1. YAZARLAR

  2. Ahmet Kubilay Ekiz

  3. İnsan Yetiştirmek
Ahmet Kubilay Ekiz

Ahmet Kubilay Ekiz

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

İnsan Yetiştirmek

A+A-

Bu hafta Estonya’dayım. Eğitim seminerine katıldım. İlk ayağını Fransa/Lyon’da gerçekleştirdiğimi projemizin 2. ayağını gerçekleştiriyoruz. Gelmeden belli araştırmalar yapmıştım. Ayrıntıya girmeyeceğim. Nüfusu Konya’dan az. Başkent Talinn’e bitişik bir şehir olan Viimsi’de kalıyoruz. Viimsi’de bir okul ziyaret ettik. Ne kadar ihtişamlı bir bina gibi dursa da aslında bizden farklı yaptıkları şey çok farklı...
Gelelim Estonya sisteminde insan yetiştirmeye...
Terzilik sınıfı var. 7-16 yaş arası çocuklar temel terzilik teknikleri öğreniyorlar. Kendilerine kıyafet dikiyorlar.
Marangozluk sınıfı var. Tahtaya şekil verip evlerine ufak tefek eşyalar hazırlıyorlar.
Aşçılık sınıfı var. Yemek yapmayı öğreniyorlar.
Torna sınıfı var. Demire şekil vermeyi öğreniyorlar.
Bilgisayar laboratuarında kod yazmayı öğreniyorlar.
Laboratuarları; fizik, kimya, biyoloji olarak ayırmışlar ve hepsinde ders uygulamalı işleniyordu.
Eğitim anlayışı bence de böyle olmalı. Çocuklar, okulda hayatı öğreniyor. Bugün bir üniversite öğrencimiz kendi söküğünü dikemiyor. Bir vidayı bile sıkıştıramıyor.
Teorik bilgi bir yere kadar hayat teorik bilgilerden ibaret değil. Babam her zaman der ki: “Kitaplarla öğrenmen gerekenlerle, hayattan öğrenmen gerekenleri karıştırma... Kürek tutmayı bilmek dahi hayatı öğrenmektir.”
***
Estonya farklı bir yer, mutlaka ziyaret edilmeli. Avrupa ülkelerine nazaran hayat pahalılığı yüksek değil. Hep duyardım 6 ay gece, 6 ay gündüz muhabbetini..Estonya öyle değil ama 6 ay geceleri çok kısa sürüyor. Saat 11 gibi güneş batmaya başlıyor ama gece tam olarak hava kararmıyor. Aynı sebepten ötürü kışın 5 saatlik bir gündüz yaşanıyor, bu da insanlarda depresif etkiler oluşturuyormuş.
***
Aslında diyorum ülkemiz ne kadar kıymetli... Bizim ülkemize kıymet vermediğimizden değil, ülkemizi rahat bırakmamalarından dolayı şikayetçiyiz.
Tallin merkezde ciddi bir turist geliri var. Tarihi surlar var. Sur deyince aklıma tabiki Diyarbakır geldi. Diyarbakır’da terör hiç yaşanmamış olsaydı. Diyarbakır’da bir turizm şehrine dönüşebilir miydi? Elbette... Mardin teröre rağmen turist çekebiliyor mesela... Bir de o coğrafyada terörün yaşanmadığını düşünelim. Ne güzel olurdu. Bölge insanı refaha kavuşur, şehirler markalaşırdı.
O günleri de göreceğiz inşallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.