1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkcı

  3. Hicaz Haşimi Krallığı
Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Hicaz Haşimi Krallığı

A+A-

TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 16. cildinin, 412-415 sayfalarından bir özet, isteyen açıp okusun, internette bulabilir;Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’ni paylaşmak üzere anlaşan devletlerin başını çeken İngiltere, Mekke Emîri olan Şerif Hüseyin’in Osmanlıya İttihat ve Terakkiye muhalif çıkışlarını kullanarak birçok vaatler ile kendisini Osmanlıya karşı isyan etmeye teşvik etmiş. Vaatlerin başında da hilâfetin Osmanlı Devleti’nden alınarak Hâşimî ailesine verilmesi ve büyük bir Arap devletinin kurulması varmış. Şerîf Hüseyin ile İngiltere’nin Mısır komiseri Sir Henry McMahon arasında 1915 yılı boyunca süren pazarlıklar sonucu 27 Haziran 1916’da isyan başlamış. Şerîf Hüseyin kendisini “Arap ülkelerinin kralı” olarak ilân etmiş. Mart 1917’de Medine’nin Osmanlı askerlerinden boşaltılması kararı verilmiş. Hicaz’ın kontrolü tamamen Şerîf Hüseyin’e geçmiş ve bölge Osmanlı hâkimiyetinden çıkmış.

*

Savaştan sonra hayal kırıklığına uğrayan Şerîf Hüseyin, 1924 yılında Türkiye’de hilâfetin ilgasının ardından kendisine İngilizlerin vaadi olduğu üzere halifeliğini ilân etmiş, ancak kabul görmemiş ve muhalifi olan Abdülazîz b. Suûd’un aşırı tepkisini almış. Nitekim b. Suûd aynı yılın ekim ayında Mekke’yi ele geçirmiş. Bunun üzerine Şerîf Hüseyin, yerine oğlu Emîr Ali’yi Hicaz kralı olarak bırakıp önce Akabe’ye çekilmiş, oradan da 1925’te Kıbrıs’a iltica etmiş. Emîr Ali de İngilizlerin desteklediği b. Suûd’un Hicaz’ı tamamıyla ele geçirmesinden sonra babasının arkasından gitmiş. Böylece Hicaz Hâşimî Krallığı (1916-1925) kısa zamanda tarihe karışmış.

*

Gördüğünüz gibi Osmanlıya ihanet yok, sırtından vurma yok. Osmanlıyı parçalamak için planlar yapan haçlı artığı devletlerin teşvik etmesi ile kandırılan bir Şerif var ve bu kandırılmışa kanan Araplar var. Ormanlının hicaz bölgesinden atılması için haçlı bakiyesi İngilizler ile birlikte din kardeşi Türklere saldıran Araplar elbette masum… Değil mi? Çünkü halk ne yapsın başındaki krala itaat etmek zorunda kalmış.

*

Bu kafa ile bakınca, Barış Pınarı Harekatı için bizi kınayan Arapların bir suçu yok tüm suç Arap devletlerini yönetenlerde. Araplara laf etmeyin. Çünkü Peygamber Efendimiz (SAV) Arap… İyi de onu öldürmek için kiralık katil tutanlar da kiralık katil olmayı kabul edenler de Arap… Bunu idrak etmekten aciz kafalar ırkçılık ile milliyetçilik arasındaki farkı da idrak edemiyor ve kendi milliyetçiliğine düşman oluyor sonunda Arap’ın veya düşmanın ırkçı emellerine hizmet ediyor. Allah’ım feraset ve basiret ver.

*

Karışık kafalar bilgileri işleyerek aklen öğrenmek yerine malumatı kabul ederek ön yargıları naklederler. Böyle kafalardan sağlıklı fikirler çıkması beklenemez. Bu hastalıklı fikirler ile düşünenler dostu da ve düşmanı da doğru tanımlayamaz. Eğer bu hastalığa yol açan mikropları temizlemezsek bölgemizde başrolü alacağız diye hayaller kurarken, figüran bile olamayız Allah muhafaza.

*

Şimdi bir fırsat çıktı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Barış Pınarı Harekatı başlayınca gelişen olaylar ve yapılan açıklamalar ile Türkiye, ABD ve Rusya ile başarılı anlaşmalar yapınca gelişen olayları ve açıklamaları akıl ile bir daha işleyelim. Malumat ile ön kabuller ve ön yargılar üzerinden boş lafları bırakalım. Dost derken de düşman derken de daha dikkatli olalım ve biz olalım. Biz. Selam ve dua ile.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.