1. YAZARLAR

  2. Tankutalp Altunsoy

  3. Hayatımdan Gerçek Kesitler
Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Hayatımdan Gerçek Kesitler

A+A-

Yaşım oldu kırk küsür, bu gün ben sizlere tahminen otuz sene önce yaşamış olduğum bir anıyı ve yıllar sonra aldığım dersi anlatacağım.

Aslında dersi de otuz sene önce almışım ama fark etmem otuz senemi aldı işte.

İlkokuldayım; bende yaşı kırklara yakın herkes gibi siyah önlük beyaz yaka ile okudum. O yıllar zor ama bir o kadarda mutlu yıllardı. Sınıfımızda her çeşit insan vardı. Tam bir kozmopolit karışım yani. Zengin fakir, kirli temiz, çalışkan tembel.

Her gün yeni bir macera ve maceradan maceraya koşan ben ve arkadaşlarım. Çocuğuz o yıllarda, aklımıza ne eserse onu yapıyor ve konuşuyoruz.

Bir gün kalemimi kayıp ettim, arıyorum, bulamıyorum. Üzüldüğümü gören benim çetenin tayfaları da benimle birlikte arıyor. Ailesi yurt dışında olan şimdilerde Alamancı diye hitap ettiğimiz zengin aileye mensup bir kız öğrencinin elinde görmüş, arkadaşlarımdan biri olan Başar ve hemen bana söyledi.

Başar da bizim çetenin tayfası aynı ben.

Gittim istedim kalemimi “bana bunu babam aldı bu kalem benim dedi” ve vermedi. Elinden zorla aldım baktım benim kalemim üzerine koyduğum işaretten bildim.

Biz üç kardeş olduğumuz için malzemelerimiz karışmasın diye kendimize özgü işaretler geliştirmiştik ve kullanmakta olduğumuz eşyalarımıza bu geliştirdiğimiz işareti koyardık, böylelikle kardeşlerimle kullanmakta olduğumuz ve birbirinin aynısı olan eşyalarımız karışmazdı. Çünkü babamız ayrım yapmamak adına birimize aldığı bir eşyanın aynısından üç tane alırdı.

Neyse uzatmayalım çocuk aklı ile kalemi zorla aldım elinden, çenesine bir yumruk bir itekleme kız yerde, bas bas bağırıyor bende ona hırsız diye bağırıyorum. Öğretmenimiz Yaşen hanım geldi ve bizi araladı. Sakinleştirmeye çalışıyor o esnada ikimizide, kız yerden kalkıp bana tekme atmaya çabalarken öğretmenimiz arada ben ise bir tarafta kıza saldırmaya çalışırken bir taraftan da hırsız diye bağırmaya devam ediyorum.

Öğretmenimiz olayı anladıktan sonra bana o kalemden başka olamaz mı diyor. Olamaz benim kalemim işareti bile var diyorum. Kalemi alıp kıza veriyor ve bana o kalemden çok var arkadaşını hırsızlıkla suçlamak ne kadar ayıp yavrucuğum sen kalemini ara bulamazsan ben sana yarın alayım diyor.

Ben kabul etmeyip hırsız diye bağırmaya devam edince eline sağlık, elleri dert görmesin beni bir güzel dövüp zorla yerime oturtuyor.

Ertesi gün aynı kalemden bana verip, “o kalemin senin olduğunu ben de anladım ama insanların içinde arkadaşını hırsız göstermek doğru bir davranış değil. O onun hatası eminim pişman olmuştur, pişman olmaz da devam ederse bu işlere yine kendisine söylemeden annesine söyleriz tamam mı yavrum” dedi.

Olay öylelikle kapandı gitti.

Yıllar sonra bir arkadaşım benzer bir olayla ile karşı karşıya kaldı. Ve suçsuz olduğu aylar sonra anlaşıldı. Onun suçsuz olduğunu bilenler bile belli bir süre ondan uzak durdu. Karısı terk etti. Evinden atıldı. Daha neler neler. Suçsuz olduğu anlaşılınca kuru bir özür lütfen bizi affet…

Küçüklüğümde yaşadığım bu olay, arkadaşımın başına gelen olaydan sonra büyüdükçe içimde büyüdü, öğretmenimizin bu duyarlı davranışı

Düşünüyorum da şu hayattaki en büyük dersi, o gün almışım. Her aklıma gelişinde sarsıldım ve her aklıma gelişinde kendimi öğretmenimizin erdeminin koruyucu gölgesinde hissettim.

“Utancı bilerek yaşamak korkunç... Daha da korkuncu, bilerek yaşatmak.” der Edip Cansever. Öğretmenimiz  o utancı yaşatmadı o arkadaşımıza. Beni sakinleştirip yeni bir kalemle buluşturarak bendeki sinir halinin de üstesinden geldi.  İyi ki de öyle yapmış, öyle yapmasaydı şayet bu gün hatırlar mıydım doğrusu bilmiyorum. Ama o kız arkadaşım benim yüzümden yaşayacağı o utancı hiç unutamazdı eminim…

Ben de suçsuz yere “Ergenekon” davasında yargılanıp hapis yattıktan sonra anladım, insan oğlunun başına her iş gelebilir kimseyi yaşadıkları ve yaptıkları için yargılamıyorum artık.

Zaten ne yargılama ne de ceza verme merciinde değiliz. Cezası olan çekiyor, kötü bir iş yapan da devlet eliyle yargılanıp cezalandırılıyor.  Suçsuz yere ceza çekenlere ise anca içimiz açıyor elimizden bir şey gelmiyor, kendimiz için bile bu durum böyle maalesef…

Utancı bilerek yaşatmadı Yaşen hanım öğrencisine, belki kendi unutmuştur bile bu olayı ama ben bu gün hatırladım ve yazdım.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.