Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İran-3

A+A-

Geçen hafta, ‘İran’ın tecrübesinden kendimize de pay çıkarabilir miyiz’ demiş ve İran İslam Devrimi sonucu lider olan Humeyni’yi himaye edip, ortam hazır olunca Air France ile Tahran’a servis Fransa’ya da değinmiştik. Bu devrimden sonraki en büyük icraat din kardeşi Irak ile giriştiği savaştır. Sekiz yıl süren ve galibi belli olmadan biten ama bir milyon kadar Müslümanın ölümüne sebep olan, her iki ülkenin de ekonomilerini yıkan savaş. Savaşın izleri hala duruyor ama iki ülkenin kankalığı oldukça iyi gidiyor, özellikle de bölgede Türkiye’nin bir güç olmasını engelleme yolunda çok iyi anlaşıyorlar.
*
Bölgemizdeki ülkelerin adı anılırken en çok vurgulanan ortak kelime Müslüman! Ama dostluk yerine açıkça ifade edilmeyen bir düşmanlık da var. Türkiye yıllarca İran’dan gelecek bir şeriat ihracına karşı mücadele etti. İran ise Türkiye’den gelecek özgürlükten korkuyor. Bölgeye korku siyaseti hakim. Bu yüzden İran’da medya kanalları devletin kontrolü altında, internetteki sansürü anlatmak bile zor, birçok web sitesine, şirket web siteleri dahil girmek istediğinizde karşınıza bir orman manzarası çıkıyor, bu güzel manzara aslında çok çirkin sansürün kamuflajı, duvara çarpmış gibi oluyorsunuz, şirketinizin web sitesindeki makinenin videosu bile tehlike arz ediyor. Türkiye de buna heves eden bazı kesimler yok değil, yumuşak bir geçiş için ortam arayan bir siyasi irade var ama halk bunu anlayabilecek mi bakalım. Daha önemlisi Türkiye sahip olduklarının kıymetini biliyor mu? Yoksa kaybedince mi anlayacak?
*
İnsan fıtratında esaret yoktur, düşünen insan için anlamadığı yasakları kabul etmek yoktur. İyi insan “bulamadığı için içmeyen değil, bulabildiği halde içmeyen insandır”. Yasak ve baskı ortamında iyi ile kötüyü ayırt edemezsiniz. Esarete düşen sağlıklı bir zihne sahip insanlar kurtuluş yolları arar, yol bulamazsa duruma adapte olma görüntüsünde takiyyeyi seçer ve ikiyüzlü bir nesil gelişir. Ülke yönetimi de zamanla en iyi takiyye yaparak yükselen en iyi ikiyüzlü kişilerin eline geçiyor. İran’ın da en büyük sorunu bu bence; Türkiye’den büyük üstelik petrol zengini bir ülke yoksullukla mücadele edemiyor çünkü enerjisini yanlış kullanıyor.
*
Adında “İslam Cumhuriyeti” geçtiği için şeriat yönetimini eleştiriyoruz gibi bir sonuç çıkmaz umarım. Sorun asla tartışma konusu bile etmeyeceğim şeriat kanunlarında değil, sorun şeriatı uygulamak için ortaya çıktığını iddia eden insanlar arasından doğru olanı nasıl seçeceğimizdedir.
*
Bir seyahatimde müşterilerime göstermek üzere yanımda ambalaj malzemesi numuneleri götürmüştüm ancak İran’a girecek basılı malzemeler kontrol ve izine tabidir gerekçesi ile gümrükte takıldılar. Bunlar kitap değil, dergi değil, ambalaj malzemesi, nesini kontrol edeceksiniz? deyince de, olsun; kanun basılı malzemenin İran’a girişini yasaklamış dediler. Olur ya, bir kitap içinde taşıdığı fikirler ile halkın fikrini etkiler ve bir başka devrime sebep olabilir. Devrim ile gelen insanların devrimden korkması anlaşılır bir durumdur ama ambalaj numunelerimi üzerindeki yazılardan korkmak, korkunun nasıl kontrolden çıktığını gösteren abartılı bir durumdur.
*
Konuşabildiğim, tanışabildiğim İranlılar için Türkiye hayranlığını, Türkiye özlemini anlatabilmem mümkün değil. Şimdi İran korkuyor Türkiye’den gelecek bir özgürlük rüzgarından. İki din kardeşi ve komşu ülke olarak, üstelik İran’ı dünyanın ambargosuna rağmen yalnız bırakmayan din kardeşi ve komşusu olarak olması gerektiği kadar istikrarlı ve güçlü bir ilişki kuramamamız bu korku yüzündendir. Korku yasaklarla beslenir ve yasaklar ise insanları ikiyüzlü yapar.
Yarın devam etmek üzere…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.