Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İlim ve Bilim

A+A-

Küçük sözcüklerin taşıdığı büyük anlamlar zihnimizi yapılandırır. Zihin doğru yapılanırsa düşüncemiz gelişir, yanlış yapılanırsa düşüncesizlik gelişir. Yirmi birinci yüzyılda, Türkiye’de konuştuklarımıza bakınca ne görüyorsunuz? Düşüncemiz gelişiyor mu yoksa düşüncesizlik uçurumuna doğru mu gidiyoruz?

*

Küçücük bir sözcük olan “faiz” doğru anlaşılmadığı için yalnız 82 milyon nüfuslu Türkiye değil, yaklaşık 2 milyar nüfuslu tüm İslam alemi batının “finans” şirketleri / devletleri tarafından sömürülüyor. Buna ne diyorsunuz?

*

Niçin Müslümanların alın teri ile üretilen “değerler” batıyı zengin ediyor? Niçin?

*

Çünkü, ilim dünyamızı temsil eden din adamları ile benzeri zihinler kitabımız Kur’an-ı Kerim’de haksız ve “kötü” bir iş olduğu için yasaklanan Arapça “riba” kelimesinin, Türkçe’ye artım, bereket gibi “iyi” anlamları da içeren yine Arapça bir kelime “faiz” ile çevrilmesini sorgulamıyor.

*

Çünkü riba ve faiz gibi işleri anlamak için önce para nedir? sorusunu cevaplamak sonra da bunları bir bütünlük içinde anlamak için ekonomi bilimini öğrenmek gerekiyor. Ancak dünyada bilimin gelişmeye başladığı dönemlerde, ilim adamlarımızın bilim adamlarımızı dinlemediği gibi halkın da bilim adamlarımızı dinlemesine mani olmaları sonucu Müslümanların kurması gereken bir çok bilim dalı gibi ekonomi bilimini de batı dünyası tarafından kuruluyor. Ve batı kurallar kendi anlayışına / inancına göre tanımlıyor. İlim ile bilim arasındaki farkı/bağı anlayamayan ilim adamlarımız ise buna İslam anlayışı/inancı ile eleştiri getiremeyince ve eleştirdiği kuralları düzeltip kendi ekonomi sistemini yapılandıramayınca Müslümanların tepkisi “karşı gelmek” ile sınırlı kalıyor. Yetmiyor!

*

Çünkü, biz henüz düşünmenin beyin ile yapılan bir eylem olduğunun anlaşılmadığı, düşünmenin kalp ile yapıldığının zannedildiği çağlardan kalan algılar ve kabuller ile bilime karşı cevaplar üretemedik ve hala üretemiyoruz, ürettiğimiz şey sadece itiraz ve bu itirazlar, batı dünyasının faiz veya başka “şeyler” ile bizi sömürmesine engel olamıyor!

*

Çünkü bilim için bilgi gerekir. Bilgi üzerinde sorgulama, tartışma, ekleme ve çıkarma yapabilirsiniz… Oysa ilimde bilgi değil malumat vardır. Büyük bir yanlış anlama sonucu bilgi ile malumat aynı şey zannedilir. Oysa malumat üzerinde sorgulama veya tartışma doğru değildir zira malumat denilen şeyler “kabullenmelerdir”… Bilgi ile malumat aynı şey zannedildiği için bilgi üzerinde de sorgulama yapmıyoruz Müslümanlar olarak. Sorun da burada başlıyor.

*

Şunu anlayabilirsek, itirazlarımızın işe yarayacağı bir kapı açabiliriz belki; ilim kalp ile kabul ettiğimiz malumatlardan oluşan bir okyanustur, bilim de ilimin içinden çıkmıştır ve bilim de ilime tabidir ve Müslümanlar harama bulaşmadan kendilerini sömürenlere karşı durmak istiyorsa, bilimi ilime boğdurmaktan vazgeçmelidir.

*

Okyanusun kendisi sudur ve içinde sayısız besin bulundurur. Ancak yanınızda gerekli aletler olmadan okyanusta kalırsanız ya açlıktan ya susuzlukltan ya da zehirlenerek ölürsünüz. Ne dersiniz? Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.