1. YAZARLAR

  2. Mahir CIKCIKOĞLU

  3. İsraf Nereye Kadar?
Mahir CIKCIKOĞLU

Mahir CIKCIKOĞLU

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İsraf Nereye Kadar?

A+A-
Zamanımızın en büyük hastalıklarından birisi de israftır. Hem öyle bir hastalık ki çaresi de çoook zor görülüyor. İşin içerisine israfı önleyecek olan din görevleri de katılınca nerede duracağı belli olmayan bir gidiş içerisindeyiz. Rasülullahın varisi durumundaki diyanetin aldığı arabayla tavan yaptığı gözlenen israf bakın Ramazan’da nerelerde geziyor. Ramazanda fakirlerin gözü zenginlerden kendilerine uzanacak bir el bekleye dursun; şu günlerde mükellef iftar ziyafetlerinde zenginler ve imtiyazlılar gurubu malı götürüyorlar. Adamlar ne yapsınlar 16 saate yakın aç susuz kalınca ve de alışık olmayınca mükellef sofralarda saf tutuyorlar. Fakir; zaten yokluktan dolayı açlığa ve susuzluğa alışık. İki gün bile arka arkaya oruç tutabilirler. Ama 24 saat bir şeyler yemeye ve içmeye alışık olan zengin ne yapsın?
***
Rasülullah (SAV), “İçerisinde fakirin bulunmadığı sofrada hayır yoktur.” Mealindeki hadisten de anlaşılacağı üzere bırak Ramazan’ı düğün, sünnet, köy şenlikleri gibi her türlü sofrada fakirin mutlaka bulundurulması gerekir. Konu Ramazan davetleri olursa durum daha da hassasiyet kazanacağı muhakkaktır. Tabii bütün zenginleri aynı kategoriye koymak yanlıştır. Ama lüks mutfaklar 30 Ramazan’da rezervasyonlarını kapattıklarına göre bana da hak vermek lazım. Bir başka mesele de insanlar ortalama 65-70 yıllık ömür geçirecekleri evlere kucak dolusu paralar döküyor olması. Bizzat kulaklarımın şahit olduğu bir duyumda 950 bin TL’ye ev alan faniler var, zenginlerimiz var aramızda… Nuh Peygamber’in kavminin içerisinde 950 sene yaşadığını Kur-an’dan öğreniyoruz. 950 sene yaşayan Nuh Peygamber 950 bin liralık evlerde yaşamazken; ortalama 65 yıl yaşayacak fanilerin hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya sarılmaları bence akılla izah edilebilecek bir durum değil. Birçok vatandaşın çöplerden topladığı atıkları satarak evlerine ekmek götürdüğü bir yerde; zenginlerin böyle saçıp savurması bilmem ne ile izah edilebilir. Memleketimizdeki Suriyeliler, Somalililer ve bilumum muhacirler zenginlerin diş kirası kabilinden verecekleri zekât ve fitreleri bekleye dursun, vakıflarımız ve derneklerimiz bu paraları dışarıya pompalama çabasında…
***
Celal Yıldırım Hoca’nın Ahkam Hadisleri adlı kitabında 4 mezhebe göre zekatın bulunduğu beldeden dışarı çıkarılması uygun değildir. Ama bırakın mezhepleri; Peygamberimizin bile dinden dışlanmaya çalışıldığı, her şeyin akılla izah edildiği “Bana göre dini” ne göre eldeki paraların dışarıya akması sonucu içimizdeki fakir ve miskinler Ramazan’da da avuçlarını yalayacaklar. Geçenlerde; bir Suriyeli kadın 3 çocuğuyla birlikte ev sahibi tarafından şu Ramazan gününde kapının önüne konulduğunu anlatmaya çalışırken gözyaşlarını tutamıyordu. Elimi cebime attım derde çare olacak para yok. Hemen Mehmet Akif merhumun şu sözü aklıma geldi. “Ya param olsaydı veya merhametim olmasaydı.” Ramazan ayında bu manzaralar yaşanırken zekatlar neden dışarılarda gezdiriliyor bilen varsa beri gelsin. Kardeşim dışarıda daha açlar var deniliyor. Ben de diyorum ki; hazır zekatları buraya sığınan muhacilere verelim de zekat dışında topladığınız sadakaları da onlara gönderelim. Çünkü sadakanın dışarı çıkmasında dinen bir engel de yok…
***
Sonuç: Zenginlerimiz birbirlerini lüks konaklarda ağırlama yerine Ramazan’da bari sağlarına sollarına baksalar iyi olur. Akrabalarından başlayarak, yakın komşu, uzak komşu şeklinde kendi yaşadıkları şehirlerdeki fakir ve miskinleri arayıp bulmaları gerekir. Midelerini kaliteli besinlerle doldurmak için şehrin bir ucundan diğer ucuna gidip yemek yiyeceği yeri bulabilenler herhalde yanı başlarındaki fakir ve miskinleri de bulacaktır. Bilmem yanılıyor muyum?
 
 
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.