1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Horlama Ve Uyku Apnesinde Bilinmeyenler
Horlama Ve Uyku Apnesinde Bilinmeyenler

Horlama Ve Uyku Apnesinde Bilinmeyenler

NCR İnternational Hospital KBB Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Çokkeser, horlama ve tıkayıcı uyku apnesi hakkında pek bilinmeyenleri anlatarak, cerrahi...

A+A-

NCR İnternational Hospital KBB Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Çokkeser, horlama ve tıkayıcı uyku apnesi hakkında pek bilinmeyenleri anlatarak, cerrahi tedavi hakkında bilgiler verdi.

Prof. Dr. Yaşar Çokkeser, ağır bir yemek sonrası yatılırsa horlamaya sık rastlanıldığını belirterek, bazı insanların ise her gece rutin olarak horladığını ifade etti. Erkeklerin yaklaşık üçte birinin kadınların ise yaklaşık beşte birinin bu şekilde alışkanlık olarak horladığına dikkat çeken Çokkeser, "Uykuda burun içini döşeyen dokuların daha fazla kanla şişmesi tıkanıklığa yol açar, ayrıca bizler uyanık haldeyken ağız ve burnumuzdan geçen havanın yaptığı "vakum kuvvetine" karşı çene-yüz iskelet sistemi ve yumuşak damak kasları karşı kuvvet uygular. Ancak uykuda dinlenirken vücudumuzdaki kaslarımız gevşemektedir. Bu süreçte yumuşak damak kaslarımız da gevşer. Hava geçişi sırasında gevşeyen damak kaslarının titreşmesi ile ortaya çıkan durum horlama olarak adlandırılmaktadır" dedi.

Prof. Dr. Yaşar Çokkeser, horlamayı tetikleyen sebepler hakkında ise "Burnumuzda kıkırdak-kemik eğriliği ve burun eti şişliği gibi bir sorun ya da çocuklarda geniz eti iri bademcik gibi tıkanmaya yol açan bir sorun varsa, aşırı kiloluysanız, yumuşak damağınızda sarkma varsa, küçük diliniz olması gerekenden daha uzun ise, yüz-çene kemiklerimizle ilgili bazı anatomik sorunlarınız varsa, dil kökünüz aşırı büyükse bu problemlerin şiddeti ve çeşitliliğine göre horlamaya daha yatkın olduğunuz söylenebilir" şeklinde konuştu.

Apnenin tanımı ve çeşitlerini de anlatan Yaşar Çokkeser, "Apne uykuda en az 10 saniye süre ile ağız ve burun seviyesinde nefesin durması anlamına gelmektedir. Tıkayıcı (obstrüktif), merkezi (santral) ve mikst apne olmak üzere üç çeşit apne vardır" ifadelerini kullandı.

KBB, tıkayıcı uyku apne sendromunun (TUAS) tedavisinde rol oynadığını söyleyen Çokkeser, "TUAS'ın toplumun yaklaşık yüzde 4'ünde görüldüğü düşünülmektedir. Ancak bu oran kadın nüfusta yüzde 2'lere düşerken erkeklerde yüzde 5-10'a çıkmaktadır" dedi.

Çokkeser, TUAS'ın nedenleri hakkında ise, "Horlama nedeni olarak yukarıda sözü geçen etkenler, yani burun, geniz, yumuşak damak dil kökü seviyesinde daralmaya-tıkanmaya yol açan etkenler ileri boyutlu olduğunda, bunun yanı sıra gırtlak-nefes borusu seviyesinde ses teli felci, ender de olsa bazı kitleler, darlıklar uykuda nefes durmasına yol açabilir. Horlama sosyal bir sorundur, kişinin uyuduğu ortamdakileri etkiler, ancak apne tedavi edilmesi gereken ciddi bir sağlık sorunudur" şeklinde konuştu.

TUAS'ın belirtileri nelerdir?

Yorgun uyanma, işte konsatrasyon bozukluğu, gündüz uykularının TUAS'ın belirtileri arasında yer aldığını hatırlatan Prof. Dr. Çokkeser, "TUAS'ın en önemli belirtileri uyku kalitesinin bozukluğuna bağlı olarak sabah yorgun uyanma, işte konsatrasyon bozukluğu ve gündüz uyuklamalarıdır. Özellikle dikkat gerektiren işlerde çalışan kişilerde TUAS çok tehlikeli olabilmektedir. Trafik kazalarının belli bir kısmından TUAS'ın sorumlu olduğu düşünülmektedir" şeklinde konuştu.

TUAS ile kalpte enfarktüs, felç, aritmi, hipertansiyon gibi hastalıkların riski arttırdığına da dikkat çeken Çokkeser, "Horladığı bilinen bir kişide tanıklı apne varsa, yani hastanın uykuda nefesinin durduğuna şahit olan varsa bu çok değerlidir. Apne şüphesi olan hastada kesin tanı polisomnografi olarak adlandırılan uyku testiyle konulmaktadır" dedi.

