1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Kahve İçecek Başka Yer mi Bulamadın?
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kahve İçecek Başka Yer mi Bulamadın?

A+A-

İstanbul’da bulunduğumuz bir dönemde, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanını ziyaret etmek üzere Özel Kalem Müdürlüğünden randevu talep ettim.  Ertesi gün için saat verdiler.

Başkanın mı eli boştu, biz mi şanslıydık anlamadım!

Arkadaşıma ertesi günü Kocaeli’ye gideceğimi söyleyince bana hem yoldaş hem de şoför oldu.

Büyükşehir Belediyesi otoparkının kapısına varınca, görevli bizi karşılayıp “Belediye ve personel araçlarından başkasını parka alamıyoruz” dedi.

Direksiyondaki arkadaşım “Gazeteciyiz, Başkanı ziyarete geldik” deyince görevli, “Afedersiniz, basın kartınızı görebilir miyim?” dedi.  Kartımı uzattım. Görevli “buyurun” diyerek parkın kapısını açtı. “Şu tarafa park ederseniz, bina giriş kapısına da yakın durursunuz” diyerek işimizi kolaylaştırdı.

***

Hazır bir belediye örneği vermişken devam edelim;

Darıca Belediyesine telefon ettim; başkan o hafta izinliydi. Başkan Yardımcısından randevu istedim. “Konu neydi?” dediler, “Bir kahve ikram etmesini istiyorum”  cevabını verdim.

Ertesi günü Başkan Yardımcısının yanındaydık. Tanıştık, kısaca hal-hatır sorduktan sonra tebessümle “Kahveniz nasıl olsun?” dedi.

Sekreteri “Toplantı hatırlatması” yaparken hemen ayağa kalkıp izin istedik; zorla yerimize oturtup salona telefon etti “Konya’dan misafirimiz var, bana biraz müsaade edin” dedi.

***

Biri Belediye Başkanı olan üç arkadaşımla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ziyarete gitmiştik. Güvenlik kulübesine en son girip işlem yapması için Sarı Basın Kartımı memura uzattım. Memur kartı görünce “Siz beklemeyin, buyurun girin” dedi.

Bir arkadaşımız “O niye hemen giriyor da biz bekliyoruz?” deyince Polis Memuru “Başbakanlık Sarı Basın Kartı vermiş, beklemesine gerek yok, usûl böyle” dedi.

Bahçeye girip arkadaşların gelmesini bekledim.

***

Daha taze bir anı paylaşalım;

Bayramın ertesinde ailece Abant’a gittik. Günlerden pazardı ve sıcaktan insanlar buraya akın ediyordu. Milli Parkın girişindeki bariyer bir iniyor bir kalkıyordu. Belli ki giriş ücreti alınıyordu.

Sıra bize geldiğinde görevli inen bariyeri doğrudan kaldırdı, “buyurun geçin” dedi. Camdaki “Basın” yazısını yeterli görmüştü.

***

Bizim Ahmet Tapu, yıllar önceki bir Adana seyahatini anlatmıştı. Yazalım ona da sürpriz olsun; nasıl olsa kendisi yazmayacak bu anısını.

“Adana Yumurtalık’taki tesislere tatile gidiyorduk. Günün şartları gereği camdaki basın yazısını güvenlik için kaldırmıştım. Adana’da polis kontrolüne girdik. Memur evrakları istedi. Hanım torpidodan ruhsatı alırken ben de cüzdandan ehliyeti çıkardım. Memur o sırada cüzdanda takılı duran Sarı Basın Kartımı görüp “Siz gazeteci misiniz?” diye sordu. “Evet” dedim. Uzattığım evrakları kontrol etmeden geri verip iyi yolculuklar diledi.

***

Konyaspor’un peşinde seyyah olduğumuz zamanlardan bir hatıra;

Mehmet Yenikaynak ve merhum Servet Arıcıoğlu ile birlikte Adana’dayız. Stadın giriş kapısına belki yetmiş-seksen metre kalmıştı ki, görevli  “Vay benim canım hemşehrim, hoş geldin” diyerek gür sesi ve güler yüzüyle dikkat çekti.

Bir yanımda Mehmet, diğer yanımda Servet sağa-sola, arkaya bakınarak “Kime sesleniyor bu adam” diye söylendiler. Kapıya yaklaşınca, görevli bize doğru geldi ve kucaklaştık. Mehmet “Biz hepimiz Konyalıyız, Mustafa senin nasıl hemşehrin oluyor?” deyince görevli “Hepimiz aynı vatanın çocuğuyuz, hemşehrilik oradan da, sizi yeni görüyorum” dedi. Sonra beni kapıdan buyur etti ve Servet ile Mehmet’e kartlarını sordu.

Mehmet, “Hemşehrim diye Mustafa’ya kart sormadın” diye takılınca; “Hem geçen sezon, hem daha önceki sezon maçlarına da geldi, artık tanıyorum. Kart sormak ayıp olur” dedi.

***

Bu hadiseden sonra ertesi hafta Konya’dayız.

Stadın kapısında, neredeyse haftanın her günü görüştüğümüz, arkadaş mesabesinde bir görevli var.

Selam verip önünden geçerken “Mustafa’cığım, yanlış anlama, kartını göster öyle gir” dedi.

Adımı, soyadımı, çalıştığım gazeteyi, kaç yıldır o gazetede çalıştığımı, hatta evimin hangi mahallede olduğunu dahi biliyordu oysa.

Adana’yı hatırlayıp tebessüm ettim ve kartı çıkarıp yüzüne uzattım.

“Adana’da bile bu kartı artık sormayacak kadar benim gazeteci olduğumu biliyorlar da, senin öğrenememen şaşırtıcı” deyip geçtim.

***

Bütün bunları niye mi yazdım?

Hatıra işte…

Bende saklı kalmasını istemedim.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.