1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkcı

  3. Kandırma mı, Kalkışma mı?
Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kandırma mı, Kalkışma mı?

A+A-

Bugün bir zafer kutluyoruz. Bildiğimiz zaferlerden çok farklı! Peki, zafer nedir? 30 Ağustos Zaferimizi hatırlayın. Sömürgeci devletler ile onların beslemesi yancı devletler açıkça savaş ilan etmiş, vatanımızı işgal etmiş ilerliyorlar. Buna ek olarak bir de içimize karıştırıp besledikleri hainler var. Onlar da görüntü ve konuşmaları ile bizden gibi dururken, düşmanın emellerine hizmet ediyorlar.

*

Geçen yüzyılda tarihteki son “Türk İmparatorluğu” olan Osmanlı Devletini parçalayıp, yıkan bu güçler, yıkıntılar arasından yeni bir Türk Devletinin kurulmasını engellemek için ellerinden geleni yaptılar. Ancak bir 30 Ağustos günü bunu başaramayacaklarını anladılar. Kaçtılar, geri çekildiler ama vazgeçmediler! Ertelediler. Yöntem değiştirdiler.

*

Kurulmasını engelleyemedikleri son bağımsız Türk devleti olan Türkiye Cumhuriyetini asla sindiremediler, sadece kabul etmiş göründüler ve gelişmesini önlemek için ellerinden geleni yaptılar..

*

Bizi kendi devletimize düşman etmek için, zaferlerimizi, başarılarımızı, kazanımlarımızı küçük gösterecek yalanları yaydılar, kahramanlarımıza iftiralar attılar...  Bizim çocuklarımıza Türk olduklarını unutturacak kadar, bizim çocuklarımızı bizim devletimize düşman edecek kadar gemi azıya aldılar. Ve kandırdıkları bizim çocuklarımızdan aldıkları güç ile devletimizi ele geçirmeye kalkıştılar:

*

Savaş devam ediyor ama rekabet görüntüsünde. Kan yok gibi ama yok etmek var yine de! Bu rekabetin şartları da savaşı aratmıyor aslında! Hile de serbest kandırmak da… Kandırılan taraf güçlü olsa da kaybediyor sonuçta .

*

Çağdaş rakipler, en çok kandırma yöntemlerini kullanıyorlar. Kandırmak için siyasetçilerimizi, yazarlarımızı, gazetecilerimizi, tarihçilerimizi hatta din adamlarımızı bile satın alıyorlar. Satın alamazlarsa kendi adamlarını aramıza karıştırıyorlar.

*

Kafalarımızı karıştırıyorlar ve karışan kafalara kendi fikirlerini, kendi yalanlarını duruma göre ekonomi diye, duruma göre din diye, duruma göre tarih diye, duruma göre proje diye yutturuyorlar. Kananları beslerken, kanmayanları dışlıyor ve susturuyorlar. Gerçekler ile yüzleşme sorumluluğu taşıyamayanların ciğerine kadar ulaşıyorlar tatlı yalanlar ile... Ve kandırdıkları çocuklarımızdan aldıkları güç ile devletimizi işgal etme emellerini sürdürüyorlar

*

Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın bir 15 Temmuz sonrası “kandırıldım” demesi gerçekleri değiştirmiyor. Bu hain kalkışmanın, kandırılmamış olanların cesareti ve feraseti ile bastırılmış olmasını da anlamak gerekiyor. Kandığımız yalanlar ile kurulan politikalar yerine doğrular ile yapılan yeni politikaları koymak da gerekiyor! 

*

Savaşsız işgal yöntemlerine karşı başka yol yok, kandıranların gittiği yoldan dönmek gerekiyor! Kandıranların düşman gibi gösterdiği kişi, görüş ve hedefler ile barışmak gerekiyor. Kandıranların kullandığı din gibi temiz vicdanlarda yaşanması gereken bir duygunun, suiistimal edilmesine sebep olan yanlış politikalardan vazgeçmek gerekiyor.

*

Kandırıldım diyenlerin, kandıranların yolunda yürümeye devam etmesi de ne oluyor?

*

Hukukta, kanmak, kandırılmak bir mazeret değil bir suç olarak tanımlanıyor. Kandıranlara karşı gerçekten mücadele edeceksek, kanmaya alışmış nesil yerine sorgulayan ve hukuku adaleti anlayacak şekilde eğitim alan bir nesil yetiştirmek gerekiyor.

*

Haklı çıkmak için konuşanlara değil, hakikati ortaya çıkarmak için konuşanlara itibar etmek gerekiyor. Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.