1. YAZARLAR

  2. Serkan Karataş

  3. Gelecek Geçmişte mi?
Serkan Karataş

Serkan Karataş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Gelecek Geçmişte mi?

A+A-

Bilimin birçok anlamda kullanılmakla beraber her bir anlamının bir teori ya da anlayış içerdiğini biliyoruz. Düzenli bilgiden türeyen bilim kavramının bir genişlik arz ettiğini ortaya koymakla beraber bunun yanı sıra her bilimin bir bilgi içermesine karşın, her bilginin bilime dönüşmesini beklemek yanlıştır. Medeniyetimizin geçmişte ortaya koyduğu bazı bilimsel gelişmelerin her biri temelde bağlandığı kökler itibari ile bir “usule” dayanmaktadır. Şu an günümüzdeki üretimlerin çoğu bir usule dayanmayı terk etmiş duruyor.
Belirli bir sisteme dayanan, girdi-süreç-çıktı şeklinde kabaca formülize edilen ve bu şekilde biçimlendirilen her yapı; belirli bir sonuç doğurur. Bu sonuçlar ya bir üründür, ya da toplumsal olarak insanın hizmetinde kullanılan bazı enstrümanlardır. Modernizmle beraber özellikle pozitivist bakışın egemen olmaya başladığı toplum düzeninde insanlar sürekli üreten ve bu ürettiğini temel ihtiyaçlarının ötesinde kişisel tatminlerini gidermek amacıyla yeniden konumlandıran ve metalaştıran birer varlığa dönüştü. Gelecek için sürekli çalışan ve geçmişin acı tecrübelerinden hareketle; bunları bertaraf etmeye çabalayan insanın hedefleri sürekli evrildi ve nihayetinde “bireyselleşen insan yapısına” dönüştü.
***
Yukarda geçmişin üretimlerinin dayandığı bir “usulden” bahsetmiştik. Şu an bunu ortaya koymaya çalışırken bu usulün ne olduğunu biraz açmamız gerekiyor. Bilimsel her gelişmenin atomize olan yönlerinin ortaya çıkışı ile beraber, parçalanan zihinler de çoğaldı. Her parçalanışla beraber insanlar aidiyet kuracağı yönelimlerini de bu karmaşaya teslim etti. Bu parçalanış ve karmaşa neticesinde modernizmin pompaladığı yeni söylemler ortaya çıktı: “Farklı ol, farklı yaşa”. Bu söylemin gerçekleşmesi içinse insanın önüne “gelecek” konuldu. Fakat insanlar geleceğin onlara modernizmin üretimleri ile beraber “güvenilir” kazanımlar elde ettireceğini düşünse de “bireysel çıkmazlarından” kurtulmayı başaramadı. Bu çıkmazların içinde insan geçmişe özlemini çoğalttı, diğer taraftansa geleceği için var gücüyle çalışmaya devam etti. Neticede bilimde yaşanan gelişmeler ve bunun her bir alt basamağından ortaya çıkan kendi alanlar, insanın bağlandığı temel değerleri de hatırlamasını yok etti. Medeniyetimizi oluşturan köklerin her biri kendi üretim alanlarında, temel değer olarak insanı kendisine şiar edinmişti. Bu temel değer ise bugün “ne yapacağını bilemez halde” kendisini modernizmin getirilerine teslim etmiş durumda. Zira geleceğin getireceklerine olan umut, insanın içindeki büyük boşluğa karşı şu an süspansiyon görevi üstlendiğini vaat ediyor. Bütün bunlara karşın “tek başınalık” ve “parçalanmışlık” hissi azalmak yerine çoğalmaya devam ediyor.
***
Yukarda her bilginin bilime dönüşmesini beklemenin yanlış olduğundan bahsetmiştik. Fakat bugün bilgiye doyan insanın yönelimleri bilimin ona sunacaklarının ötesinde bir boşluğa düşmüş durumda. Bu noktada geçmişin ortaya koyduğu insan modeli ve toplumsal yönelimleri tekrar işler hale getirmek gerekiyor. Bunun için kullanacağımız yöntemler günümüz gerçeklerinden elbette bağımsız olamaz. Bu bağlamda geleceğe adım atarken, medeniyetimizin sunduğu ve insanı merkeze koyan düşünceyi yeniden işler hale getirmemiz gerekiyor. Zira insan kendini ortaya koyabildikçe insandır ve bunu sağlarken de bilgiye doyan, geleceğin ona vaat ettikleri ile boşluğunu dolduran bir zihni düşünceyi yeniden biçimlendirmesi gerekiyor. Bunun için de “gelecek, gelecek de ne getirecek?” sorusuna hepimizin yanıt araması ve cevaplar üretmesi şart…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum