1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Karabağ’dan Kıbrıs’a Yol Gider mi?-1
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Karabağ’dan Kıbrıs’a Yol Gider mi?-1

A+A-

Ermenilerin yaklaşık 30 sene önce hainlik, barbarlık ve katliamlarla işgal ettiği Karabağ’ın geçen hafta itibariyle yeniden Azerbaycan topraklarına dâhil edilmesi Türklerin şanlı zaferlerinden biri olarak tarihteki yerini aldı. ‘Türkiye’nin buhranlı dönem yaşıyor olmasından istifade ederek’ batılıların destek ve kışkırtmalarıyla Karabağ’a el koymaya kalkan Ermeniler 30 yıl sonra ‘kendi kaşıntıları sonucu’ başlayan savaşa ancak bir buçuk ay dayanabildiler. Azerbaycan Ordusu karşısında her güne yeni bir hüsranla uyanan ‘şımartılmış’ Ermeniler bugünlerde işgal ettikleri toprakları terk etmenin telaşını yaşıyor.

Ancak Ermenistan’ın aldığı tarihi yenilgide ‘göz ardı edilmemesi gereken önemli detaylar’ var. Başbakan Paşinyan ordusunun durumuna bakıp ‘Karabağ’ı terk etmeyi’ kabul eden yenilgi anlaşmasını imzalayınca, Ermeni halkı adeta isyan harekâtı başlatıp hükümet üyelerini linç etmeye kalktı. Eylemler sırasında ASALA yazılı pankartların kullanılması da dikkat çekiciydi. Zorbalıkla işgal ettikleri toprakların kahramanca ellerinden alınmasını hazmedememiş olmalıydılar!

***

Azerbaycan Ordusunun Ermenilerin ümidini yerle yeksan eden Şuşa zaferini müteakiben Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar Bakü’yü ziyaret edip Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile bir araya gelmişti. Türk-İslam dünyasına şan ve şeref katan Karabağ zaferi de bu özel buluşmayı takip eden günlerde gerçekleşti. Ermenilerin baş hamisi Fransa ve diğer Türk düşmanı ülkeler lâl olmuşçasına, gelişmeleri seyretmenin ötesine geçemedi. Ve öyle anlaşılıyor ki Amerika’nın yeni Başkanı Biden da ‘senatodan gelecek tazyiklere rağmen’ Türkiye ile iyi ilişkiler kurmanın gayretinde olacak.

Bu gelişmelere rağmen -kendi sınırlarımız içindeki bazı çevrelerin- Azerbaycan’ın Karabağ zaferini gölgelemeye yönelik söylemlerini hayretle ve ibretle izliyoruz!

Kıbrıs’ta tarihi

ihya zamanı

Şimdi vakit Türklerin üç kıtayı kucaklayan kollarını budamak için akla gelmedik hile ve desiseler kurgulayıp 19. yüzyılın başlarında kısmen de olsa hedefine ulaşan, sömürgeciliğin ağababası İngiltere’nin Kıbrıs’a nasıl el koyup bugünlerin zeminini nasıl hazırladığını hatırlama zamanıdır.

Meşhur 93 harbinde Osmanlı’nın Rus İmparatorluğu’na yenilmesini fırsat bilen İngilizler, ‘güya yardım amacıyla’ Berlin Antlaşması Kapsamında 92 bin altın karşılığında Kıbrıs’ı Osmanlı’dan kiraladı. 4 Haziran 1978 tarihli anlaşmaya göre Kıbrıs’ın yönetimi -geçici olarak- İngilizlere geçse de Osmanlı’nın mülkiyeti hakkı bâki idi.

Adaya ‘Komiser’ namıyla yöneticiler atayan İngilizler, Osmanlı’nın 1914’de başlayan Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yanında yer alması üzerine 5 Kasım 1914’de Kıbrıs’ı ilhak ettiğini, ‘daha doğrusu, kiracısı olduğu mülke el koyduğunu’ ilan edip Vali tayin etti.

Osmanlı, İngilizlerin bu kararını elbette kabul etmedi; zira yapılan şey düpedüz gaspçılıktı. Ancak Lozan Antlaşması’nın 20. maddesine ‘Türkiye, Britanya Hükümeti tarafından Kıbrıs'ın 5 teşrinisani 1914’de ilân olunan ilhakını tanıdığını beyan eder’ şeklinde bir hüküm yerleştirilerek İngiltere’nin hırsızlığı -sözde- perdelendi.

Sonrası dizi film yapılsa yeridir… Rumlar 1931’de Enosis isteğiyle, yani Yunanistan’a bağlanmak üzere ayaklandı. İngilizler ise -sözde çözüm üreterek- Adadaki okullarda Yunan ve Türk tarihinin okutulmasını ve iki ülke bayraklarının kullanılmasıyla Yunan-Türk milli kahramanlarının resimlerinin sergilenmesini yasakladı. Doğu Ortodoks Kilisesi 1950 yılında enosis için referandum düzenledi. Yetmedi, Rumlar 1955’de EOKA örgütünü kurarak adayı kan deryasına çevirmeye başladı.

İngilizler adeta adadaki Türklerin Rumlar tarafından kurşuna dizilerek yok edilmelerini istiyordu. Sözde idaresi altındaki topraklarda Rum terörü eserken onların kılı kıpırdamıyordu. Ada 1960’da Kıbrıs Cumhuriyeti adını alarak bağımsızlığını ilan edince; İngiltere’nin Lozan’da ada üzerinde elde ettiği imtiyazın hükmü de ortadan kalkmış oldu. Artık silahlı Rumlarla silahsız Türkler baş başaydı.

EOKA’cılar Türk kanı dökmeye devam ederken dünya ülkeleri seyre dalınca 1974’de Türk Silahlı Kuvvetleri şanlı bir harekâtla Rum terörünün belini kırdı. Bunun sonucunda adanın kuzeyinde 1976’de Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. 15 Kasım 1983'te de Kıbrıs Türk Federe Devleti Meclisi oy birliği ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ilan etti.

Yarın devam edeceğiz…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.