Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İran-4

A+A-

Dün kaldığım yerden devam ediyorum. Konuşabildiğim, tanışabildiğim İranlılar için Türkiye hayranlığını, Türkiye özlemini anlatabilmem mümkün değil. Şimdi İran korkuyor Türkiye’den gelecek bir özgürlük rüzgarından. Korku yasaklarla beslenir ve yasaklar ise insanları ikiyüzlü yapar. Türkiye sahip olduklarının kıymetini biliyor mu? Yoksa kaybedince mi anlayacak?
*
İran’da medya devlet kontrolünde, çanak anten yasak ama Iraklı çanak anten üreticilerinin en büyük pazarı İran. Alkol konusu ayrı bir dert, bazıları kendi şarabını üretecek kadar uzmanlaşmış, insanlar içmeye devam ediyor hatta içmeyecek olan da içiyor. Çünkü yasakların insan üzerindeki etkisi, insan fıtratı gereği her zaman ters tepiyor. Yassak ile olmuyor hemşerim. İnsanı korkutarak iyi yapamazsın ama aklını kullanmasını öğreterek, eğiterek iyi yapabilirsin
*
Peki Müslüman ülkeler arasında, mezhep farkından kaynaklandığını bildiğimiz sorunlar, korkular aşılamaz mı? Konuşunca hepimiz Müslümanız; Allah’ımız “bir”, Kitabımız “bir”, Peygamberimiz “bir” ama biz “bir” olamıyoruz. Aramızdaki uçurumları kapatmak zor olsa da köprüler kurmamız zor değil. Peki kimler kuracak bu köprüleri? Zurnanın zırt dediği noktada mıyız nedir, kimle konuşsam bu tür çalışmaların engelleneceğini, başarılı olamayacağını söylüyor. Biz başaracağımıza inanarak bir yerden başlamazsak hiçbir şey olacağı da yok. Bu tür çalışmalar bireysel hareketleri aşar elbette onun için organize ve sistemli çalışmalar gerekir, örneğin yüz binlerce, milyonlarca takipçisi olan cemaatler bu tür işlere aday olmalılar bence. Ama onlar kendi liderlerinin peşinden koştukça diğer cemaatler ile arasındaki mesafenin açıldığını bile fark etmekten acizler. İslam’ın başlangıcında ne mezhep vardı ne tarikat, günümüzde birbirine düşman mezheplerin acısını çekiyor İslam ve bu yüzden İslam birliği kurulamıyor. Cemaat takipçileri de şimdi göremeseler bile birkaç yüz yıl sonra daha büyük acıların yaşanmasına sebep olacak, dar, küçük hesaplar peşinde koştuklarını anlamalılar.
*
Tek İslam için kurulacak köprülerin projelendirmesini ve uygulamasını cemaatlerimizden beklemek sanırım yanlış olmaz. Ülkemizde paralel devlet kuracak kadar güçlenen cemaatimiz de herhalde ilk aday olur bu hizmet için. Türkçe olimpiyatları gibi bir organizasyon için milyonlarca dolar harcayabilen, Bediüzzaman için uluslar arası sempozyum düzenleyen, film çeken bu cemaatin “Tek İslam” için de toplantılar, sempozyumlar organize edecek maddi güce ve medya gücüne sahip olduğuna inanıyorum. Yine de bu kadar güce ve insan kaynağına rağmen böyle faydalı projeleri yapmamaları insanı düşündürüyor. Yoksa İsrail, İngiliz, Fransız, vs süzmesi ABD böyle hayırlı hizmetleri düşünenleri barındırmaz diye bir korku mu yaşıyorlar?
*
Peki kime güveneceğiz, kimden bekleyeceğiz gerçekten İslam’a, Müslüman’a yarayacak hizmetleri. Geldiğimiz bu nokta beyinlerimizin prangalarını hissettirecek bir noktadır. Müslüman’a bireysel özgüven yerine, aklını kullanma yerine, birilerini kutsallaştırıp onları takip etmeyi öğreten geleneklerin ve içinde olduğumuz sorunların çözümünü bizlere, kendimize değil de geleceğini umut etmek zorunda bırakıldığımız kahramanlara bağlayan hikayeleri beynimize sokanların kimler olduğunu sorgulama zamanındayız.
*
Doğru soruları soramazsak doğru sonuçlara da ulaşamayız ve Müslüman’ın yaptığı Müslüman katliamını engellemek için İslam düşmanlığı tescilli batı ülkelerinden yardım bekleriz. Bundan rahatsız olanlar için kendi beynini bizzat kullanmaya başlama zamanındayız. Geç kalmayız umarım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.