1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. İhracatın Kadar Konuş
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İhracatın Kadar Konuş

A+A-

Yıllar önce, terörist başı sığındığı ülkeden kaçmak zorunda kalınca bir ara İtalya’ya gitmişti. Galeyana gelen halk İtalyan mallarını protesto ettiler, mitingler düzenlediler. Ne etkisi oldu hatırlayan var mı? O zaman şunu yazmışım, Türkiye’nin 50 milyar dolar yerine 250 milyar dolar ihracatı olsaydı, diplomaside gücümüz artardı, sözümüz dinlenirdi. Geçen 14 yılın sonunda ciddi bir başarı ile 150 milyar dolar ihracata ulaştık ama ithalatımız daha hızlı artmış, fark etmedik(?) “Belki bu yüzden dış politikadaki sesimiz birilerinin işine gelince megafondan çıkar gibi güçlüyken, birilerinin menfaatine uygun dış politika yürütemeyince iç politikada duyulan bir ses haline geliyordur.” İhracattan daha hızlı artan ithalatımızda, lüks mal ve markaya ödediğimiz para bütçe açığımızla yarışacak neredeyse. Bütçe açığı demek, borçlanmak demek bu da çok sevdiğimiz Osmanlı tarihindeki “borç alan emir alır” kıssasını hatırlatıyor. Ama ders almıyoruz. Alıyor muyuz? Özelleştirecek kamu şirketleri bitince, biz borç alırız ama emir almayız efelenmesi ile mi yöneteceğiz ekonomiyi? 14 yıl öncesine göre daha iyi durumda olmamız, yarını garanti altına almış değil henüz, gevşemek için çok erken. Çünkü; IMF’ye borcu sıfırladık diye övünüyoruz ama toplam borcumuzun ne olduğunu, 50 milyar doları aşan borç faizini niçin ödediğimizi konuşmuyoruz. 
***
İhracatımız 150 milyar dolar oldu diye övünüyoruz ama ithalatın 250 milyar dolara dayandığını konuşmuyoruz. Ancak ihracatımız ithalatımızı geçerse “kendimize ait zenginliğe ve güce” ulaşabiliriz. 10 yıl sonrası için 500 milyar dolar hedef koyduk. Kulağa hoş geliyor. Peki, bu hedefe ulaşmak için ne yapılıyor? Konuşmuyoruz. Başaramadığımız zaman iç ve dış mihrakları hep konuşuyoruz, hep konuşuyoruz. “Van minit” dedikten sonra, İsrail’i karışımıza alıp, Müslümanların gönlüne taht kurmuşken, Müslüman ülkelerin İslam ekseninde dostluk ve barışını güçlendirmek için ne yaptık. Hoşumuza gitmese de gerçeklere uygun yapısal bir şeyler yapmak yerine taraf tutmayı tercih ettiğimizi konuşmuyoruz. Müslüman İran-Irak-Suriye ekseninde dost olduğumuz Müslüman Suudi Arabistan ile Müslüman Mısır konusunda düşman olma noktasına niçin geldik. Konuşmuyoruz. Müslümanların maruz kaldığı zulme biz de ağlıyoruz, ama bazılarının ağlaması niçin Filistin veya Mısır veya Suriye ile sınırlı kalıyor? Konuşmuyoruz.
***
Hayvanlar ağlamaz demiş bakanımız, doğru demiş. Hayvanlar insanların yapabildiği birçok şeyi yapamaz; özellikle de “mahluk” ile “eşref-i mahluk” ayırımındaki “şeref” kapsamına girenleri yapamaz hayvanlar. Örneğin, gelecek için plan kuramazlar, planına ulaşmak için kendini farklı bir türde gösteremezler, maske takamazlar, duruma göre ağız değiştirip ben öyle demediydim, böyle dediydim diye çark edemezler. Başka bir türün gazına gelip kendi türü aleyhine hareket edemezler. Gerçekleri konuşmak dururken polemik üretemezler…
Konuşulması gereken birçok şeyi konuşmadığımız halde o kadar çok şey konuşuyoruz ki, birilerinin ihracatın kadar konuş demesine hazırlıklı olmalıyız. Dış politikamız birilerinin işine gelince megafondan çıkar gibi yankılanan sesimiz ile övünenler, birilerinin işine gelmeyince sadece iç politikada duyulur hale gelen sesleri ile bari uyanmalılar. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.