Uyku testi

Hastalara yapılan uyku testini de anlatan Çokkeser, şöyle devam etti:

"Klasik olarak uyku testi uyku laboratuvarlarında hasta bir gece uyutularak yapılır. Uyku sırasında hasta bazı aletlere bağlanarak uykuda kaç kez apne-hipopne olduğu, kanda oksijenin ne kadar düştüğü, çene ve bacak kas hareketleri gibi parametreler ölçülür. Saatte ortalama kaç kez apne-hipopne olduğu önem taşımaktadır. Buna apne-hipopne indeksi (AHİ) adı verilir. Günümüzde temel parametreleri içeren ev tipi polisomnografi cihazları da mevcuttur."

Çocuk apnelerinin erişkinden farkı

Çokkeser, çocuk apnelerin erişkinlerden farkı hakkında ise, "Çocuklarda en sık rastlanan apne nedeni geniz eti ve bademcik büyümesidir. Yine erişkinden farklı olarak saatte ortalama bir apne bile olsa o çocukta TUAS olduğu kabul edilir. Bu sebeple uyku testi erişkinde olduğu gibi çocukta rutin kullanılmamaktadır. Tanıklı apne tanı için yeterli kabul edilmektedir" ifadelerine yer verdi. Çokkeser, TUAS'ın tedavisinde temelde cerrahi yöntemler, basınçlı hava maskeleri ve ağız içi gereçlerden yararlanıldığını kaydetti.

Horlama-apne cerrahisinde kullanılan yöntemler

Çokkeser, horlama ve apne cerrahisindeki kullanılan tedavi yöntemleri hakkında ise, "Horlama-apne cerrahisinde altta yatan anatomik nedene göre çok çeşitli cerrahi yöntemler tarif edilmiştir. Burunda kıkırdak-kemik eğikliği varsa deviasyon ameliyatı ile bu düzeltilir. Burun etleri şişliği varsa bunlar radyofrekans yöntemi ile ya da bir kısmı kesilip çıkartılarak küçültülebilir. Burunda polip ve sinüzit varsa endoskopik sinüs cerrahisi ile bu sorun giderilebilir. Özellikle çocuk apnelerinin en önemli nedeni olan bademcik-geniz eti büyümelerinde hastalar bademcik-geniz etinin alınması operasyonundan çok fayda görmektedirler. Erişkinlerde de yine bademcik, yumuşak damak, küçük dil ve dil köküne yönelik çok sayıda ameliyat tarif edilmiştir. Bunun dışında çene ilerletme ameliyatlarında çok yüksek başarılar bildirilmiştir. Ses teli felci ya da nefes borusu darlığı gibi bir sorun varsa ilgili soruna yönelik ameliyatlar yapılabilir. Cerrahi tedavinin en uç örneği özellikle aşırı şişman hastalarda diğer yöntemler uygulanamıyorsa ya da işe yaramayacaksa ve sorun hayatı tehdit eder düzeye ulaşmışsa boğaza delik açma işlemi olan trakeotomi işlemidir" ifadelerini kullandı.

Basınçlı hava maskesi tedavisi

Tedavi yönteminde bir maskeyle hastaya burundan basınçlı hava verilerek, hava yolunun sürekli açık tutulması ile gerçekleştiğini söyleyen Çokkeser, bu tedavi yönteminin oldukça etkili olmasına rağmen hastaların maskeyle uyumaya alışmaları her zaman mümkün olmadığını ifade etti.

Ağız içi gereçleri

Çokkeser, bu tedavi yöntemi ile temel işlevi alt çeneyi öne alarak bununla birlikte dil kökünün de öne alınması, böylece arka hava boşluğu olarak adlandırılan mesafeyi arttırıp apnelerin önüne geçilmeye çalışıldığını kaydetti. Çokkeser, özellikle yumuşak damak ve dil köküne yönelik cerrahi yöntemlerin yakın dönem başarıları yüksekken 5 yıllık takiplerde bu başarının düşebildiği görüldüğünü de sözlerine ekledi

Yumuşak damak-dil kökü ameliyatları

Ameliyatlarla ilgili hatırlatmalarda bulunan Çokkeser, "Burun ameliyatlarında nasıl ağrı olmuyor ya da çok hafif oluyorsa, bunun tam tersi olarak yumuşak damak-dil köküne yönelik ameliyatlarda hastalarda ciddi ağrı görülebilmektedir" dedi.

"Hastaya özel yaklaşımlar uygulanmalıdır"

Çokkeser, horlama-apne sorunları birçok faktörün rol oynadığı karmaşık sorunlar olduğunu hatırlatarak, "Burada hastaya özel yaklaşımlar uygulanmalıdır. Öncelikle hastalar horlama-apneye meyil olan cerrahi dışı değiştirilebilir faktörleri tespit etmek gerekmektedir. Yani hasta aşırı kiloluysa zayıflamasını, sigara içiyorsa sigarayı bırakmasını, gece yemek yeyip alkol alıp yatıyorsa bu alışkanlıklarından vazgeçmesi, egzersiz yapması tavsiye edilir. Muayenesinde anatomik olarak apne-horlamaya yol açabilecek faktörleri tespit edilir. Hastanın, burun, yumuşak damak, dil kökü ve gırtlağı dikkatle muayene edilir. Burnunda tıkanıklık oluşturacak bir hastaya önerimiz yukarıda sözü geçen yaşam biçimi değişikliklerine ek olarak burun ameliyatıyla burnunun açılmasını sağlamaktır" diye konuştu.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.