1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. İhracatın Kadar Konuş
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İhracatın Kadar Konuş

A+A-

Yıllar önce, terörist başı sığındığı ülkeden kaçmak zorunda kalınca bir ara İtalya’ya gitmişti. Bizde de İtalyan malları protesto edilmişti ama ne kadar etkisi olmuştu hatırlayan var mı? Türkiye’nin 30-40 milyar dolar yerine 250 milyar dolar ihracatı olsaydı, diplomaside sesimiz duyulur, sözümüz dinlenirdi.  Lafın tamamı ahmak olana söylenirmiş. Geçen 15 yılda ciddi bir başarı ile 150 milyar doları aştık ama ithalatımız daha hızlı artmış, fark etmedik(?)… Belki bu yüzden dış politikadaki sesimiz birilerinin işine gelince duyulurken, birilerinin işine gelmeyince iç politika malzemesi olarak kalıyor…

*

İhracattan daha fazla artan ithalatımızda, lüks mallara ödediğimiz para bütçe açığımızla yarışacak neredeyse. Bütçe açığı demek, borçlanmak demek bu da çok sevdiğimiz Osmanlı tarihindeki ‘Borç alan emir alır’ kıssasını hatırlatıyor. Ders alıyor muyuz? Özelleştirecek kamu şirketleri de bitti, peki ‘Borç alırız ama emir almayız’ efelenmesi ile mi yöneteceğiz ekonomiyi? Ne borcu hangi borç IMF’ye borcu sıfırladık ya diyenler olabilir aramızda. 15 yıl öncesine göre daha iyi durumda olmamız, olmamız gereken yerdeyiz anlamına gelmez, gevşemek için çok erken. Çünkü, IMF’ye borcu sıfırladık diyoruz, seviniyoruz ama her yıl ödenen 50 milyar dolardan fazla borç faizinin hangi borç için ödendiğini sormayı akıl edemiyoruz.

*

İhracatımız 157 milyar doları aştı diye övünüyoruz ama ithalatın da 242 milyar dolar olduğunu konuşmuyoruz. 2014 yılı itibarı ile 85 milyar dolar dış ticaret açığımız var. Bu rakamlar açıkça sömürüldüğümüzü göstermiyor mu? İhracatın – ithalatı karşılama oranı yüzde 65 ile son derece düşük seviyede ki bu oran 1999 – 2002 yıllarının ortalamasına eşit, hani gelişme nerede? Artış nerede? Anlayana ciddi ciddi alarm veriyor sayılar ama kimse üzerine basmıyor. Çok ilginç, aynı oran 1930-1940 yılları arasında ortalama yüzde 115… 1940 yılında dünya ticaretinde Türkiye’nin payı yüzde 0,5. Peki günümüzde nedir bu oran?

*

Tedbir almak yerine yapılan yolları, trenleri konuşmayı tercih ediyoruz. Şu açıdan bakalım bir de trafikte kırmızı ışıkta durunca kimse gelip size ödül vermiyor ama kırmızı ışıkta geçerseniz cezası var… Yani yapmamız gerekeni yaptığımız için övünmek ne kadar doğru?

*

İhracat için 2023 yılında 500 milyar dolar hedef koyduk, kulağa hoş geliyor. Peki, bu hedefe ulaşmak için ne yapıldı, ne yapılıyor? Konuşan yok! Eğitim sahibi veya tecrübesi olan herkesin bildiği gibi döviz kurları artınca ihracat da artar eğer ihraç edecek üretimin varsa. Son aylarda, ABD Doları, TL karşısında neredeyse yüzde 25 artmasına rağmen, ihracatımızın düşme eğilimine girmesinin ne demek olduğunu konuşmuyoruz. Başımıza gelmeden tedbir alma yoluna gitmek yerine yapılan yollar ile övünmeye devam ediyoruz, sanayi üretimini artırmak için ne yaptık konuşmuyoruz? Fikirler, hedefler, vaatler çok güzel, ya uygulama, ya gerçekler?

*

Tökezlediğimiz zaman, başarısızlığa uğradığımız zaman birilerini suçluyoruz, iç ve dış mihrakları, düşmanların kurduğu tuzakları konuşuyoruz hep, kendimizde kusur aramadığımız için kendimizi geliştirmiyoruz. Düşmana düşmanlık yapma fırsatı verdiğimiz için kendimizi suçlamayı akıl etmiyoruz ama hatamızı, kusurumuzu yüzümüze vuranları, eleştirenleri ötekileştiriyoruz, düşman ilan ediyoruz…

*

 

Konuşulması gereken birçok şeyi konuşmadığımız halde o kadar çok şey konuşuyoruz ki, birileri ihracatın kadar konuş derse ne cevap vereceğimizi bilemiyoruz. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.