1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. İspanya’dan Selam
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İspanya’dan Selam

A+A-

İspanya denince akla ilk gelen Boğa Güreşleri ile Flamenko Dansıdır. Bize özel olarak bir de Endülüs… Başlangıçta Avrupa’nın karanlık çağlarına ışık olan ama sonraları kardeşlerin saltanat kavgası ile zayıflayarak yok olan Endülüs.

*

Medeniyetsiz bir kültürün ürünü olan Boğa Güreşleri beni kızdırır, Endülüs’ün hikayesi ise üzer. Üzer çünkü cehd, cihat yani azimli ve çabalı yaşamak, sorunları akıl gücü ile barış içinde çözmek yerine kılıç çekerek bilek gücü ile çözmeyi tercih ettiği için, tebliği hepten unuttuğu için, yaşamı paylaşmak yerine bölüşmeye çalıştığı için zayıflayan, gerileyen Müslümanları hatırlamak beni üzer… Bu yanlışın devam etmekte olması da üzüntümü artırır.

*

Tarihimizi doğru öğrenmediğimiz için, düşman yalanlarını, sahte hikayeleri ve düşman “anılarını” bize tarih diye yutturan TİÇ’lere (tarihi içerden çarpıtanlara) kandığımız için aynı acıların tekrar etmesi ve tekrar yaşanacak olması üzüntümü endişeye çeviriyor. Hani, mümin aynı yanlış iki kere yapmazdı? Herkes Müslümanlık şovu yapıyor ama hani mümin? Nerede?

*

İspanya’da gezip keyif almak yerine bunları düşünmek de benim sorunum, Portekiz’den Selam başlıklı yazıma ”…günümüz büyükleri ders alıp da, bu sözü rehber almazlar. Üç beş siyasinin dilinin ucunda bir kadere mahkum olmak ne acıdır bir ülke için, ülke halkı için. Siyasetin gönül işi değil, akıl işi olduğunu idrak edebilse insanlar, değişir mi düzen bilemem. Ancak sosyolojik, dini ve ahlaki anlayışımız değişmediği sürece ülkemiz de akılcı değil, duygusal bir yönetim ve yönetilme anlayışı baki kalacak gibi…” yorumu ile katkı yapan Birgül Uçar Hanım’a teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Evet, tarihteki acıların tekrar etmesini istemiyorsak “anlayışımızı” değiştirmeliyiz ve duygusallığı bırakıp “akılcı düşünmeye” geçmeliyiz.

*

Dönelim yolculuğumuza, Porto’dan Barselona’ya uçtuk, işimiz bitince kiraladığımız araç ile Pirenelere paralel güneyden kuzeye geçerek, Akdeniz sahilinden Atlas Okyanusu kıyısındaki Bilbao'ya uzanan yaklaşık 700km yolculuk ettik. Beni etkileyen şey yine aynı, orman yoğunluğu ve yeşilin her tonunu, dereler ve göller ile sergileyen doğanın güzelliği.

*

Böyle bir doğada yetişen çocuklara imreniyorum kendi adıma. Buna ek olarak okyanus kıyısında yaşayanlar daha da şanslı. Çünkü böyle bir coğrafyada yetişen çocukların hayal gücü daha zengin oluyor. Ormanın içinde, okyanusun sonunda ne var diye merak eden çocukları düşünün. Merakları yeterli cesaret ile birleşince tarihi değiştirdiler. Din adamlarının ya da Hristiyan alimlerin din diye anlattıkları hikayelere ve yasaklamalara rağmen cesaretle açıldıkları okyanusun öbür ucunda yeni dünyalar buldular. Ülkelerini zenginleştirdiler. Zenginliği akıl ile birleştirip ilim birikiminden "bilim" çıkardılar. Bilim gücü ile doğudan gelen ve bilime geçmeye karşı çıkan alimlerin etkisinden kurtulamayan Osmanlı’yı durdurdular, sonra parçaladılar, onun parçaları da sömürdüler. Ancak beklemedikleri bir şekilde ortaya çıkarak sömürge düzenine çomak sokan Türkiye Cumhuriyetini sindiremediler ve besledikleri TİÇ’leri ile bizi tarihimize küstürme, devletimize milletimize düşmanlaştırma ve bizi birbirimize düşürme planları dahil dört koldan düşmanlıklarına devam ediyorlar.

*

Endonezya seyahatimi konu alan yazımda, şunları yazmıştım; “Endonezya 16. yüzyıldan itibaren bölge ülkelerini sömüren Portekiz, İspanya ve İngiltere’ye karşı baskın çıkan Hollanda’nın sömürgesine girmiş.”... Bir düşünün Avrupa’nın bir ucundaki devletler dünyanın öbür ucundaki zenginlikler için savaşıyor… Bilimin onları getirdiği yer burası, keşke bilimin içinden çıktığı ilimin manevi değerlerini inkar etmeselerdi.

*

Bu cümleden bize çıkacak ders şu olabilir mi; Bizim alimlerimiz de keşke ilim içinden çıkan bilimi dışlamak yerine, bilimi anlamaya çalışsalardı, Müslümanların da gelişmesine katkı sağlamış olmazlar mıydı?

*

San Sebastiyan şehrine vardığımızda, film festivali olduğunu öğrendik ama bizim ki iş seyahati. Yolumuza devam ettik ve alanında dünya liderlerinden olan bir fabrika kompleksini gezdik. Bu teknoloji şirketinin kurucularının 150 yıl kadar önce Hristiyan alimlerin, rahiplerin öncülüğünde kurulduğunu öğrendik. Beni etkileyen şey daha, bir yazı konusu daha çıktı bana… Sonraki yazımızda buluşmak üzere selam ve dua ile…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.