1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. İlimsel Bir Yazı
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İlimsel Bir Yazı

A+A-

Seçim sonuçlarını yorumlamadan önce yorumlama yöntemlerine değinmek istiyorum... Önce şu iki anımı paylaşmak isterim.

*

İki hafta önceydi radyodaki sunucu, izleyicilere bir çağrı yaptı “canlı yayındayız, bizi arayın ve en son öğrendiğiniz bilgiyi anlatın”. Yayına bağlananlardan birisi “en son öğrendiğim bilgi; horozların yılda bir defa yumurtladığı… Bilmiyordum, çok şaşırdım” dedi…  Sunucu ise “aa çok ilginç, ben horozların ömründe bir defa yumurtladığını biliyordum, demek yıl da bir defaymış, bunu da yeni öğrendim…” deyiverdi. Duyduğu bir bilgi(!)yi hemencecik öğreniverdi… Acayip bir durum! Şu konuşmada “öğrenme” kelimesine haksızlık ediliyor, “bilgi” kelimesine hakaret ediliyor… Hiç kimse de çıkıp, yok öyle bir şey demiyor. Diyemez, çünkü bizim geleneğimizde, kalkıp bir horozu ömür boyu inceleme ve horoz yumurtlar mı? gibi bir soruya cevap arama gereği duyulmaz... Hem gerek duyan olsa nasıl yapacak? Horozun arkasına kamera mı takacak, hem de ömür boyu? Biz, geleneğimize göre söylenenleri doğru kabul eder ve o kabuller üzerinden hayat kurarız. Sorgulamayız, şikayet ederiz. Sorgulayanları da "eski köye yeni adet getirmeye kalkma" diyerek dışlarız.

*

Yıllar önce bir bayramlaşma ziyaretindeyiz, toptan altın ticareti yapan bir kardeşimiz tecrübe ve bilgi birikimini anlatırken, mücevher işinde kullanılan “karat” teriminin “harnup yani keçiboynuzu çekirdeği ile ölçüldüğünü” anlatmıştı… Çünkü bu harnup meyvesi öyle bir meyveymiş ki çekirdekleri dünyanın her yerinde aynı ağırlıktaymış… Bunu öylesine bir bilgelikle anlattı ki hiç kimse “hadi canım, olmaz öyle şey” diyemedi, ben dahil... Ama ben ilk fırsatta gidip bir kilo harnup aldım ve çekirdeklerini çıkardım, alakası yok! İlk açtığım harnubun çekirdekleri bile alakasız boylarda, büyüklü küçüklü, hatta aralarında bire dört bire beş boyut farkı olanlar var, ağırlıkları da farklı tabi…

*

Yıllardan beri anlamaya ve anlatmaya çalıştığım şey budur işte; ilim ile bilim arasındaki fark… İlim, malum malumat gibi doğru kabul edilmiş şeylerden oluşurken, bilim gözlenebilir, ölçülebilir bilgi üzerine kurulan bilgi birikiminden oluşuyor. Bilim her yeni bilgi ile dile bir kelime ekler, dil ve iletişim gelişir… İşin özünde ilim ve bilim birbirine karşı değildir ve bilim ilimden çıkmıştır. Boynuz kulağı geçmiştir. Ayrıca bilimin sınırları bellidir!... Peki, ilim ile bilimi karşı karşıya getirenlerin, düşmanlaştıranların amacı nedir, ne olabilir?

*

Şimdi konumuz seçim sonuçları, sonuçları nasıl yorumlayacağız, nasıl anlayacağız? Seçim sonuçlarını yorumlayarak ulaşacağımız sonucun doğruluğu, seçeceğimiz yönteme doğrudan bağlıdır; ilim mi bilim mi? Ön kabuller, ön yargılar ile mi anlayacağız yoksa gözlenebilir, ölçülebilir ve test edilebilir bilgiler ile mi anlayacağız seçim sonuçlarını?

*

Bilgi yerine kabulleri ve ön yargıları seçenler, komplo teorileri ile korkutulur ve kolayca kandırılırken, bilgiyi merkeze alarak bilimsel yöntemler ile yorum yapmayı bilenler o kadar da kolay kandırılamaz..

*

Bilime düşmanlık belki de bu yüzden çıkmıştır, ne dersiniz? Bu konuda başka anılarım da var, sonraki yazılarımızda değinmek üzere. Şimdi sıra seçim sonuçlarında. Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.