1. YAZARLAR

  2. Fatma Nur Namlı

  3. İnsanlar Neden Rüya Görür?
Fatma Nur Namlı

Fatma Nur Namlı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İnsanlar Neden Rüya Görür?

A+A-

İnsanlık tarihi boyunca en ilgi çeken konulardan birisi rüyalardır. Rüyaların sınırı yoktur. Bir gün uçabilmenin hazzını hissederken, ertesi gün korkunç canavarlar tarafından takip edilmenin dehşetini yaşayabilirsiniz. Konu bu kadar gizemli olunca, rüyalar türlü inanışları da beraberinde getirir. Rüyalar, bilimin bütün alanlarındaki araştırmacılar için şaşırtıcı bir konu başlığıdır. Biyolojik alandaki araştırmacılar uyku anında beyinde nasıl bir psikolojik süreçlerin ortaya çıktığı ve insanlar rüya görürken beyindeki nörolojik dalgalanmaları gözlemleme üzerine çalışırlar. Örneğin gün içerisinde çalıştığımız bir konuyu, uyuyup uyandıktan sonra daha iyi bir şekilde anlamış oluruz. Bilgiler daha da oturmuş olur. Beyin uyku sırasında gerekli bağlantıları kullanıp bilgiyi derli toplu hale getirmiştir. Aynı şey anılarımız için de geçerli. Rüyalarımızın anıların şekil almasında rolü olduğuna inanılır. Hatta bazen uyanıkken çözüm bulamadığımız bir konuya rüyalarımızda bir çözüm bulabiliriz.
***
Hiç kimse bu duruma dair nokta atışı yapan bir açıklama getirmiş değil ancak konuya dair çeşitli teoriler mevcut. Bazı teoriler olayın yalnızca fizyolojik açısına odaklanır ve rüyaların uykumuz sırasında yalnızca beyin aktivitelerimizin ortaya çıkışı olduğuna inanırlar. Onlar için daha fazla bir anlamı yoktur, yani rüyalarımızın gerçek bir amacı yoktur. Diğer teoriler ise rüyaların daha psikolojik açılarına odaklanırlar. Sigmund Freud‘a göre rüyalar insanların uyanıkken yapamadığı şeyleri yapabilmesine yardımcı olur. Yani rüyalarımızın içimizde saklı tuttuğumuz tutkularımızı ortaya çıkarabilmemize yardımcı olduğu söyler. Carl Jung ise, rüyalarımızın uyanıkken sahip olduğumuz düşüncelerle aynı olduğuna inanır. Fakat bugün, birçok psikolog rüyalara dair psikolojik ve nörolojik açılar arasında kurulan bir köprü teorisini benimsiyorlar.
***
1973 yılında, Allan Hobson ve Robert McCarley; “rüyalar, beynin rastgele elektriksel uyarımlarının bir sonucudur” hipotezi üzerine yoğunlaştılar. Hobson ve McCarley rüyaların hafızamızda depolanan tecrübelerimizin görüntüleri olduğunu ileri sürdüler. Ancak bu gelişigüzel elektrik uyarımları bütün hikayelerle uyumlu değillerdir fakat parça görüntülerden oluşan bir seridirler. Bir kimse uyanıkken, beyin bu parça görüntüleri alır ve onlardan anlamlı bütün bir hikaye oluşturur. Sonuç itibariyle, rüyalara ve uykuya dair hala çözülememiş gizemler mevcut, en azından şuana kadar her şey tam olarak anlaşılabilmiş değil. Çünkü bilinenlerin hepsi hala birer teori olarak duruma dair açıklamalar geliştiriyor

 

Önceki ve Sonraki Yazılar