1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkcı

  3. Hainlerin Sermayesi
Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Hainlerin Sermayesi

A+A-

Hainlerin işi, içinde yaşadıkları toplumun düşmanlarına hizmet etmektir… Bir savaş düşünün, düşmana bilgi aktaran asker haindir. Hain asker birliğinin  silah gücünü, cephanesinin yerini, harekat planını düşman ordusuna aktarır… Cepheden kaçar, cepheye gidenleri ayartmaya çalışır. Hain askere destek olacak başka hain kadrolar da vardır, örneğin gazeteciler, yazarlar, tarihçiler, siyasetçiler, din adamları...

*

Din adamları haindir diyemeyiz ancak hainler din adamı gibi görünür, konuşur... Çünkü bir topluma ihanette en etkili gurup hain din adamlarıdır. Bunları topluma duyuran hain gazeteci ve yazarlar sonra gelir… Biraz zaman geçince, hain tarihçilerin görevi başlar. Bunları topluma duyuran gazeteci ve yazarlar ise yine görevdedir. Bunlar da sadece basın ile sınırlı değildir, modern teknloji ile TV ve sosyal medya hainleri de bunlara dahildir.

*

Savaşı düşman kazanırsa hainlerin iş bitmiştir… Ancak hain askerlere, din adamlarına, gazeteci ve yazarlara rağmen savaşı düşman kaybederse iş yeniden başlayacak demektir… Hainlerin eksik kaldığı işleri tamamlayacak ve devam ettirecek yeni hain kadrolar devreye alınır. Savaş olmayan bir savaş hainler eli ile sürdürülür. Bu hainler dışarıdan gelmez. İçeride daha önceden yerleştirilmiş hain tohumları”” sulanıp beslenerek çoğaltılır. Daha da beslenmeleri gerekirse dışarı giderler ya orada kalarak dışarıdan çalışırlar veya besili olarak geri gelirler.

*

Hainlerin en büyük silahı dedikodu, fitira ve yalanlardır. İlk amaç toplumun aklını karıştırmak ve fitne - ayrılık çıkarmaktır. Karışmış akıllara istedikleri yalanı din veya tarih hikayelerine sararak yutturmaları kolaydır. Bazı hainler o kadar gelişmiştir ki, ekmeğini yediği toplumu, doğru bigiler ile bile yanlış yollara saptırabilirler. Hainler toplumun kandıramadığı kısmını da fitne yayararak, korkutarak etkisizleştirmeye çalışır.

*

Hainlerin, yalan silahının etkisi artıran iki yöntemi vardır. Birisi övme, diğeri korkutma.

*

Övme! Hain tarihçinin görevi toplumu tarihte tutmak, günümüzü anlamalarını önlemek ve gelecek için hazırlık yapmalarının engellemektir. Bunun yapmanın en kolay yolu, toplumun etkisiz geçmişinde yaşanan başarı ve zaferleri överek toplumu şişirmektir. Hain tarihçi övgü ile şişirdiği dinleyicilere istediği yalanı yutturabilir... Örneğin yukarıdaki savaşta, toplumun etkili geçmişinde, hainlere rağmen kazanılmış olan zaferin, milletin millî bilinci ve cesareti sayesinde başarıldığını anlatmak yerine, düşmanın hediye ettiği gibi bir yalanı yutturması…

*

Hainler tarihteki başarısızlıkları hiç anlatmazlar. Anlatmazlar, çünkü tarihten ders almamızı istemezler. Onların tüm istediği tarihini bilmeyen veya onların istediği gibi yanlış bilen ve geleceğe hazırlık yapamayan bir toplum olmamızdır…

*

Bizi, bizim ecdadımızın kurduğu dünya hakimi bir devletin başarılarını överek meşgul ediyorsunuz da bu devlet sürekli başarılı olduysa niçin yıkıldı hiç söyemiyorsunuz? Birkaç asker veya bürokratın yanlışı yüzünden yıkılan bir devlet senin övdüğün kadar büyük olamaz! Demek ki ya bizden işe yarar bilgileri gizliyorsun ya da bazı doğruları çarpıtıyorsun!? 

*

Korkutma! Hain din adamları, buna benzer benzemez bazı sorulara sorarak işin aslını anlaması muhtemel çocukları gençleri, fazla düşünmeyin çok düşünürseniz aklınızı da kaybedersiniz, imanınızı da kaybedersiniz diye korkuturlar. Bu korkuyu yutanlar kolayca kandırılırlar. Kandırıldık demeyi de bir marifet sanırlar…

*

Şorum şudur, toplumda hainler mi daha tehlikelidir, cahiller mi? Hainlerin sermayesi yalanlar mı, yoksa cehalet mi? Selam ve dua ile.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.