1. YAZARLAR

  2. Mustafa Ertaş

  3. Karamanoğulları’nın Sonu Sürgünler ve Karacaoğlan
Mustafa Ertaş

Mustafa Ertaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Karamanoğulları’nın Sonu Sürgünler ve Karacaoğlan

A+A-

Anadolu Selçuklu Devleti’nin büyük hükümdarı Alâeddin Keykubad, Karamanoğulları Beyliği’ni, Ermenek’te Kamış Boğazı ile Balkusan yörelerine 1228 yılında yerleştirmiştir. 1473 yılında Osmanlı Devleti Karamanoğullarına, Ermenek’teki Mennan Kalesi’nde son verir. Osmanlılar, Taşeli ve Karamanoğulları diyarından halkı aileleri ile birlikte önce bilim adamlarını, sanatkârları, ulemaları İstanbul’a sürgün etmiştir. Tüm Taşeli halkından yakalayabildiklerini de, Türkiye’nin birçok vilayetlerine ve Suriye’de, Hama-Humus- Rakka, Kıbrıs, Balkanlar, Doğu Karadeniz’e, kadar sürgünler devam etmiştir. Bu sürgünler nedeniyle Karacaoğlan’ın şiirleri o ülkelere, de yayılınca,  çok beğenilmiş, benimsenmiş, bilinir olmuştur. Çünkü Karacaoğlan’ın şiirlerini her okuyan kendini o şiirlerde bulmuştur. Böylece ‘Karacaoğlan bizdendir’ diye sahiplenmeye sebep olmuştur. Yunus Emre’yi de birçok yerin sahiplenmesi gibi. Karacaoğlan halkımızın çok sevdiği,  şiirlerinin tadına doyamadığı bir halk ve Hak şairidir. Değerli yazar Ali YILDIZ,  Taşeli’nin çocuğu ‘Karacaoğlan’ın gidemediği yerlere şiirleri gitmiştir’ der. Karacaoğlan’ın doğum, ölüm tarihleri,  kesin olarak bilinmemektedir. 1606’da doğduğu, 1693’de öldüğü, son araştırmalara göre de 16. yüzyılda yaşadığı yazıla gelmektedir. Karacaoğlan’ın gidemediği ülkelere, sürgünler sebebiyle şiirleri ulaşan Türk Halk Edebiyatı’nın ölümsüz ozanına, Rumeli, Azerbaycan ve Türkmenistan’da sahip çıkmaktadır. O bölgelerde de buralı diye kitaplar yazılmakta, şenlikler düzenlenmektedir. Bizler bu sahiplenmelerden mutluluk duymaktayız. Çünkü Karacaoğlan’ın o güzel deyişleri, cana can katan şiirleri Türk halkını ve insanları sevgide, mutlulukta, güzellikte birleştiriyor. Bu ne güzel bir duygudur ki; Bu duygu, Türk dünyasının ortak kültüründen kaynaklanmaktadır.

Taşeli’nden Silifke’nin

Doğu’suna göçler

Karamanoğullarının yaşadığı dönemlerde Silifke’den doğuya doğru yabancı ırkların elindeydi. Çoğu zaman da o topraklar el değiştirip duruyordu. Ancak Karacaoğlan o yabancı ırklar içinde uzun süre kalabilmesi düşünülemez. O topraklar kesin olarak Yavuz Sultan Selim (1512-1520) yılında Osmanlılara geçmiştir. Orta Toroslardan, Taşeli’nden, Konya’dan o yörelere (Adana, Bolkar Dağı, Aladağ yörelerine) göçler başlamıştır. Keşrefli,  Bahşiş¸ Bozdoğanlı Yörük Obaları o bölgelere göçlerle giderlerken Karacaoğlan’ın şiirlerini götürmüşlerdir. “Taşeli’nden sonraki asırlarda da mühim göçler olmuştur. Bu konuda Müfettiş Ali Rıza Yalgın (Yalman)  “Cenupta Türkmen Oymakları kitabında şöyle der.  Bu göçler bilhassa komşu bölge Çukurova’ya yapılmıştır. Bozdoğan, Melemenci,  Karahacılı, Kürkçülü, Bahşişli, Keşşefli, gibi. Müfettiş Ali Rıza Yalgın, Adana tarafları yörüklerini anlatırken de 20.07.1928 günü  Keşşefli  Oymağına vardım. Dudaklı Mehmet  Ağanın obasına girdim. Obada Ermenek’in Barçın Yaylasından misafir gelmiş iki Keşşefli yörüğü buldum. Bunlar Mehmet Ağanın akrabaları idi.  Mehmet Ağanın dedesi de 1815 yılında buraya Ermenek’in Barçın Yaylasından göçüp gelmişlerdir. Keşşefli Aşireti kışın Dört yol çevresinde bulunurlar. (2)

***

mustafa-ertas-(2).jpg

Ali Rıza Yalgın devamla.  21.07.1928 günü Bolkar dağında, Bahşişler arasına girdim.  Bahşişler 1773 yılında Ermenek kazasının Barçın Yaylası’ndan göçmüş ve buraları yayla edinmişler. Bugün Aşiretin 110 çadırından başka Niğde, Armutlu, Aladağ’da ayrı obalarda birçok Bahşiş bulunur” der. (3) Bahşiş Aşireti de kışın Adana’nın kiralık yaylalarında kışlar. “Biz Türk’üz ama toprağımız yok” diye sızlanırlar. Çadırları keçi kılından yapılmıştır.

