1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. İspanya’da Bir Fabrika
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İspanya’da Bir Fabrika

A+A-

Son yazımda, “… alanında dünya liderlerinden olan bir fabrika kompleksini gezdik. Bu “teknoloji” şirketinin 150 yıl kadar önce hristiyan alimlerin, rahiplerin öncülüğünde kurulduğunu öğrendik” demiştim. Kaldığımız yerden devam edelim. Bu fabrika makine yapıyor ama makine yapan makineler. Tüm dünyaya makine ihracatı yapan Çin bu fabrikadan aldığı makineler ile yaptığı makineleri dünyaya ihraç ediyor. Dünyanın en kaliteli makinelerini yapmakla ünlü Almanya da öyle.

*

İşin benim ilgimi çeken tarafı ise günümüzde böyle bir teknoloji devi haline gelen fabrikanın rahipler öncülünde kurulmuş olması. Rahip dediğin kişi bir din adamıdır ve din adamlarının işi bizdeki örneklere göre ilimdir. Bizim bildiğimiz alimler ilimin içinden çıkan bilimi kabul etmedikleri gibi karşı gelirler, sanayiymiş, teknolojiymiş ilgilenmezler ama sonuna kadar kullanırlar ayrı mesele... Hatta bilim, fen, felsefe, matematik öğretilen okullara karşı gelirken ilim anlatılan medreselere geri dönmeye çalışırlar. Bir dönem Avrupa da böyle idi ve bilim ile ulaştığı bilgileri halka anlatanlar aforoz ediliyordu, idam ediliyordu.

*

Avrupa'da bilimin ilime rakip veya karşı olmadığını anlayanlar sayesinde eğitim sistemi medrese tarzından üniversite tarzında döndü ve insanlar hür düşünmeyi öğrendikçe ve malumat ile bilgi arasındaki farkı anladıkça bilim hızla gelişti. Bazı alimlerin yaptığı bilim adamı düşmanlığı da bilimin gelişmesini önleyemedi. Gelişen bilim, bilime sahip çıkan milletlere sanayi ve teknoloji olarak hizmet etti ve onların gelişmesini güçlenmesini sağladı. İlimden bilime ulaşamayan milletler ise zayıfladı, gerilemese bile ilerleyen milletlerin gerisinde kaldı, gücün karşısında parçalandı, yutuldu ve sömürüldü.

*

Tekrar etmekte fayda görüyorum, sömürgecileri övecek değiliz ancak kendilerini sömürüye karşı koruyamayanları da övemeyiz. Bize düşen, sömüren nasıl sömürecek güce ulaşıyor, sömürülen niçin karşı koyacak güce ulaşamıyor? cevap aramak... Bir çok cevabı ve sebebi var bu durumun. Bence işin temelinde bilim ile ilim farkını anlamak / anlamamak, ilmin içinden çıkan bilimi insanlık yararına kullanmak / kullanmamak yatıyor.

*

Bir adım daha atalım, sorunun temelinde “anlamadığı şeyi anlamak için anlayışını geliştirmeye çalışmak yerine, anlamadığı şeyi reddetmek, inkar etmek ve anlamadığı şeyi anlatan kişileri dışlamak, düşmanlaştırmak yatıyor”. Alfabe değişti bir gecede cahil kaldık yalanına kanmak yatıyor.

*

Avrupalı insan beyinsel düşünmede gelişince tarihin akışını değiştirdi. Bizde ise hala beyin ile değil kalp ile düşünüldüğünü sananlar var. Bu yüzden beynin kullanımı, düşüncenin ve sorgulamanın gelişmesi bizde hala engelli. Bizdeki beyin kullanımı zeka veya muhakeme yerine hafızanın teşvik edilmesi ile sınırlı. Bunu savunan alimlerimiz Osmanlıcıdır ancak Abdülhamit Han’ın “Ben Mülkiye-i Şâhâne’ye felsefe dersini koydurduğum zaman, tüm öğrenciler ‘bizi gâvur yapmak istiyorlar’ diye ayaklanmıştı. Ama ben “gâvurluğun bilgide değil, cehalette olduğunu biliyordum” ısrar ettim okudular, yalnızca adını ‘hikmet’ olarak değiştirdik...” dediğini bilmezler…

*

Felsefe düşünmeyi öğretir, felsefe hayvanca düşünmeden insanca düşünme seviyesine yükseltir. İnsanca düşünme bilimi geliştirir ve bilim de tüm insanlığı. Anlaşılmak ümidi içinde, selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum