1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Hedefteki Türkiye ve Türkiye’nin hedefleri
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Hedefteki Türkiye ve Türkiye’nin hedefleri

A+A-

Karabağ’ın Ermeniler tarafından 30 yıl önce işgal edilmesi Türkiye’yi kuşatma harekâtının birinci adımıydı. Zira dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal 1991’in Ocak ayında başlayan Birinci Körfez Savaşı öncesinde “Kerkük ve Musul yeniden bizim olmalıdır, buralar Misakı Mili sınırlarımıza dâhildir” diyerek Mustafa Kemal Atatürk ve Adnan Menderes gibi; ‘batı için tehlikeli’ hayal, hatta planlar peşinde olduğunu ifşa etmişti.

Necmettin Erbakan siyasi hayatı boyunca “Türk ve İslam Birliğini” haykırmış, 1990’lı yılların ortalarında da bir yılı bulmayan Başbakanlığı döneminde D-8 Zirvesini kurarak hayallerini gerçekleştirmek üzere ciddi bir hamle yapmıştı. İktidarda durması batı için tehlike demekti; yerli işbirlikçileri ile hükümeti indirdiler.

Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı dönemine gelelim… 2000’li yılların ortasında İstanbul’da yapılan İslam Ülkeleri Ekonomik Kalkınma Toplantısı tarihin seyrini değiştirdi. Üst düzey devlet adamlarını katıldığı toplantıda Cezayir Devlet Bakanı “Türkiye yeniden Osmanlı’nın rollerini üstlenirse ben ülkem adına Türkiye’ye tabi olmaya söz veriyorum” demiş ve dakikalarca ayakta alkışlanmıştı. Üstelik başka Ortadoğu ülkeleri de aynı sözü vermişti. Toplantının üzerinden çok geçmeden Arap Baharı harekâtları başlatıldı, Ortadoğu kan çanağına döndürüldü. Arap baharı kalkışmaları gibi günümüzde bazı Arap ülkelerinin İsrail’in yörüngesine oturtulması da Türkiye’ye karşı bir hamledir.

Suriye iç savaşı devam ederken Amerika PYD’yi destekleme bahanesiyle bölgeye katar katar yüksek kapasiteli silahlar sevk etmişti. Bölgede bu denli silahlanmanın Türkiye’yi güneyden kuşatmaktan başka bir amacı yoktur.

Balkanlarda Amerikan ve NATO Ordularının son yıllarda Bulgaristan merkezli yoğun silah yığınağı yaptığına dair görüntüler günlerce gündem olmuş, bu silahlanma hareketi için yalanlama yapılamadığı gibi ikna edici açıklamada getirilmemişti. Balkanlardaki silahlanma da Türkiye’yi kuşatma girişimim bir parçasıdır. Hatta Ukrayna’nın iç savaşa sürüklenmesi ve NATO’nun Karadeniz’in öte yakasındaki ülkeye yerleşme girişimi de Türkiye’yi hedef alan bir plandır.

Yıllardır sürüncemede bırakılan Kıbrıs sorununun daima canlı tutulmasının sebebi Türkiye’yi Akdeniz’den kuşatmaktır. Rum yönetimi, kendilerini adada konumlandıranların verdiği görevi icra etmektedir.

Ekonomik olarak büyük çöküntü yaşayan ve batıdan aldığı maddi desteklerle ayakta duran Yunanistan, öz varlıklarına ve askeri gücüne güvendiği için değil, kendisine ‘Türkiye’yi tahrik ve taciz etme görevi’ verenlerin teminatları üzerine, adaları bahane ederek Anadolu’yu Ege’de kuşatma altına almaya çabalamaktadır.

Azerbaycan’ın Karabağ bölgesini 30 yıldır haksız ve hukuksuz bir şekilde işgal eden Ermenilerin, Türkiye’nin Akdeniz’de Yunanlılarla cedelleştiği günlerde Azerbaycan’ın sivil yerleşim bölgelerine taciz ateşleri açarak savaşın fitilini ateşlemesi ve ateşkes anlaşmalarını daha imzalar kurumadan ihlal etmesi yiğitliğinden değil, kendisine verilen ‘Türkiye’yi taciz ve tahrik etme görevinden’ ileri gelmektedir.

ERKEN SEÇİMİ

GÜNDEME ALMAK

Türkiye’nin dört bir yanındaki kuşatma eylemlerini yok saymak akıl kârı değildir. Karşılıklı hamlelerin saat başı değiştiği şu günlerde erken seçim talebinde bulunmanın ise izahı yoktur. Küresel salgının dahi günü gelmiş seçimi bile tehir etmek için en geçerli gerekçe olduğunu düşünmeden hareket etmek; hele de ‘Amerika seçim yapıyor’ bahanesini öne sürmek de akıl harcı değildir. Tatmin edici argüman üretemeyen muhalefetin şu kritik süreçte temcit pilavı gibi seçim istemesi, ülkenin uluslararası sahada elini zayıflatmaya yönelik -bilinçli ya da bilinçsiz- ciddi hatadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.