Konya’da ilk Tedrisat Müfettişi Ali Rıza Yalgın şöyle der; “Ben Konya’da ilk Tedrisat Müfettişi iken 11 kazalı Konya’da Muharrirlik yaptım. Görevim sebebiyle gittiğim Ermenek kazasının Başdere, Sarıveliler, Barçın Yaylası, Ermenek köylerinde yaptığım tetkikat ve tahkikatta Karacaoğlan şiirlerinin sazla çalındığını, sözle okunduğunu işittim. Türkiye’de ilk defa bu şiirleri derleyerek Konya’da Türkiye’nin en büyük gazetesi Babalık Gazetesi’nde ilk olarak 22 Zilkade 1340, M. 18.07.1922’de Arap harfleriyle yayınlanmıştır.

 

Bu şiirlerden birkaç dörtlüğü sizlere sunuyoruz.

 

Barçın yaylasında üç güzel gördüm,

Birbirinden üstün şivga fidandır,

Aklım şaştı garip belim büküldü,

Kaşlar hilal gözler ahu cerandır.(7)

 

Bellerinde gördüm Lâhur şalını,

Yanakları gülden almış alını,

Al sıktırma kavuşturmuş belini,

Güzellere bildim bunlar sultandır.

 

Üç kumrudur su başında ötüşür,

Yol üstünde bana seyran yetişir.

Yatışır mı deli gönül yatışır,

Avcıyım ammonlar benden şahandır.

 

Karac’oğlan der ki bu yer neresi,

Altınoluk Pınarbaşı süresi,

İnce belde saçlarının turası,

Böyle selvi endam akla ziyandır.(7)

 

Güzelim geziyor gölde gölekte,

Altın küpe şan veriyor kulakta,

Cennet-i âlâda huri melekte,

Acep şu güzelin var mı bir eşi.

 

Sabahleyin su içerken kurnada,

Bir eşini gören yoktur dünyada,

Kayseri’de,  Karaman’da,  Konya’da.

Acep şu güzelin var mı bir eşi.

 

Sabahleyin kalkar Kur-an’ın okur,

Kakülün görür de bülbüller şakır,

Ne İstanbul koydum ne Diyarbekir.

Acep şu güzelin var mı bir eşi.

 

Karac’oğlan der ki düştüm bir derde,

Ciğer kebap oldu yandı gamlerde,

Güneşin doğduğu, battığı yerde,

Acep şu güzelin var mı bir eşi.

 

Sabahtan seherde suya giderken,

Üşüyor parmağı eli kızların,

İnce bel üstünde cevahir kemer,

Zıhgirden1 geçiyor beli kızların.

 

Irakta yitirsem yakında bulsam,

Mevlâ izin verse koynuna girsem,

Al yanaklarından bal deyi emsem,

Dudağından akar balı kızların.

 

Sevgilimin gayet ince beli var,

Şekerden şerbetten şirin dili var,

Ak alnında deste deste gülü var,

Tütüyor başında gülü kızların.

 

Karac’Oğlan öldüğümü bilsinler,

Toplansınlar namazımı kılsınlar,

Mezarımı yol üstüne koysunlar

Geçerken uğrasın yolu kızların.(8)

Sayfa:  S.N.E. s.148-149

 

Karacaoğlan, konargöçer yaşamdan, yerleşik hayata geçmiş bir Türkmen, gerçek bir Türk’tür.  

 

Methederler Karaman’ın İlini

Köprüsü yok geçemedim selini

Kervan yaylasını, Perçem belini

Lâle, sümbül, bürüsün de gidelim.(8)

 

Kalk gidelim Balkaman’dan (Balkusan )yukarı

Oturup durana devlet yar olmaz

Yiğidin bir başı gezginci gerek

Yiğit gezmeyince adam olamaz.(8)

mustafa-ertas-(3).jpg

 

Sarıveliler ilçesinde Karamanoğulları’ndan kalan tarihi Ulu Cami, Konya Vakıflar Müdürlüğü tarafından 2013 yılı restore yapılırken 15 Ağustos’ta caminin iki metre güneyindeki hazirede Karacaoğlan’ın mezarı ve mezar taşı bulundu.

Bu konuda yeminli mütercim, bilir kişi, Muhammed Doğan şöyle der:  Karacaoğlan’a ait mezar taşı üzerindeki Arap alfabesi ile yazılan yazıları okudum. Türkçe’ye çevirisi:  “Karacaoğlan’ın ruhuna Fatiha” yazmaktadır. İlgililerin bilgisine sunulur.       

Muhammed Doğan. İmza. 09. Eylül 2019

                                              

1: Zihgir-yüzük- Osmanlılarda Okçulukta Yaygn, baş parmak ile germeyi gerektiren teknikte kullanılan, başparmağa takılan halka benzeri apart.

2-Altınoluk: Barçın yaylasında Altıntaş yöresindedir.

3- Kervan Yaylası, Perçem beli: Ermenek’e bağlı Kazancı kasabasının güneyinde, Anamur yörüklerinin Barçın Yaylasına gittikleri göç yolu üzerindedir.

Balkaman (Balkusan) Ermenek’e bağlı Karamanoğulları’nın türbesinin bulunduğu köy.

 4-Cenupta Türkmen Oymakları: 1ci cilt, s.218-den 223 kadar. Yazarı: Ali Rıza Yalgın(Yalman)

5-Cenupta Türkmen Oymakları: 1.cilt, s.210

6- Cenupta Türkmen Oymakları: 2-cilt s.389- Yazarı: Ali Rıza Yalgın

7-Karacaoğlan s. 201 Barçın Yaylası,Yazarı: Cahit Öztelli, Milliyet yayınları

8-Karacaoğlan: S.104- S.149 – S.320 Yazarı:Sadeddin  Nüshet Ergun

mustafa-ertas-(1).jpg

 

 

                                                                  

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.