1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Irkçılık, Milletçilik ve Şehitler
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Irkçılık, Milletçilik ve Şehitler

A+A-

Aklı, beyni fitne fikirler ile tohumlanmış kişiler ‘Askerin görevinin ölmek olduğu’ saçmalığını bir fikir gibi ortaya atabilir. Sorun bu değildir, sorun bu milletin içinde bu gibileri adam yerine koyanların varlığı ve bunların gerçekte kim olduğudur ve daha önemlisi bu soruların cevabını günümüze taşıyan tarihimizi bilmemektir. Tarih yalan söylüyor diye diye, kendi yalanlarını tarih diye yutturanlara inanmaktır.

*
Milliyetçilik ile ırkçılık arasındaki farkı anlamadan büyüyen ve gerek İslam düşmanı emperyalistler eliyle ve gerekse ümmetçi görünen İslamcılar eliyle milliyetsizleştirilen ya da Müslümanlaştırma adı altında Araplaştırılan nesilden böyle saçmalıkların fikir diye çıkması çok da şaşılacak bir durum değildir.

*

Tarihten ders alalım; Osmanlı döneminde cepheye gidenlerin, Osmanlı uğruna şehit olanların büyük çoğunluğu Türk evladıyken başkentteki sarayda ve büyük şehirlerde yaşayan devlet yöneticilerinin büyük çoğunluğu devşirmeydi. Osmanlının yüz binlerce evladını şehit vermesine rağmen büyük savaşı kaybetmesi bu yüzdendir. Yani şehide (şehidine demek isterdim) sahip çıkmayan, şehide lâyık olmayan devlet yöneticileri yüzünden. Bunların günümüzdeki temsilcileri, sorunun kaynağını bulmak yerine dikkati başka yönlere çekme görevine devam ediyorlar.

*

Unutmadan; bu yöneticilerin yönettiği Osmanlı Devleti, Türkleri etrak-ı bi idrak diye tanımlıyor. Konuşmaya biraz ara verip, bu tanımın nereden çıktığını araştırmak her Osmanlıcının, her Türk’ün boyun borcudur.

*

Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamak ve yıkmak için farklı milletlerin ve henüz millet olamamış halkların milliyetçi duygularını kullanan emperyalist İslam düşmanları, bu yıkım içinden milliyetçi duygular ile çıkarak Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranları ırkçılık ile suçlamıştır. Dikkatle üzerinde durulması gereken bir başka tarihi gerçektir bu.

*

Milliyetçilik ile ırkçılığı aynı kefeye koyarak konuşan kişi cahil değilse haindir. Kendisine ezberletilen sözleri düşünmeden, sorgulamadan bilinçsizce tekrar eden kişinin hain olması ile cahil olması arasında da bir fark yoktur zaten. Kişinin duyduğu her sözü aktarması ona yalan olarak, günah olarak yeter hadis-i şerifini hatırlayalım.

*

Irkçılık ve milliyetçilik arasındaki fark çok incedir, yanlışlıkla karıştırılması normaldir ama bu yanlışlığın bedeli çok ağırdır. Bir de kasten yanlış konuşanların olması bedeli daha da ağırlaştırmaktadır. 

*

Bu ince farkı ben şöyle izah etmeye çalışıyorum; "Irkçılık, ‘milletim üstündür’ diyerek böbürlenmek ve diğer milletlere karşı efelenmektir" oysa "milliyetçilik, mensubu olduğu milletin üstün olması için daha çok çalışmaktır, daha çok okumaktır, yararlı ve emin bir insan olmaktır". Milletimin üstün olması ne demektir? Bunu sonraki yazıma bırakıyorum izninizle.

*

Dünyayı yöneten ülkeler bazen ırkçılığa kaysa da temelde milliyetçi duygulara sarılarak gelişmiş, kalkınmış ve güçlenmişlerdir. Buna karşılık milliyetçilik sınırından taşarak bir dönem üstün ırk böbürlenmesi ile ırkçılık yapan Alman ve Japon milletleri tarihlerinin en büyük cezasını yemişlerdir.

*
Şimdilik bize düşen, ümmetçi görünüp Türk düşmanlığı yapanlara ve milliyetçi görünüp İslam düşmanlığı yapanlara karşı özel bir uyanıklık içinde olmaktır. Şehidine sahip çıkacak, şehidine layık olacak kişileri seçmek için daha çok bilinçlenmektir. Zira Türk düşmanlığı günümüz şartlarında İslam düşmanlığından farklı değildir…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.