1. YAZARLAR

  2. İsmail İkiz

  3. Gogol’un Sızlayan Kemikleri
İsmail İkiz

İsmail İkiz

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Gogol’un Sızlayan Kemikleri

A+A-

“Bir eserin, bütün insanlık için yararlı olması için, iyi ve kötüyü ayırması, güzel ve anlaşılabilir olması gerekmektedir. Sanat ancak, belli bir sınıf için değil, büyük kitleler için yarar sağladığı zaman, sözü edilebilir bir değere ulaşır.”

Lev Tolstoy

***

Geçtiğimiz haftalarda Konya’ya birçok tiyatro oyunu geldi. Bunlardan biri de Erdal Beşikçioğlu’nun oynadığı Nikolay Vasilyeviç Gogol’a ait eser “Bir Delinin Hatıra Defteri”ydi. Oyunun yönetmeni Cem Emüler’di.

Eseri Gogol 1835 yılında yazdı. Eserin muhtevası deli bir memurun günlüğünden oluşmakta ya da kimilerine göre delirmekte olan bir memurun günlüğünden ibaret. Memur dediğimiz kişi İvanov. Sofi’ye âşık. Amirinin kızı Sofi’ye… Ama Sofi bir generalle evlenecektir. “Zaten güzel kızlarla ancak generaller evlenir.” Alt sınıf bir memurun ne hissettiği kimin için önemlidir ki(!) Herkes bilir ki üst sınıf çok güzel yazı yazmakta İvanov ise ancak amirinin kalemlerini açmaktadır. Hatta üst sınıfın köpekleri bile güzel yazı yazmaktadır. Zaten İspanya’da da işler çok karışık, taht da boş kalmış. İvanov’un kral olduğundan da kimsenin haberi yok. İvanov da kimseye söylemiyor tabi. Bir söylese 8. Ferdinand’ın kendisi olduğunu ortalık karışır. Hiç çaktırmıyor İvanov, sokaklarda kral olduğunu kimseye belli etmeden geçip gidiyor.

Ayrıca memur kısmı tiyatroya pek gitmezmiş İvanov’a göre. Memur kesimine bedava bilet verirsen lütfederlerse giderlermiş… Ama İvanov üçe beşe bakmaz cebindeki son parayla bile tiyatroya gidermiş.

Gogol, İvanov’un ağzından, tiyatroya gitmeyen memurları eleştirebildiğine göre o dönemlerde tiyatro biletleri bu kadar pahalı değildi anlaşılan. Zira söz konusu oyunun biletleri 80 TL civarında. İnşallah devlet tiyatrosu tekrar bu oyunu programına alır ve bir turne yaparlar da isteyen herkes izleyebilir bu güzel eseri. Hatta alt sınıf memurlar bile.

Sınıflar arası ayrımı eleştiren bir eserin izleyicilerinin birçoğunun; gerek giyimleri ile gerekse oyun boyunca ellerinden düşürmedikleri flaşları açık telefonları ile bana sınıf farkının varlığına eleştirileri olmadığı gibi üst sınıfa ait olma çabalarının mevcut olduğu hissini verdi. Ayrıca yönetmenin bakış açısına uysa bile koca bir salonda sahnede sandalyeleriyle oyunu izleyen 20 kişilik grubun varlığı beni rahatsız etti. Bu zümrenin hangi sınıfa ait olduğu da ayrı bir merak konusu?

Nitekim seyircimizle, eseri yorumlayan ekibimizle sınıfta kaldık. Sınıf ayrımını eleştirelim derken yeni yeni sınıflar oluşturduk. Banka, gayrimenkul reklamlarında oynayan sözde eşitlikçi, birikim düşmanları ile aynı samimiyet seviyesine geriledik.

Belki Gogol’un paltosundan çıkmadım ama böyle böyle bu köşe, deliren benin hatıra defteri olacak.

Zaten 9. Ferdinand’dan neyim eksik.

Gogol’un sızlayan kemikleri sizlere emanet…

***

 

“Sanat; davranışımızı, karakterimizi, adalet ve sempati hislerimizi rafine etmeli; kendi kendimizi tanımamızın, kendi kendimizi kontrol etmemizin, diğerleri için beslediğimiz saygı hislerimizin ve hareketlerimizin yücelmesine hizmet etmeli; bizi adiliğe, zulme, adaletsizliğe ve bayalığa tahammül etmeyecek şekilde geliştirmelidir.”

George Bernard Shaw

 

Kültür Sanat Günlüğü

* 1 Haziran Cuma 21.45 Konya Devlet Tiyatrosu Sahnesi “Naaş-ı Muhteremler” Çınar Sanat Atölyesi

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.