştı elimize. Kudüs göklere açılan kapıydı ve kitabın ismiyle bütünleşmişti. Diyar-ı enbiya şiiriyle başlayan eserin son sayfasında yürek taşkını, yürek yangını şu satırlar bulunuyor: Yazdıklarımın hepsini anlasaydın sen, ben olurdun; Yazamadıklarımı yazabilseydim ben, başka bir ben olurdum. Kudüs sevdası her Müslümanın gönlünün derinliklerine nüfuz ettiğinde yeryüzünde Kudüs başta olmak üzere, esaret altına bir İslam beldesikalmayacaktır. Kudüs Şiirleri kitaplığına müstesna bir eser kazandıran değerli dostumuz Osman Avanoğlu’na teşekkür ediyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.