1. HABERLER

  2. KONYANINSESİ

  3. Gerçeği Geç Fark Etmek
Gerçeği Geç Fark Etmek

Gerçeği Geç Fark Etmek

Gerçeği Geç Fark Etmek

A+A-

Rümeysa Ayas

Kerem ve Eda Bursa’da farklı ailelerde dünyaya gelmişlerdir. Kerem varlıklı bir aileye sahip, iki kız kardeşi olan bir çocuktu. Kerem’in babası genellikle iş yerinden geç gelir annesi ise ev işleriyle ve kız kardeşleriyle ilgilenirdi. Çocukluğunda babasıyla çok fazla zaman geçiremeyen Kerem’e babası; evin ihtiyaçlarını karşılaması gereken kişinin erkekler olduğunu bu yüzden çalışmak zorunda olduğunu, kendisi para kazanmazsa evde çalışıp para kazanabilecek kimse olmadığını ve eve geldiğinde yorgun olduğu için kendileriyle ilgilenemediğini söylüyordu. Kerem ve kardeşleri de büyüdükçe herkesin bir görevi olduğunu, annelerinin evle ilgili işlerini üstlendiğini; evde yemek, çamaşır, bulaşık, ütü vb. işlerle uğraşması gerektiğini babalarının ise çalışmak zorunda olduğunu anlamaya başlamışlardı. Bunu anlamak onlar için oldukça zor olmuştu çünkü bu, onlar için ailelerinin ilgisizliğini kabullenmek demekti.

Kerem liseye gittiği zamanlarda kendisinin de ilerde bir ev geçindirmek zorunda olduğunu ve en kısa yoldan nasıl para kazanabileceğini düşünmeye başlamıştı. Bir gün annesine ve babasına okulu bırakmayı ve babasının yanında çalışmak istediğini söyledi. Onun için zaten hazırda bulunan bir işi yapmak para kazanmanın en kısa yoluydu. Annesi ve babası her zaman olduğu gibi Kerem’in bu kararına tepki göstermediler ve kabul ettiler. Çünkü Kerem’e bu zamana kadar kız kardeşlerine davrandıklarının aksine çok rahat davranıyorlardı. Örneğin Kerem istediği zaman arkadaşlarıyla görüşür, istediği saatte eve gelip gidebilir, kendi kararlarını kendisi alabilirdi. Babası her zaman ‘O erkek ona bir şey olmaz’ diyordu. Kız kardeşleri ise anne ve babası izin verdiğinde eve geç kalmamak şartıyla yalnızca kız arkadaşlarıyla görüşebiliyorlardı. Kerem’in kız kardeşi Selin’in birlikte zaman geçirmeyi çok sevdiği, kendisine çok yakın gördüğü Eda isminde bir arkadaşı vardı. Selin, Eda’yı kendisine çok yakın görüyordu çünkü ortak bir noktaları vardı o da aileleriydi.

Eda’nın babası yurt dışında çalıştığı için evdeki baba rolünü iki abisi üstlenmekteydi. Evin ihtiyaçlarını genellikle abileri karşılar, annesi de ev işleri ve yemeklerle ilgilenirdi. Abileri Eda’nın her ihtiyacını karşılamaya çalışır, bir dediğini iki etmemek için ellerinden geleni yaparlardı.  Eda’dan tek istekleri, okulunu başarılı bir şekilde bitirmesi ve öğretmen olabilmesiydi. Çünkü ailesinin düşüncelerine göre kadınlar için en uygun olan meslek öğretmenlikti. Eda abilerini her ne kadar sevse de kendi hayatı, arkadaşları ve mesleği ile ilgili kararları kendisinin verememesine içten içe çok üzülüyor ve sinirleniyordu. Selin’e sürekli abilerini çok sevdiğini ama kendisini korumaya çalışırken aslında çok üzdüklerini, ona zarar verdiklerini, öğretmen olmak istemediğini, mühendis olmak istediğini ve bununla ilgili hayalleri olduğunu anlatıyordu. Üstelik annesi de abilerini haklı görüyor, o da öğretmenliğin kızına çok yakışacağını ve bu mesleğin tam bir kadın mesleği olduğunu düşünüyordu. Bu durum, Eda’yı daha fazla kızdırıyordu.                               

