Rahime Kongur

Rahime Kongur

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kapı

A+A-

Ölüm, ahiret yurduna inananlar için, bir son değil; bilakis yeni bir başlangıç, sılaya dönüştür. Ve ölüm bu minvalde, ahiret hayatına açılan bir “kapı” mesabesindedir. Bu yazımızda, o kapıdan geçiş anını, o kapıda yaşananları, dünya hayatını geride bırakarak ahiret hayatına başlayacağımız anı tefekkür edelim istedik:
“Her nefsin muhakkak tadacağı ölüm”  hakkında, Rabbimiz şöyle buyurmuştur: 
“Ölüm sarhoşluğu (sekerâtı, baygınlığı) gerçekten gelir de, İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir! denir.” (Kâf, 19)
Peygamber Efendimiz (SAV) ölüm anı ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz kul, ölüm acısını ve ölüm sarhoşluğunu iliklerine kadar hisseder. Vücut azaları birbiriyle selamlaşarak, biri diğerine, Allah’ın selâmı (rahmeti) senin üzerine olsun; sen beni, ben de seni kıyamete kadar terk ediyoruz der.” 
Ömrümüzün en son ve en zor halidir sekerât (baygınlık) hâli… Nitekim Peygamber Efendimiz can emanetini sahibine teslim ediş anındaki bu halin çile ve sıkıntıları için Allah’a şöyle dua etmiştir:
“-Ya Rabbi, bana ölüm sekerâtını kolaylaştır.” 
“Allah’ım! Rûhu sinir aralarından, damarlardan ve parmak uçlarından çekip alan Sensin. Allah’ım! Ölüme karşı bana yardım et ve onu bana kolaylaştır.” 
* * *
İmam Gazali Hazretleri, ölüm anı ile ilgili olarak şöyle demiştir:
“-Şunu iyi bil ki, miskin ve zavallı olan bu kulun önünde, can çekişmenin dışında, karşılaşacağı keder, korku ve azaptan başka hiçbir şey olmasaydı bile sadece ruhunun çıkış anındaki sancılar, onun hayatını zehir etmeye, neşesini kaçırmaya, onu gafletten uzaklaştırmaya yeterdi. Bu, insanın üzerinde uzun uzun düşünüp çare araması ve en büyük hazırlığı yapması gereken bir haldir. Özellikle bu hal, insanın (bilgisi ve yetkisi dışında) her nefes önüne çıkabilecek bir iş olunca, durum daha nazik olmaktadır.
Hayret etmemek elde değil! Eğer insan bir eğlence yerinde zevk ü safa içerisinde eğlenirken biri gelip kendisine üç-beş sopa vursa, hayatı zehir olur, ağzının tadı kaçar, zevki kalmaz. Aynı insan, her nefes alıp verişinde ölüm meleğinin her an canını alması tehlikesiyle karşı karşıya iken bundan gâfildir. Bunun tek sebebi, cehalet ve içinde bulunduğu hayat ile aldanıştır. 
Şunu da iyi bil ki, ölüm sancılarının verdiği acıyı, onu tadandan başkası bilemez. Ölüm sancılarını tatmayanlar ise, onu çektiği diğer acılara kıyas ederek ya da insanların son nefeslerini verirken geçirdikleri hallere bakarak anlamaya çalışırlar.” 
Sevgililer Sevgilisi Efendimize, ölüm ve şiddeti sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:
“-Ölümün en hafifi, yünün içinde bulunan pıtrağa benzer. Hiç pıtrak, yünsüz çıkar mı? Elbette ki onunla beraber yün de gelir.” 
Hayırlı günler dilerim.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar