1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Kadını Kadar Adam Olmak
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kadını Kadar Adam Olmak

A+A-

İhracatçı olarak bir çok ülkeye gittim. Gördüklerim, yaşadıklarım sadece bir turist keyfi değildi, karşılaştığım her farklı insan, her farklı inanış veya kültür ya da gelenek doğru olduğuna inandığım bilgilerim üzerinde tekrar tekrar düşünmemi gerektirdi. Kelimelerin önemini anlattı.

*

Örneğin, Japoncada “kaizen” kelimesi ile ifade edilen “sürekli iyileşme veya gelişmede süreklilik” anlayışı, bizim gibi Müslümanların 1400 yıl önce anlaması ve uygulaması gereken “…bugünü dününe eşit olan kişi kayıptadır…” hadis-i şerifini hatırlatır. Peki Müslümanlar niçin uygulamadı? Birlikte sorgulayalım… Buna ek olarak bir de “innovasyon” yarışı var şimdilerde, peki Müslümanlar neresinde bu kelimenin?

*

Küçük kelimeler büyük önem taşırlar, bir hareket, bir haber, bir bilgi ya da bir duygu olarak. Kelimelerin taşıdığı anlamlar üzerinde “yeterince” düşünmeden yaptığımız konuşmalarda düştüğümüz yanlış anlamalar yüzünden çok şey kaybediyoruz. Ama niçin düştüğümüz üzerinde de düşünmüyoruz. Bu sebeple bilek gücü ve taktik ile dünyayı yönettiğimiz çağları özlemle anarken, “beyin gücünün”, “bilek gücünü nasıl yendiği” ile yüzleşmiyoruz… Kelimelerin doğru, içi dolu ve yerinde kullanılması sayesinde kurulan sağlıklı iletişim, düşünme becerisini taktik kurma aşamasından çıkarıp, strateji kurma aşamasına yükseltiyor.

*

Ancak biz aldığımız bir bilginin doğruluğu üzerinde düşünmeden, hatta doğru anlayıp anlamadığımızı bile sorgulamadan koşarak başkalarına aktarıyoruz. Bu yüzden bildiğimiz(!) ve konuşup durduğumuz bilgilerin taşıdığı anlamı yaşantımıza uygulayamıyoruz. Doğru zannettiğimiz yanlış bilgiler veya yanlış anlamalar yüzünden çıkan fitnenin zararı ölçülemez. O halde niçin sağlıklı bir iletişim kurmak için çaba harcamıyoruz?

*

Gittiğim bazı ülkelerin halini görünce “bir erkeğin ancak kadınına verdiği değer kadar adam olacağını” düşündüm… Bir başka ülkede bu düşünceme “…sadece kendi kadınına değil, kendisinin olmayan kadına da insanca değer verebilen erkek adam olur” düşüncesi eklendi… Erkekler bir yana, milletlere bakınca; Kızını kadınını yüceltebilen ve kızını, kadınını o yüceliğe layık olacak şekilde yetiştirebilen milletler, yükseliyor…

*

Ve şu hikayeyi hatırlatıyor bu konu bana, kocası ölünce çocukları ile çaresiz kalan kadının hikayesini bilirsiniz. Özeti kısaltarak hatırlatayım; Kadın, dul kalmanın zorluklarını bildiğinden, çocuklarının rızkını sağlamak için evine bir tezgah almayı ve kilim dokuyarak kimseye muhtaç olmadan geçinmeyi planlar. Ama parası yoktur. Borç verecek zengin birini bulur… Hikaye bu ya, borç istediği kişi, kadının dul olduğunu anlayınca, parayı gösterip kadına çirkin bir teklifte bulunur. Bunu beklemeyen kadın kaçar gider, evine kapanır. Kadını gözüne kestiren zengin kişi, kadının tekrar gelmediğini görünce, arar kadının evini bulur ve kesesinde para, aklında hayalleri ile bir akşam kapıya dayanır. Kapıyı çalacağı sırada, içeriden gelen sesi duyar. Kadın “…bu güne kadar iffetimi korudum, günah işlemedim ama çocuklarım aç kaldı, artık dayanamayacağım beni affet Allah'ım” diye dua etmektedir. Çocuklarının açlığı ile sınanan dul bir kadının çaresizliğinden yararlanmayı düşündüğü için kendisinden utanır zengin kişi ve düşüncesinin adamlığa yakışmadığını anlar. Hikaye bu ya, hemen anlamış, günümüzde hala anlamayanlar var.

*

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.