1. YAZARLAR

  2. Vildan Doğan

  3. Hayaller Kaç Para?
Vildan Doğan

Vildan Doğan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Hayaller Kaç Para?

A+A-

Soruyorum size, kimler “İşte bu benim!” diyebileceği işler yapıyor? Kimler bulunduğu konumdan dolayı zevk alarak hayat sürdürüyor? Veya kaç kişi ruhunu, kalbini mesleğine yansıtabiliyor?  Düşündünüz, “Maalesef” dediniz, “Keşke” dediniz, hatta belki bu soruyla ilk defa karşılaştığınız için cevap bile bulamadınız. Ve eminim ki çok azımız bizleri yansıtan iş alanlarındayız.

Biz hep mecburiyetlerle dolu hayatlar yaşadık. Taa, anaokulunda başladı sorumluluğumuz. O küçücük bedenimize kendimizin 2 kat ağırlığında bir çanta yüklendi ve “Hadi, boyundan büyük işler başar hayat boyu” dendi. İtiraz mı edecektik? Öyle bir hakkımız yoktu ki. Saf ve temiz beynimiz öyle bir kemirilmeye başlandı ki kendimize büyük adam olmaktan başka çare bulamadık. İyi bir lise için iyi bir ilkokul gerekirdi, özel dersler özel öğretmenler… Hiç unutmam, kardeşimi ilkokula yazdırırken sınıf sınıf ayırmışlardı, fazla para veren ‘sözde’ daha iyi bir öğretmene ve daha iyi bir sınıfa veriliyordu. Tam oyun oynayacağımız, arkadaş edineceğimiz o dönemi, kitapların arasında geçirdik. Ve evet, sonunda iyi bir lisedeydik. Sıra iyi bir üniversiteye gelmişti. Önemli olan en geçerliliği olan meslekleri seçmekti. Yüksek puanlı bölümleri; tıp, hukuk, mühendislik… Sınırlıydı. Mesela, kişinin öyle bir sesi var ve türlü enstrümanlara yeteneği var ki, hayran kalınır. Ama olmaz, devlete sırtını dayamazsa aç kalır, o yüzden bizi kalıplaştıran bölümleri seçmek zorundayız. Yine en güzel çağlarımızı daracık odamızda kitapların arasında geçirdik. Ve kazandık, o çok yüksek puanlı üniversiteyi ve bölümü. “Üniversiteye kapağı at, gerisi kolay” sözünü yalanlayacak kadar ağır 4 veya 5 yıl geçirdik. Projeler, sunumlar, tezler, vizeler, finaller, seminerler… Evet, şimdi çok donanımlıyız; ‘büyük adam’ olduk. Ama bir de bakmışız ki giden yıllar bizden gitmiş ve mutlu olduğumuz yerde değiliz. Belki hayalimiz ülke ülke gezip kitap yazmaktı veya saatlerimizi yetenek olarak adlandırılan kara kalem çalışmalarıyla geçirip sergiler açmaktı… Ama bunların hiç biri ailemizi, öğretmenlerimizi, çevremizdekileri tatmin etmezdi. Önemli olan büyük adam olup anneye veya babaya “Benim oğlum doktor, benim kızım avukat dedirtmekti. Ve yaptık!

Şimdi o kişiler, yani bizler sırf ailemiz istedi diye seçtiğimiz mesleklerden dolayı mutsuzuz. Bakıyoruz her şey çok iyi, güzel yerlerdeyiz ama mutlu değiliz. Oysaki mutluluğu bulmak hayallerimiz, isteklerimiz, arzularımız ötelenmediği sürece çok kolaydır. Bu baskı ortadan kaldırıldığında, bireyler mutlu olacağı yerleri seçeceği için, yaptıkları işi, mesleği en güzel şekilde icra edeceklerdir. İnsan bir şeyi zevk alarak yapıyorsa, en güzel ‘o’ yapıyordur. Böylelikle de yaptığı iş, hem yararlanan kişilere daha faydalı bir hal alır hem de kişinin ruhu tatmin olur. Verim arttıkça da topluma ve ülkeye kazandırdıklarının seviyesi tartışılmaz bir hal alır.

Anneler, babalar, aileler… Ötelemeyelim! Çocuklarımızın, gençlerimizin mutlu olduğu işleri ve yerleri görmezden gelmeyelim. Kendi ellerimizle o güzel hevesleri yok etmeyelim. Sağlıcakla Kalın!

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.