Aradan birkaç yıl geçmişti. Kerem’in babası emekli olmuştu. Artık işin başında Kerem vardı ve kendisini bu alanda oldukça geliştirmiş, mesleğin inceliklerini öğrenmişti. Selin ile Eda’nın ise üniversitede son yıllarıydı ve Selin’in hemşire, Eda’nın öğretmen olmasına birkaç ay kalmıştı. İkisi de mezun olacaklarına çok fazla sevinemiyorlardı. Selin nasıl olsa ailem karar verecek düşüncesiyle kendisine bir hedef belirlememiş ve ailesinin kendisi için uygun gördüğü mesleği seçmek zorunda kalmıştı. Eda ise mühendis olma hayallerini bir kenara bırakıp öğretmen olmuştu. Bu kez birbirleriyle konuştukları tek konu istemedikleri meslekleri olmuştu. Bir gün Kerem kardeşi Selin’i okula almaya gittiğinde Selin’in yanında Eda’yı görmüştü. Onun çekingen, utangaç tavırları ve güzelliğinden çok etkilenen Kerem, kız kardeşine Eda hakkında sık sık sorular sorarak hakkında bilgiler edinmeye çalışıyordu. Eda’yı daha sık görebilmek için hemen her gün Selin’i okuldan almaya gidiyordu. Abisinin Eda’ya ilgi duyduğunu fark eden Selin onları görüştürmeye karar vermişti. Selin ilerleyen günlerde Eda ile otururken abisini yanlarına çağırdı. Eda her şeyden habersiz bir hâlde Selin ve Kerem ile sohbet ediyordu. Eda ile sohbet etmek Kerem’in çok hoşuna gitmiş, o gün Eda’nın düşüncelerinden, tavrından daha fazla etkilenmişti. Selin bu konuyu Eda’yla konuşması gerektiğine karar verdi ve abisinin ona olan hislerinden ve onunla ilgili düşüncelerinden bahsetti. Eda başlarda bu durumu olumlu karşılamadı çünkü Selin’in anlattığı kadarıyla aslında onların da ailesinin kendi ailesi gibi olduğunu biliyordu fakat bir süre sonra tanıdığı ve güvendiği arkadaşının abisi olması Kerem’e diğer erkeklerden daha çok güvenmesine yetmişti beğenilmek de ayrıca oldukça hoşuna gitmişti. Bir süre düşündükten sonra Eda ve Kerem görüşmeye devam etmeye karar verdiler. İlerleyen zamanda o gün geldi; Kerem, Eda’nın ailesiyle tanışmayı ve zamanı geldiğinde evlenmeyi istediğini söyledi.       

Aradan birkaç yıl geçti. Eda ve Kerem, Duru ve Özgür adında iki çocuk dünyaya getirmişlerdi. Her şey güzel ilerlerken çocukları hakkında bazı konularda çatışmalar yaşamaya başlamışlardı. Kerem çocukları ailesinden gördüğü ve öğrendiği şekilde büyütmek istiyordu fakat Eda kendi yaşadığı zorlukları kızının yaşamasını istemiyor ve bunu engellemeye çalışıyordu. Duru, kardeşi Özgür’den yaşça büyük olmasına rağmen Kerem, birçok konuda kızına baskı uyguluyor ama oğluna aynı şekilde davranmıyordu. Duru’ya onu koruduğunu anlatmaya çalışıyordu fakat kızı, kadınların korunmaya ihtiyacı var, onlar savunmasızlar kendilerini koruyamazlar düşüncelerini asla kabullenemiyordu. Babasının onu bu kadar rahat bırakmasından olumsuz etkilenen Özgür ise ailesinin umurunda olmadığını, kendisine değer verilmediğini düşünüyor ve çeşitli uyumsuzluklar sergiliyordu. Derslerini önemsemiyor, ailesiyle zaman geçirmek istemiyor, sadece arkadaşlarıyla görüşüyor, hayatında arkadaşlarından başka kimseye yer vermiyordu. Oğlundaki bu değişimi fark eden Eda, onunla konuşmaya çalışsa da Özgür, annesinin anlattıklarını dinlemiyor, düşüncelerini çok fazla önemsemiyordu. Duru ise derslerinde oldukça başarılı, hayata dair hedefleri olan, saygılı bir karakterdi. Babasının neden bu kadar ayrımcı olduğunu düşündükçe bu düşünceler, onu yaralıyordu. Bazen düşünürken öyle dalıyordu ki keşke bu kadar başarılı olmak yerine biraz mutlu olabilseydim diye düşünürken buluyordu kendisini.

Bir süre sonra Özgür, eve neredeyse hiç gelmemeye başladı. Artık Kerem bile bundan rahatsızlık duyuyordu. Üstelik yaşadıkları çevreden, okuldan Özgür ile ilgili sorumsuz ve saygısız olduğu konusunda şikayetler almaya başlamıştı. Evde Eda’nın ve Duru’nun da mutsuz olduğunu gören Kerem sonunda Özgür’ün de evde olduğu bir gün ailesini karşısına alıp bir konuşma yapmaya karar verdi. Konuşmaya nasıl başlayacağına karar veremeyen Kerem, öncelikle Eda’dan onun uyarılarını dikkate almadığı için Özgür’ün bu durumda olmasından kendisini sorumlu tuttuğunu ve buna sebep olduğu için özür diledi. Daha sonra Özgür’e belki de onu rahat bırakmanın annem ve babam beni umursamıyor mu, değer vermiyor mu düşüncelerine sebep olabileceğine, aslında böyle olmadığını, kendisinin de bu yollardan geçtiğini, onun şu an bütün olumsuz davranışlarında kendisinin de etken olduğunu söyleyerek özür diledi. Duru’yla yaptığı konuşmasında ise ailesinden bu şekilde öğrendiği için doğru olan davranışın bu olduğunu düşündüğünü fakat bu sırada en çok onu üzdüğünü fark edemediğini; babaların da bazen yanlış kararlar alabileceğini, istemeden de olsa en sevdiklerini üzebileceğini, çocukların da böyle durumlarda anne ve babaları için affedici olmaları gerektiğini söyleyerek özür diledi.

Eda ve çocuklar, Kerem’in düşüncelerinin nasıl bu kadar değişebildiğini anlamamışlardı fakat hepsi ailelerini bekleyen daha huzurlu ve anlayışlı günlerin hayalini kurmaya başlamışlardı…

 

 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.