1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkcı

  3. İhracatçının Hali
Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İhracatçının Hali

A+A-

Bir ülkede milli para olması gerektiğinden daha değerli olursa, ülkenin ihracatı azalır, ithalatı artar ve ülkeden döviz kaçışı hızlanır, sonuçta ülke fakirleşir. Ülke, büyüse bile kalkınamaz.

*

Bir ülkede milli para olması gerektiğinden daha değersiz olursa, ülkenin ihracatı artar, ithalatı azalır, ülkeden döviz kaçışı durur ve ülkeye döviz girişi hızlanır sonuçta ülke zenginleşir, kalkınma başlar. Ancak paranın değer kaybetmesi durumunda ürün ve hizmetlerin fiyatları yükselir, enflasyon artar. Böyle bir durumda kalkınma durur.

*

Bir ülkede milli para olması gereken değerde olmalıdır. Ekonomi yönetimlerinin, küçük sapmalar olsa da ilk hedefi paranın değerini doğru hesaplamak ve değeri istikrarlı bir seviyede tutmak olmalıdır. Sihirli kelime dengedir. Üretimde, tüketimde, harcamada, tasarrufta denge. Bir anlamda adalet.

*

Bir ülkede milli paranın değeri ülke ekonomisinin gücüne göre düşer veya yükselir. Paranın değerli olması ülke ekonomisinin güçlü olması demek değildir!

*

Paranın ekonomi içinde birden çok görevi vardır, bunlardan birisi de ölçü birimi olmasıdır. Bir para biriminin ölçü birimi olarak en güvenilir olduğu seviye o paranın değerini de gösteren seviyedir. Paranın, güvenilir denge seviyesini göstermesi için ekonomide faaliyet gösteren unsurların özgür iradeleri ile serbestçe hareket ediyor olmaları gerekir.

*

Teoride böyle olsa da uygulamada zorluklar çıkar. Zira ekonomide faaliyet gösteren unsurların hepsi aynı güçte değildir. Güçlü olanlar, güçsüz olanların iradelerine müdahale ederek özgür ve serbest hareket etmelerini engelleyebilir. İşte devlet de tam burada gereklidir. Devlet ekonomiye müdahale etmek yerine özgür iradeye müdahale eden güç odaklarının müdahalesine müdahale ederek, ekonominin adil bir denge üzerinde yürümesini sağlayacak tedbirler almalıdır.

*

Ancak devleti yöneten hükümeti kuran siyasi parti, ekonomide adil dengeyi sağlama görevi yerine, gelecek seçimlerde daha fazla oy almayı sağlayacak düşüncelere kapılırsa, o ekonomide denge de kalmaz adalet de. Adaleti sağlayamayan bir hükümetin kalkınmadan söz etmesi mümkün değildir. Söz ediyorsa, gol atmak için oynanan futbol oyununda, takımının kazanması için en uygun takım arkadaşına pas vermek yerine seyirciden alkış almak için çalım atarak topu kaptıran oyuncunun durumuna düşmüş demektir.

*

Şimdi gelelim, döviz kurlarındaki artışa paralel olarak artan ihracat ile övünen ekonomi yönetimi, ihracat artışındaki rolünü bilmesine rağmen döviz kurlarını niçin düşürür? Niçin övünür? Ekonomi yönetimi şuna da cevap aramalıdır, kurlardaki artışı dikkate alarak ihracat fiyatlarını düşüren ve bu sayede sağladığı rekabet gücü ile ihracatını artıran ihracatçıların üretim, teslimat, tahsilat süreci tamamlanmadan döviz kurlarının düşmesinden dolayı edeceği zararı kim, nasıl telafi edecektir?

*

Ekonomi yönetimi ihracattaki artış ile övünüyor. Bu artışta, döviz kurlarındaki artışın etkisini görüyor ancak döviz kuru seviyesini yapısal iyileştirmeler ile değil palyatif yöntemler ile düşürmeye çalışıyor. Bu durum sanayiciyi de ihracatçıyı da şaşırtıyor. Acaba görmeden mi çalışıyor ekonomi yönetimi? 

*

Döviz rezervlerini trilyon dolarlara çıkarmış olan Çin bile parasını değerlendirmek yerine, değerinden daha düşük tutmaya çalışıyor? Niçin? Sormazlar mı, örnek almazlar mı? Ekonomi yönetimi ihracattaki artış ile övünüyorken ithalattaki artışa bakmıyor mu acaba? Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.