1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Gündem Arasından
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Gündem Arasından

A+A-

Gündem çok dinamik ve heyecanlı geçiyor. Bu heyecana kapılıp gerçekleri kaçırmayalım. Bir yanda Nevruz Bayramında “Türksüz” barış rüzgârı estirilirken, diğer yanda İsrail’den özür mesajı geliyor. MHP lideri vuralım, kıralım seviyesinde siyasete kapı aralıyor.
Gündem peşine düşerek, göz boyama oyunlarında rol kesmek istemiyoruz. Naçizane amacımız, çözümler üretmekten ziyade, haddimizi bilerek akıllara bir takım sorular getirmek, insanları sorgulamaya ve düşünmeye davet etmekten öteye gidemez.
Gündeme ilişkin bazı sorular şöyle:
Konu I- Nevruz, İran’ın yeni yılı, Türk’ün Ergenekon’dan çıkıp dünyaya yayılması gibi bölge halkları tarafından farklı duygular ile kutlanan baharın gelişi bayramıdır. Ancak, hepiniz bilirsiniz Türkiye’de kutlanması yıllarca yasaklanmış, hatta bir Kürt Bayramı gibi anılır olmuştu. Aynı bayram kutlamaları (halen öyle mi bilmiyorum ama) geçtiğimiz yıllarda, TRT tarafından Türkî Cumhuriyetlerin tamamından canlı yayınlanan bir Türk Bayramı oluverdi. Bugün ise Kürtlerin (sözde) barış gösterisine ve mahkum terörist başının mektubuna sahne olan bir medya sahnesine dönüştü. Malum medya oradaydı ve bir büyük günmüş gibi verdi haberi.
SORU: Bu nasıl bir dönüşümdür? Yasaklayanlar kimlerdir, amaçları nelerdir? Beklenen sonuç bu muydu gerçekte? Yoksa saptı mı?
Konu II- Yıllardır özür dilememekte direnen İsrail, tam da bu olayların sıcaklığı içinde, özür dileyerek gururumuzu okşadı.
SORU: İsrail’in özür dilemesi ile değişen gündemin altında neler kalmış olabilir?
Konu III- Türkiye’de bir çok insanın umut bağladığı milliyetçi partimiz, “vurmaktan, ölmekten” bahseden sloganlar attı ve parti başkanı ise buna kapı araladı.
SORU: Kimi vurup, kimi öldüreceksiniz? Vura vura, öldüre öldüre gelinen şu noktadan da mı ders almadınız? 12 Eylül öncesi, “polisten önce biz giderdik gazı ile” vatan kurtaran kahramanlar gibi görünürken, 12 Eylül’den sonra en çok ezilen kesim olmanız arasında bir bağlantı kuramadınız mı hâlâ?

***
Bence çok önemli şu tespiti yapmak gerekiyor; Haçlı güçleri, Osmanlı İmparatorluğu’nu savaşlar ile durduramayacağını anlayınca siyasi ve sosyal “içten oyma” faaliyetleri ile zayıflatmış, ekonomisini dış borç batağına saplamış ve Osmanlı’yı hasta adam olarak yatağa düşürdükten sonra 1. Dünya savaşı ile de son darbeyi vurarak parçalamıştır.
Bu “siyasi ve sosyal içten oyma faaliyetleri” Osmanlı’ya bağlı halkları etnik açıdan kışkırtarak milliyetçi ayaklanmalar, ayrılmalar ve ayrılanları yutmalar şeklinde işlemiştir. Bu milliyetçileştirme (!) faaliyetleri o kadar güçlü olmuştur ki, “İslam’a fedai ve hizmetkar olmamız” bile din kardeşimiz kabul ettiğimiz halkların ayrılmalarını engelleyememiştir.
Batı emperyalizmi, Osmanlıyı yıkmak için kullandığı “milliyetçileştirme” faaliyetleri ile 40’a yakın devleti yutmayı başarmasına rağmen, aynı “milliyetçi” duygular ile direnen Türklerin karşısında geri çekilmeyi hazmedememiş ve Osmanlı sonrası dönemde “bağımsız” kalabilen tek “Müslüman” ülke “Türkiye Cumhuriyeti ve kurucularına” karşı daha da kinlenmiştir. Haçlı güçleri, amacına ulaşmak için, bu kurucu gücün “Türk Milliyetçiliğinin” karşısına yeni güçler çıkararak “siyasi ve sosyal içten oyma faaliyetlerine” devam etmeyi ihmal etmemiştir.
İlk çıkardığı karşı güç ise “akıllara zarar bir şekilde” İslamcı, saltanatçı görünümünde “İngiliz-Fransız” ajanlarının gazına gelen cahil Müslüman kesimdir. Bu çatışmalar sürecinde oluşturulan kin ortamını iyi yöneten batı “İslam’ın fedaisi ve hizmetkarı olan Türkler” ile İslamcıları, Milliyetçiler ve Ümmetçiler olarak düşman cephelere ayırmayı başarmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin hızı, “uğruna şehit olanların” asla anlayamayacağı “hain” kavgalar ile yavaşlatılmış, gücü azaltılmıştır. Ardından gelen Türt-Kürt ayrışması ile Türkiye’ye verdikleri zarar ortadadır. Sırada diğerlerinin olduğunu söylemek için müneccim olmaya gerek yok.
Osmanlı sonrası, emperyalizmi durduran yegâne devlet Türkiye Cumhuriyetini kuran o şehitlere layık torunlar olmak istiyorsanız, bu “hain” ve dışarıdan kumandalı “Milliyetçi-Ümmetçi”, Türk-Kürt çatışmalarının kaynağı “kin ve nifak” tohumlarını kusup çıkarmanın zamanıdır. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.